24 Kasım Öğretmenler Günü
Eğitim ve öğretim sürecine önderlik ve rehberlik eden, öğretimin gerçekleşmesi için çalışan kişiye öğretmen denir. Öğretmenlik bir meslektir ve belli bir okulu bitirmiş ve eğitim öğretim işini yapabilecek yeterlilikte eğitim ve formasyonun alınmış olması gerekmektedir. Sınıf öğretmenleri Üniversitelerin eğitim fakültelerinde yetiştirilir. Branş öğretmenleri ise yine üniversitelerin eğitim fakültelerinde bölümlerde ve teknik eğitim fakültelerinde yetiştirilir. Ülkemizde ilk öğretmen yetiştirilen kurum 16 Mart 1848′de açıldı. Eskiden öğretmenlere muallim denirdi.

İnsan, dünyaya geldiğinde, daha bebek iken gözlerini açar açmaz çevresindekilerini hissetmeye çalışır. Yemeği, içmeyi, emeklemeyi, yürümeyi, koşmayı ve konuşmayı öğrenir. Kendisini ve çevreyi algılamaya çalışır. Tüm bunlara karşın yine de yardıma muhtaçtır. İnsanın yaşamdaki ilk yardımcıları anne, baba, abla, ağabey, nine ve dedesidir. Büyüyüp gelişen çocuk bilgilenme sürecine girer. Bu nedenle aile içi eğitim ve öğretim yetersiz kalır. Çocuğun bu döneminde ihtiyaç duyduğu bilgileri, ancak okulda öğretmen klavuzluğuda sistemli bir eğitimle olacağı ve yönlendirileceği somut olarak ortaya çıkmıştır. Okulun ve öğretmenin devreye girmesiyle ailenin de bu konuda sorunu çözülür.
Bir ulusun çağdaş ülkeler düzeyine erişebilmesi; eğitim ve öğretimin kaliteli ve bilimsel yöntemlerle yürütülmesi ile ancak mümkün olabilir. Eğitim sorunlarını çözen uluslar; kültür, sanat, bilim, teknoloji, sosyo-ekonomik alanında da kalkınmış ve ilerlemiştir. Eğitime gereken önem ve ilgiyi göstermeyen uluslar, başka ulusların kölesi olmaya mahkumdurlar. Kalkınmanın temel şartı eğitim ve öğretimdir.
Öğretmen; insanları eğitmeyi ve öğretmeyi meslek edinen, eğitim kurumlarında çocuk ve gençlerin eğitim öğretimlerine rehberlik eden, yön veren ve yaşam hazırlayan kimsedir. Öğretmenler gününün amacı öğretmenin toplumdaki yeri ve rolü önemi ve değeri nedir, sorunlarını belirlemek ve öğretmeni olması gerekli yüce oruna oturtmaktır. Öğretmenlerin kendi aralarında bağı kuvvetlendirmek, öğrencileri ile aralarındaki sevgi, saygı ve dayanışmayı güçlendirmektir. Emekli olan öğretmenleri saygıyla anmak ve yeni atanmış öğretmenlere mesleklerinin kutsal bilincine varmalarını sağlamaktır. İşte, Öğretmenler Günü, bu fedakar öğretmenlerimizin kıymetini bir kez daha düşünüp anlamamızı sağlayan önemli bir gündür. Öğretmenlerimize duyduğumuz saygı, sevgi ve şükranlarımızı dile getirmek için bu günü fırsat bilmeli ve bu duygularla, onların ellerini öpmeliyiz. Okulu bitirip hayata atıldığımız zaman, bizi bu günlere hazırlayan öğretmenlerimizi hatırlamak, ziyaret etmek ya da bir telefon, kart veya mektupla hatırlarını sormak onlar için en büyük ve en değerli armağan olacaktır.
Atatürk’e “Başöğretmen” ünvanı verilişinin 78’inci ve bu günün öğretmenler günü olarak kutlanmaya başlanmasının 26’ıncı yılı…24 Kasım Öğretmenler günü…Sizin gününüz…
Çok özel, çok yüce bir mesleğin sahibisiniz. Bedeli hiçbir maddi karşılıkla ölçülemeyecek kadar saygın. Sevgi ve fedakârlık mesleği. Sınırları okul ve sınıf duvarlarıyla çizilemeyecek, zil ile başlayıp bitmeyecek kadar ağır bir sorumluluk gerektiren kutsal bir görev. Bu mesleğin tarih boyunca da böyle görüldüğünü, “bilgelik mesleği” olarak kabul edildiğini, değerinin ve öneminin her dönemde vurgulandığını biliyoruz.
Atatürk diyor ki “Dünyanın her yerinde öğretmenler toplumun en özverili ve en saygıdeğer öğeleridir.” Yüzyılar öncesinde Diyojen, “Yeryüzünde öğretmenlikten daha şerefli bir meslek tanımıyorum.”demiştir. Socrates ise öğretmenin ve öğretmenliğin önemini, “Dünyada her şeye değer biçilebilir, ama öğretmenin eserine değer biçilemez. Çünkü onun eseri hem her şeydir hem de hiçbir şeydir.” diye belirtmektedir. Hz. Ali, öğretmenliğin paha biçilmez değerini en kısa ve etkili biçimde, “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” diyerek ifade etmektedir. Bu şekilde ünlüleri ve sözlerini çoğaltarak pekçok örnek sıralamak mümkün.


Öğretmenler Gününün Kısa Tarihçesi
Türkler, ilk önceleri Göktürk ve Uygur alfabelerini kullanmışlardır. 8. Yüzyıldan itibaren, İslamiyetin kabul edilmesiyle birlikte Uygur alfabesi bırakılarak Arap alfabesine geçilmiştir. Kurtuluş Savaşı’nı kazandıktan sonra, 29 Ekim 1923′te Cumhuriyet’i kuran ulu önder Atatürk, askeri ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda birçok yeniliği başlatmıştır. Bu yeniliklerden biri de, 1 Kasım 1928 tarihinde çıkarılan 1353 sayılı kanunla, Arap alfabesi yerine Latin alfabesinin kabulü olmuştur. Bu tarihten itibaren yeni harflerin öğrenilmesi ve okur yazar sayısının artırılması konusunda büyük bir seferberlik başlatılmıştır. 24 Kasım 1928 tarihinde açılan, Millet Mektepleri’nde, yaşlı, genç, çocuk, kadın. herkese yeni harflerle okuma yazma öğretilmiştir. Millet Mektepleri’nin açılışı ve Atatürk’ün Başöğretmenliği kabul tarihi olan 24 Kasım günü, 1981 yılından beri Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır.
Atatürk, Ulus okulları dediğimiz Millet Mektepleri’nde yazı tahtasının başına geçerek dersler verdi. Bakanlar Kurulu 11.11.1928 tarihinde yaptığı toplantıda Atatürk’e Ulus Okullar Başöğretmenliği unvanını verdi. 24 Kasım Atatürk’ün Millet Mektepleri Başöğretmenliği’ni kabul ettiği gündür. Atatürk, öğretmenlerin Kurtuluş Savaşı’nda nasıl canla başla çalıştıklarını yakından izlemiştir. Yurdumuzun düşman tarafından paylaşıldığı sırada öğretmenler “Öğüt Kurulları” oluşturarak halka ulusal bağımsızlık, Ulusal Kurtuluş Savaşı düşüncelerini yayıyordu. Öğüt Kurulları dışında öğretmenler 14 eğitim kuruluşu ile birlikte “Milli Kongre Cephesi”ni kurdular. “Milli Kongre Cephesi”, düşmanların İzmir’i işgal ettikleri günlerde Sultanahmet Mitingini hazırladı. Bu mitingin konuşmacılarından çoğu öğretmenlerdi.
Öğretmenlik kutsal bir meslektir ve bu işi yapacak kişilerin işlerine gönül vermeleri gerekmektedir. Çünkü, tüm meslek gruplarına dağılan kişiler öğretmenler tarafından yetiştirilmektedir. Atatürk “Öğretmenler! Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır” ve “Ulusları kurtaracak olan yalnız ve ancak öğretmenlerdir. ” demekle, öğretmenliğin önemini vurgulamıştır. Bir milletin milli, ahlâki ve kültürel yönden güçlü ve medeniyet bakımından kalkınmış olması öğretmenlerinin üstün çalışmalarına bağlıdır. Milli birlik ve beraberliğimizin teminatı öğretmenlerdir.
Atatürk’ün 100. Doğum yıldönümü olan 1981 yılında, 24 Kasımın her yıl Öğretmenler Günü olarak kutlanması kararlaştırıldı. Öğretmenler Günü’nde öğretmenin toplum içindeki yeri, değeri belirtilir. Öğretmen sorunları dile getirilir. Öğretmenler Günü’nde; eğitime, öğretime hizmet etmiş, saygınlık kazanmış öğretmenler anılır. Gençlerin yetişmesindeki katkıları anlatılır. Mesleğe yeni başlayan öğretmenler 24 Kasımda Öğretmen Andı içerler. Öğretmen toplumda her türlü tutum, davranış ve görünüşüyle örnek insandır. Çevresine ve insan haklarına saygılıdır. Sevgi doludur. Ülkenin şekillenmesinde önemli rol oynar.
Mesleğe yeni giren öğretmenler 24 Kasımda Öğretmen Andı içerek göreve başlarlar. Ulu önder Atatürk’ün önemsediği bu meslek, ülkenin gelişmesi için son derece önemlidir. Milli birlik ve beraberliğin gelişmesinde vatanını, milletini, bayrağını seven, idealist eğitimcilere ihtiyacımız artıyor. Asıl başarı, köy okullarında tüm zorluklarla mücadele edip, ışığını toplumla paylaşmaktır. İşte bu açıdan idealistlik ister öğretmenlik mesleği.
Tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyoruz.
MİLLETLERİ KURTARANLAR; YALNIZ VE ANCAK ÖĞRETMENLERDİR. ÖĞRETMENDEN, EĞİTİCİDEN YOKSUN BİR MİLLET; HENÜZ MİLLET ADINI ALMAK KABİLİYETİNİ KAZANMAMIŞTIR.
ATATÜRK
Öğretmenler Günü İle İlgili Güzel Sözler
- Ulusları kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. (Atatürk)
- Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. (Atatürk)
- Dünyada her şeye kıymet biçilebilir. Ama öğretmenin eserine kıymet biçilemez. (Socrates)
- Yeryüzünde öğretmenlikten daha onurlu bir şey tanımıyorum. (Diyojen)
- Yeryüzünde barışı sağlayacak sihirli değnek analarla öğretmenlerin elindedir. Eğitim demek, vücutta ve ruhtaki güzelliği ve mükemmelliği son mertebesine kadar geliştirmek demektir. (Eflatun)
- Toplumların uygarlık düzeyi, öğretmene verdiği değerle ölçülür.
KISA HİKAYE
Valiye üç kere özür dileten öğrenci
- Hocam acil bir durum var. Müdür bey bütün öğretmenleri toplantıya davet ediyor.
- Dersimi bitirseydim.
- Hocam yeni vali okulları geziyormuş. Birkaç saat sonra bizim okula da gelecekmiş. Durum acil.
- Anladım hemen geliyorum.
Dersin kesilmesinden hiç hoşlanmazdı Mehmet Emin öğretmen. Ama Vali gelecekse önemliydi tabi.
- Arkadaşlar, şimdi acil bir toplantıya gitmem lazım ama sizin de dersten geri kalmamanız lazım. Ben yokken benim vekilim kimdir?
Çocuklar hep bir ağızdan bağırdılar:
- Sıınııııfff baaşkanıııııı!
- Aferin arkadaşlar. Şimdi oğlum gel tahtaya. Sen bu konuyu çok iyi biliyorsun. Size ödev verdiğim matematik problemlerini tahtaya yaz ve arkadaşlarına açıklayarak anlat. Ben gelinceye kadar durmak yok. Tamam mı?
- Peki öğretmenim.
Sınıf başkanı göğsünü kabartarak, ciddiyet kazandırmak için hafif de kaşlarını çatarak matematik kitabıyla tahtaya çıkıp tebeşiri eline aldı ve harıl harıl kara tahtaya problemleri yazmaya başladı. Mehmet Emin öğretmen huzurlu bir tebessümle çıktı sınıftan…
Öğretmenler odasında;
- Herkes geldiğine göre başlayabiliriz arkadaşlar. Bildiğiniz gibi ilimize yeni bir vali atandı. Bu vali eğitime çok önem veriyormuş. Bu yüzden sürekli okulları teftişe gelir, eksikleri yerinde görüp yardımcı olurmuş. Ama en sevmediği şey öğrencilerin zayıf olması. Eğer öğrenciler sorduğu soruları bilemezse o okullara bir daha uğramıyormuş. Asker hocam, sizin sınıfa gelmesi için uğraşıcam. Malum okulun en iyi sınıfı sizin. Aman Mehmet Emin Hocam, sakın sizin sınıfa gelmesin, yoksa yandık.
- Ne münasebet efendim. Benim sınıfım iyidir.
- Hocam alınganlık göstermeyin. Herkes biliyor sizin sınıfın ne kadar haylaz ve tembel olduğunu. Vali bey bir saat sonra gelecek. Herkes elinden geldiğince Vali beyi Asker öğretmenin sınıfına yönlendirsin lütfen. Şimdi beni iyi dinleyin…
Mehmet Emin öğretmen suratını asarak emekliliği öncesi mezun edeceği son sınıfın bu şekilde anılmasından rahatsızlığını belli etse de müdür muavinine de kızamıyordu. Derin düşüncelere dalarken müdür muavinin ne dediğini duymuyordu artık.
Toplantı devam ederken;
- Okuldaki bu gürültü ne yahu?
- Vali bey bütün öğretmenler toplantıdaymış. Bu yüzden sınıflarda çocuklar gürültü yapıyor.
- Bu ne ciddiyetsizlik. Ders zamanı toplantı mı olurmuş.
- Herhalde sizin geleceğinizi haber almışlar, onun için toplantıya girmişlerdir efendim.
- Olur mu öyle şey? Ben haber verilmesin demiştim. Kim haber vermiş?
- Eee şey efendim. Önceki gittiğimiz okuldan haber vermişlerdir muhakkak.
- Okulu yıkılıyor yahu! Ne haylazmış bu okulun öğrencileri!
- Ne yapsınlar efendim. Daha çok ufaklar.
- Disiplin yok bu okulda disiplin. Şurada boş bir sınıf var galiba hiç ses yok. Bari orada bekleyelim şu toplantının bitmesini.
Bunu derken bir yandan da kapıyı açan vali bir anda gördüğü manzara karşısında hayretler içinde kaldı. Bir öğrenci tahtada matematik problemi çözerken anlatıyor, diğer öğrenciler de büyük bir ciddiyetle dinliyor bir yandan da not alıyorlardı. Geldiğini gören tahtadaki öğrencinin sesiyle irkildi:
- Ders işliyoruz. Lütfen sonra gelin.
- Özür dileriz. Biz sınıf boş sanmıştık da. Girebilir miyiz?
- Ses çıkarmadan arka tarafa geçip oturun. Ama çok kalabalıksınız sadece iki kişi gelsin.
Heyetin geri kalanı kapıda kalıp Vali bey ve bir yardımcısı mahcubiyet ve biraz da şaşkınlık içinde arka sıraya oturuken sınıf başkanı soruları anlatarak çözmeye devam ediyordu.
- Hayret doğrusu başlarında öğretmenleri de yok ama diğer sınıfların aksine nasıl da sessizce ders işliyorlar.
- Evet efendim. Çok takdir ettim.
Sınıf başkanı kaşlarını çatarak gerisin geriye döndü ve
- Lütfen ders sırasında kendi aramızda konuşmayalım.
Vali beyin şaşkınlığı katlanmıştı.
- Özür dilerim. Bir daha olmaz lütfen dersinize devam edin.
Sınıf başkanı iyice gururlanmış, öğretmenlik rolüne iyice gaza gelmiş bir şekilde devam ediyordu. Problemler bitince yine aynı havayla sınıfa sordu:
- Arkadaşlar! Anlamadığınız bir yer var mı?
Kimseden bir müddet ses çıkmayınca vali bey parmağını kaldırdı.
- Evet buyrun.
- Evladım ben Kocaeli valisiyim. Okulunuzu teftişe gelmiştim.
- Madem Kocaeli valisisiniz neden bizim okulumuzu teftişe geldiniz?
- Tekrar özür dilerim. Ben yeni Konya valisiyim ama uzun süredir Kocaeli’nde görev yaptığım için ağız alışkanlığıyla söyledim.
Tam bu sırada Mehmet Emin öğretmen, müdür ve diğer öğretmenler vali beyin geldiğini haber almış ve telaş içinde açık olan kapıdan gözüktüğünde teneffüs zili de çaldı. Vali bey sınıf başkanını alnından öpüp, müdürün yanına gidip heyecanla sordu:
- Kim bu harika sınıfın kahraman öğretmeni?
Müdür şoku atlatamadığı için kimsenin anlayamadığı bir kaç şey geveleyerek Mehmet Emin öğretmeni eliyle gösterebildi.
- Tebrik ederim öğretmen bey. Bu kadar sınıf öğretmen olmadığı için gürültü patırtı içindeyken, sizin sınıfınız ders işliyordu. Üstelik bütün ders kurallarına da riayet ederek. Eserinizle ne kadar övünseniz azdır.
Ertesi gün Mehmet Emin öğretmen gazetelerde vali bey tarafından yılın örnek sınıfı seçilen ve ödüllendirilen öğrencilerinin haberini okurken göz yaşlarını tutamıyordu:
- Valiye üç kere özür dileten öğrenci!






