Ali Tufan Kıraç
Ali Tufan Kıraç 17 Haziran 1972, Göksun Kahramanmaraş da dünyaya geldi. Sahne adıyla Kıraç, Türk Anadolu rock müzisyenidir
Kıraç öğretmen bir babanın çocuğu olarak ilk öğrenimine doğduğu yerde başladı. 1982’de ilkokul dördüncü sınıftayken babasının tayini nedeniyle ailesiyle birlikte İstanbul’a yerleşti. İlk, orta ve lise eğitimini İstanbul Hasköy’de tamamladı.
Lise eğitimini tamamladıktan sonra Kıraç Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi Müzik Öğretmenliği bölümüne girdi. 1992 yılına gelindiğinde Ortaköy bir barda sahne hayatına başladı. Kendi müziğini daha geniş kitlelere duyurma, paylaşma arzusu sonucu 1994 yılında ilk demo kasetini hazırladı. Bir arkadaşının aracılığıyla TMC Film ile tanıştı. 1998 yılı Mayıs ayında Kıraç
ilk albümü Deli Düş piyasaya sürüldü. Dağların Kadını, Talihim Yok Bahtım Kara ve Ben Yolumu Bulurum şarkılarına klip çekildi.
2000 yılı Ocak ayında ikinci albümü Bir Garip Aşk Bestesi çıktı. İlk klip şarkısı Gidiyorum’un başarısının ardından Kıraç’ın dinleyici kitlesi arttı. Bir Garip Aşk Bestesi ve Karahisar Kalesi adlı şarkılara da video klip çekildi.
Kıraç 2000 yılı Aralık ayında Funda Arar’la yaptığı düet albüm Sevgiliye Sevgililer Günü anısı olarak dinleyicilerle buluştu. Bu albümde Sevgiliye ve Çeşminaz parçalarına klip çekildi. Aynı yılın sonunda müzikseverlerle buluşan Zaman albümüyle geniş kitlelere sesini duyurmaya devam etti. Bu albümde Endamın Yeter, Gönül, Kan ve Gül, Yıllar Sonra ve Zaman parçalarına klipler çekildi.
2002 yılında Kıraç TMC Film’den gelen bir diziye jenerik ve müzik yapma teklifi müzikal yaşamında yeni bir kapı açtı. Zerda’nın jeneriği ve müzikleri geniş kitlelerin ilgisini çekmeyi başardı. Milyonlarca izleyici her hafta dizide olacakların yanı sıra müzikleri, yeni melodileri merakla beklediler. 2003 yılı baharında dizinin müziklerinden oluşan Zerda albümü müzik marketlerdeki yerini alarak başarılı bir satış grafiği yakaladı. Zerda’nın başarısını bir başka dizi, Bir İstanbul Masalı takip etti. Yüksek izlenme oranı bulunan Aliye, Binbir Gece ve Beyaz Gelincik adlı dizilerin müziklerine de imzasını atan Kıraç Aliye/Soundtrack’le adını daha çok duyurdu.
2003 Ağustos ayında yeni albümü Kayıp Şehir için stüdyo çalışmalarına başladı. Albümde yer alan Senden Başka, Tek Hatıra, Razıysan Gel, Yalan ve Ayşe adlı şarkılara video klip çekildi.
Ayrıca Kıraç 2005 yılında ilki düzenlenen 1. Beyaz İnci Televizyon Ödülleri’nde Drama dalında Bir İstanbul Masalı adlı dizi ile En İyi Müzik ödülünü kazandı.
Koyu bir Fenerbahçe fanatiği olan Kıraç Fenerbahçe Spor Kulübü’nün 100. yılı için 2007 yılında bir de beste yaptı ve aynı sene Binbir Gece dizisinin müziğini yaptı.
Üç yıllık bir aradan sonra uzun süren bir repertuar ve stüdyo çalışmalarının ardından, mayıs ayının ikinci haftasında müzikseverlerle buluşan “ Benim Yolum”, Kıraç ruhunun, tarzının, yorumunun bir ürünü .
“Benim Yolum” albümünde 5 şarkının söz ve müziği Kıraç’a ait. Batı kökenli Rock Müziği ile Türk Halk Müziği’nin renklerini ustalıkla birleştiren Kıraç’ın yolu bu albümle batı ile doğuyu birbirine bağlıyor. Albüme adını veren “Benim Yolum” adlı parça yıllar önce Kanada’da yaşayan dünyaca ünlü İranlı şarkıcı Googoosh tarafından seslendirilmişti . Zaland Farid ‘in bestesi olan “Talagh” Kıraç’ın yazdığı sözler ve yorumuyla doğunun büyüsünü albüme taşıyor. Yıllar öncesinden iki şarkı “Hayalimdeki Resim” ve “Ya Seninle Ya Sensiz” farklı düzenlemeleri ve Kıraç yorumuyla yine bu albümde . Namık Nagdaliev, Barış Bölükbaşı, Cavidan Kaya, Tevfik Yalçın, Ömer Faruk Güney’inde söz ve müzikleriyle katkıda bulundukları repertuarda yer alan özel şarkılardan biri de Ümit Yaşar Oğuzcan’ın şiirinin Kıraç tarafından bestelenmesiyle ortaya çıkan “Yıkık”…
Albümleri
Garbiyeli
Benim Yolum
Kayıp Şehir
Zaman
Bir Garip Aşk Bestesi
Sevgiliye
Deli Düş
kirac.net-TMC










Haziran 15th, 2009 | 23:14 |
Gün gelir de takılırsa gözlerin belirsiz bir noktaya
Gökyüzünü bulamıyorsan,bütün kapılar kapanmışsa
Bütün sözler anlamsızsa,bir nefes bile yoksa
Ve uçurumun kenarında,atlamaya korkuyorsan
Küsmüş,aciz ve bitkin,sevmeyi unutmuşsan
Hayatın avucunda, oyuncak gibi hissediyorsan
Ve yitik bir dünyadan kalkan son treni kaçırmışsan
İşte o zaman aç yüreğinin kapılarını ve bırak kendini rüzgara
Rüzgar alıp götürecek seni,ayakların kayacak
Issız bir dağbaşında fırlatıp atacak
“Hava henüz kararıp kapanmış, yağmur yağacak”
Bir ışık ararken gözlerin,kulakların fısıltı duyacak
Yürüyüp gittiğin patika yol, terk edilmiş evlere varacak
Yağmur kesilip az sonra,sadece rüzgar olacak
Ve bütün kapıları çalarken sen,kimseler olmayacak
Şu arkandaki tepeden,tekrar fısıltılar duyacaksın
Fısıltılar bir şarkıya dönüşecek,çılgınca koşacaksın
Savururken kendini rüzgara,bütün öfkeni kusacaksın
Bitmek üzereyken patika yol,şarkı netleşecek ve
birden karşımda duracaksın
Buradayım diye sesleneceğim sana,önce duymayacaksın.
Senin yanındaki ırmaktan geldiğimi fark edince
şaşırıp kalacaksın
Üzerimdeki dalları kaldırırsan beni daha iyi bulacaksın
“Rüzgar devam edecek”,yüzüme bakıp
kendini seyredeceksin.
Ben küçücük bir ırmağım ve asırlardır burdayım
Rüzgar,yağmur,kar gece gündüz demem akarım
Dost yüze muhtaç gözlerim,bir ses olsun duyayım
Yüzyıllardır terk edilmiş,yalnızlığıma ağıt şarkılarım
Gözlerimi kapatıp bir gece
Binlerce sonsuzdan sesini duydum
Bulutlar yardım etti,ağlayabildim sessizce
Ve seni buldum yarim,düşümde seni buldum
Seni buldum ama nerdesin kimbilir
Ne rüzgar,ne gece, ne de yıldızlar bilir
Bir umut ta içimde benliğim ona esir
Ne ben bu umudun,ne de o benim hakkımdan gelir
Al şimdi götür beni,uzak dağlara vur
Parçalanmış leşimi,bir suyun başında bul
Ellerinle sar yaralarımı,başımı göğsüne koy
Ben seni duydum yarim sen de beni duy
Duy ki yağmurlar yağsın,kıraç topraklarıma
Güneşler açsın sonra,dönsün mevsim bahara
Sen bir ağaç ol,pınar ol,yapış damarlarıma
Ve mutluluk bizden sorulsun,bundan böyle dünyada
Korkarım nafile bütün yalvarış,bu can acı çekecek
Allah kahretsin ki,bütün bir ömür böyle geçecek
Belki de en sonunda yenilip alışmayı bile öğrenecek
Ve hayatın en anlamsız yerinde ölüverecek
Artık söyletme beni bari bir gece rüyama doğ
Bilirsin hiçbir şey çok değil ama,dokunamamak çok zor
Öyleyse yıldızlardan,geceden ve
rüzgardan sen de beni sor.
Ben senle doldum yarim,sen de benle dol
Artık ağlayamamanın hüznünden
bahsetmek istiyorum sana
Yok olmanın,sahip olduğum tüm varlığınla kaybolmanın
Ruhumun en çaresiz,en bitkin olduğundan
Sıcak gülücüklerimin,kimseyle ilgisiz
İniltiye dönüştüğünden bahsetmek istiyorum sana
Sonra her nefesin biraz daha uzattığı
Anlamsız;yaşamak dediğin saçmalıktan
Ve kıpkırmızı gözlerimin artık dehşeti bile terk edip,
Dalgaların altında küçücük bir taş parçası olduğundan
Ve bana gül diyorum
Anlamıyorsun
Hey dünya bana bak,Allah belanı versin
kahrol!
Hala kusuyorsun,hala devam ediyorsun
Ellerimi unutuyorsun ama,
Ellerin kanlı,ruhumun katilleri ellerin anlıyor musun,
HİÇ MUTLU DEĞİLİM!…