Angutlar Tek Eşli Yaşıyor
KuÅŸlar aleminde bulunan yaklaşık 8 bin ayrı kuÅŸ türünün 500′ü Avrupa’da yaÅŸarken Türkiye’de en az 450 ayrı cinse rastlanıyor. Üstelik de Türkiye’nin kuÅŸları hem Avrupa, hem de Asya’ya ait! Yani Türkiye gerçekten bir kuÅŸ cenneti…

Türkiye’nin KuÅŸ Cennetleri
Uluslararası KuÅŸları Koruma Konseyi’nin KuÅŸ Cennetleri’nin saptanmasına yönelik yaptığı çalışmalarda ülkemizde 70 kuÅŸ cennetinin varlığı saptanmış. Özellikle 15′inin acilen koruma altına alınması gereken cennetleri bekleyen en büyük tehlikeler arasında ise kontrolsüz ve usulsüz avcılık, yapılaÅŸma, sazlık ve sulak alanların iÅŸgali, sulak bölgelerde ki aşırı su kullanımı ile ortaya çıkan kuraklık, yangınlar, kalabalık ve gürültülü ortamlar sayılıyor.
Kuşların kendini güvenli hissettikleri bölgelerde üremeleri, kuluçkaya yatmaları, nerede ne kadar kalıp, nerede beslendikleri incelendiğinde nesilleri tükenmekte olan balık kartalı, tepeli leylek, kara leylek, turna, cüce karabatak gibi birçok türde azalma kaydediliyor. Özellikle zirai mücadeleler için yapılan ilaçlama, sulara karışan sanayi atıklar, birçok canlı türünü olduğu gibi kuşları da olumsuz etkiliyor.
KuÄŸular genellikle ÇeÅŸme Alaçatı Haliç, Adapazarı Poyrazlar Gölü, Pınarhisar İğne Ada ve Lagün Göllerinde görülüyor. Karadeniz Saroz sahillerinde bıldırcın, İstanbul Terkos Gölü’nde yaban ördekleri ve sakarmekelere rastlanıyor. Özellikle İstanbul boÄŸazında oluÅŸan klimatik havayı kullanan geniÅŸ kanatlı yırtıcı kuÅŸlar, leylekler ve çeÅŸitli göçmen kuÅŸlar, Çamlıca Tepesi’nden kendilerini izleyen kuÅŸ gözlemcilerine muhteÅŸem bir ziyafet çekiyor.

Angut ve Kelaynak Tek Eşli Yaşıyor
KuÅŸları inceleyenler ilginç özelliklerini de keÅŸfediyorlar. Türkiye’de yaÅŸayan en uzun boylu kuÅŸ Flamingo, en küçük olanı ÇalıkuÅŸu olurken, Angut ve Kelaynak tek eÅŸli yaÅŸam ÅŸekilleri ile dikkat çekiyor. Guguk kuÅŸu baÅŸka tür kuÅŸların yuvalarına yumurtladığı için doÄŸan yavrulara da o yuvanın sahibi kuÅŸlar bakıyor. Yaban kazları yavrularını aylarca gözetleyerek iyi bir ana baba örneÄŸi veriyor. Kimi kuÅŸlar uçma, kimi koÅŸma, kimi de dalmada ustalaşıyor. Yuva yapmayanlar bazı su kuÅŸları ise yumurtalarını kumsallara, çakıllara bırakıyorlar.

En ünlüsü Manyas Ama…
Ülkemizdeki kuÅŸ cennetleri içinde ilk akla gelenler Manyas KuÅŸ Cenneti, İzmir Çamaltı Tuzlası, Kayseri Develi Ovası’nda yer alan Sultansazlığı Yay Gölü, Beypazarı yakınlarında Nallıhan KuÅŸ Cenneti, Kızılırmak Deltası Bafa Gölü, Sinop’un Sarıkum Gölü, Nemrut Krater gölü, Silifke Göksu Deltası, Kelaynakların doÄŸumhanesi olarak bilinen Urfa Birecik Fırat Vadisi sayılabilir. Ancak, Bursa yakınlarındaki Uluabat Gölü, Bilecik Söğüt’teki Gölcük, Milas Bafa Gölü, Kıyıkışlacık, MuÄŸla-Aydın Çine Çayı Vadisi, KöyceÄŸiz Dalyan sazlıkları çevresi, Foça Orak Adası, Siren Kayaları tepeleri, İzmir Gölcük, Antalya Belek, Amasya, Kırıkkale, Kapukaya Baraj Gölü, Edirne Meriç, Enez gibi daha birçok sulak alanda ender görülen kuÅŸ türlerine rastlanmakta mümkün.

Manyas KuÅŸ Cenneti
Gölün yapısı ve özelliÄŸi nedeniyle birçok zoolojist için eÅŸi bulunmaz bir laboratuar. Marmara Bölgesi’nin tektonik çukurlaÅŸma alanları içinde yer alan Manyas Gölü güneyden gelen Kocaçayla beslenen ve kuzeydoÄŸudaki “KuÅŸ Cennet” ile Türk turizmine önemli katkı saÄŸlayan bir göl. AÄŸaçlık ve sazlık bölümde mart ayı başından itibaren gelen kuÅŸların kuluçkaya yattığı göl, 1938 yılında İstanbul Üniversitesi’nden Zoolog Prof. Dr. C. Kosswing tarafından keÅŸfedildi. O tarihten beri devamlı kontrol altında tutulan bölge, önce kuÅŸ cenneti sonra da milli park ilan edildi. Mart ayında gölün KuzeydoÄŸu ucunda kuluçkaya yatan kuÅŸlar, aÄŸaçların gövdelerini saran sular nedeniyle yüksek dallarda kendilerini güvende hissederek yavrular. Mayıs ayında yumurtadan çıkan yavrular; Temmuz’da uçmaya baÅŸlar Mart-Temmuz, Eylül-Ekim kuÅŸ gözlemek için ideal dönemlerdir. O dönemlerde 200’ü aÅŸkın kuÅŸ türünü izlemek mümkündür. KuÅŸ Gözetleme Kulesi’nden ilkbaharda Karabatak, Beyaz pelikan, kaşıkçı kuÅŸları, saz bülbülleri, çulha kuÅŸu, bakır kargası; Kış aylarında ise en çok ördekler izlenebiliyor. Bölgenin bir özelliÄŸi de Manyas’ta kuluçkaya yatmış kuÅŸların beslenmesini bir baÅŸka sulak alan olan Uluabat Gölü’nden saÄŸlamasıdır. Göçmen kuÅŸların, Manyas KuÅŸ Cenneti’ne gitmeden önce mola verip dinlenme amaçlı olarak da kullandığı Uluabat Gölü ne denli iyi korunursa, Manyas KuÅŸ Cenneti’nin zenginliÄŸi o derece artıyor. Manyas, Dalyan, Uluabat üçgeni içinde dolaÅŸan kuÅŸların yanı sıra gölün sahilinde Mustafa Bilgiç’in çiftliÄŸinde de birçok kuÅŸu canlı olarak görmek mümkün. Turistik tesislere verilmek üzere tavus kuÅŸu yetiÅŸtirme çiftliÄŸi olarak ta ünlenen kuÅŸ cenneti turistlerin de gözde mekanlarından sayılıyor. Avrupalı uzmanların A sınıfı diplomayla ödüllendirdiÄŸi kuÅŸ cenneti Manyas, Evliya Çelebi’nin gezi notlarında ise şöyle yer alıyor: ” suyu hayat vericidir. VahÅŸi kuÅŸlarla doludur. Her gece kaz ve kuÄŸu sesinden, kanat ÅŸakırtısından Manyas sahrası titrer.”
Evliye Çelebi, ünlü Seyahatname’sinde KuÅŸ Gölü ile KuÅŸ Cenneti’ni şöyle anlatmaktadır. “İlyaspınardan doÄŸan Türkmenler buraya Manyas derler. O kadar derin deÄŸil suyu ab-ı hayata benzer içinde alabalık, turna balığı çeÅŸit çeÅŸit nefis balık avlanır. Devlete vergi ödeyen avcıları vardır. Öyle herkez zevk için balık avlayamaz. Kışın bu göl, kaz, kuÄŸu, karabatak, yeÅŸilbaÅŸ, martı kuÅŸu ve diÄŸer güzel kuÅŸlarla dolar. Her gece kaz ve kuÄŸu sesinden kanat ÅŸakırtısından Manyas sahası titrer. SakakuÅŸu ve diÄŸer güzel kuÅŸlarla dolar. Bu kuÅŸların avcılarıda devlete vergi verirler. Birde bu gölde bir çeÅŸit pamuÄŸa benzer kav biterki su içinden çıkarıp çakmak taşı üzerine koyarak çakmak ile vursan, derhal ateÅŸ alır. Ve her ÅŸeyde kullanılır. Ama adı geçen kavın kurutup da çaksan yanmaz. Her tarafta meÅŸhur bir kavdır. Bu Manyas gölünün kenarların da yüksek sazlar yetiÅŸir. Bu göl etrafındaki halk o sazları mevsiminde koparıp, terbiye ettikten sonra renk renk hasır seccadeler, minderler ve döşemeler dokurlar ki insan hayran olur.”
Manyas İlçesindeki en büyük turizm potansiyeli Manyas kuÅŸ cenneti ve Milli Parkıdır. Avrupa konseyince A sınıfı diploma ile ödüllendirilen Milli Park, bu özelliÄŸi ile en çok ziyaretçi çeken milli parklardan biridir. Eski adı Aphmitis Limne olan KuÅŸ Gölü kıyılarında yer alan milli park bu gölün kuzeydoÄŸusunda yer almaktadır. KuÅŸcenneti’nin “Milli Park” olarak ayrılmasının tek nedeni, barındırdığı kuÅŸ topluluklarıdır. KuÅŸcenneti ülkemizdeki milli parklar içinde en küçük olanıdır. Küçüklüğüne raÄŸmen, KuÅŸcenneti en çok ziyaretçi çeken milli parklarımızdan biridir.
Manyas KuÅŸ Cennetinin CoÄŸrafi Koordinatları 40″ 10’N - 28″ 00’E ÅŸeklindedir. M.Ö. 547-335 yıllarında Daskileon satraplığı tarafından özel bir saha olarak ayrılan KuÅŸ Cenneti ile ilgili o yıllarda yapılan envanter çalışmaları Ege Üniversitesi’nin kazılarında ortaya çıkmaktadır. KuÅŸ cennetine Bandırma-Balıkesir karayolunda Bandırma’dan itibaren 15km. Kilometresinden güneye sapan 3 km’lik bir yolla ulaşır. KuÅŸ gölü 1 Nisan 1938 tarihinde Prof. Dr. Curt Kosewing ve eÅŸi tarafından bulunmuÅŸtur ve buraya “KuÅŸ Cenneti” adı verilmiÅŸtir.

2. Dünya Savaşı yıllarında, 1936’da Braunschwig Teknik Üniversitesinde Genetik Profesörü ve DoÄŸa Bilimleri Müzesi yöneticisiyken ülkemize savaşın dehÅŸetinden kaçarak gelen Prof.Curt Kosewig, 1937 yılında İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Zooloji Kürsüsü BaÅŸkanı oldu. 1938 yılında KuÅŸ Gölü ve eski Sığırcı Köyü çevresinde incelemelerde bulunan Prof. Kosewig ve eÅŸi Leonorre Kosewig, bir anlamda KuÅŸ Gölü ve KuÅŸ Cennetini keÅŸfederek, Cennetin milli bir park alanı haline getirilmesinin öncülüğünü üstlendi. Prof. Kosewig ve eÅŸinin, Cennetin, gerçek anlamda doÄŸal bir Cennet olduÄŸunu ilgili makamlara kabul ettirmesi de kolay olmadı. 1938 yılından 1959 yılına kadar ÅŸahsi gayretleriyle ve özverisiyle koruduÄŸu KuÅŸ Cenneti ancak 1959 yılında Milli Park olarak kabul edilebildi. 1 Nisan 1938 tarihinde göle balık tutmaya giden Prof. Kosewig’in rastlantıyla farkına vardığı Cennet ve daha sonra Cennetin CennetliÄŸinin kabulüyle uluslararası tanıtımına da ağırlık veren Prof. Kosewig, uluslararası ornitologların ilgisi Cennete çekmeyi baÅŸarırken, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Zooloji ve Hidrobiyoloji AraÅŸtırma Enstitüsünün 1952 yılında KuÅŸ Cennetinde bir istasyon kurmasını ve bu yöreyi korumak üzere bir istasyon bekçisinin görevlendirilmesini de saÄŸladı. İstasyon bekçisinin maaşını dahi Prof. Kosewig’in uzun bir süre ÅŸahsen ödediÄŸi ve yörede avcılık yapanların doÄŸal ortamı bozmamaları için verdiÄŸi mücadele halen yörede anlatılmaktadır. 1959 yılında Milli Park statüsüne alınan Manyas KuÅŸcenneti Orman Genel Müdürlüğü’ne baÄŸlanmış ve bundan sonra gerçekleÅŸtirilen etkili koruma ile daha da geliÅŸmiÅŸtir. Buradaki kuÅŸ topluluklarında önemli artışlar olmuÅŸtur. Bunun sonucunda da, yapılan baÅŸvuru üzerine Avrupa Konseyi tarafından 1976 yılında “A Sınıfı” diploma ile ödüllendirilmiÅŸtir. İyi korunan doÄŸa parçalarına verilen A Sınıfı diploması, daha sonra 1981, 1986, 1991 ve 1996 yıllarında yenilenmiÅŸtir. Manyas KuÅŸ Cenneti Milli Parkı 1981 yılında doÄŸal sit alanı ilan edilmiÅŸ ve koruma imar planı yapılmıştır.

KuÅŸcenneti’nde 1975 Haziranına kadar 238 kuÅŸ türünün varlığı tespit edilmiÅŸtir. Daha sonra çeÅŸitli zamanlarda yapılan sayımlar sonucunda bu rakam 255’e çıkmıştır. KuÅŸ türlerinden 66 tanesi Milli Park’ta düzenli olarak her yıl kuluçka topluluÄŸuna katılmaktadır. Geri kalanlar ise, göç sırasında KuÅŸcenneti’ne uÄŸramaktadır. KuÅŸcenneti Milli Parkı, Marmara Bölgesi’nin ılıman iklimi içerisinde ve kıtalar arası göç yolları üzerinde kuÅŸların vazgeçilmez uÄŸrak yeridir. KuÅŸlar göç yerlerine gidiÅŸ ve dönüşlerinde KuÅŸcenneti’ne misafir olur, dinlenir, karınlarını doyurarak yollarına devam ederler. KuÅŸcenneti’nde konaklama zamanları türlerine göre bir saatle bir ay arasında deÄŸiÅŸmektedir. Bir yılda KuÅŸcenneti’ne gelen kuÅŸ sayısının 2-3 milyon kadar olduÄŸu tahmin edilmektedir. KuÅŸcenneti Milli Parkı’nda, tanıtım vitrinlerinin yer aldığı bir müze bulunmaktadır. Parkı her yıl ortalama 67 ayrı ülkeden 80 bin kiÅŸi ziyaret etmektedir. KuÅŸ cennetinde canlı organizmalar ile doÄŸa parçası bir eko sistemin bir parçasıdır. Burada canlı ve cansız varlıklar bir uyum içindedir. KuÅŸkusuz bütün bu unsurları birleÅŸtiren, bütünleyen gölün ılık sularıdır. Sular kışın yükselip, yazları geri çekilir. Bu ritmik düzen yuva zamanında aÄŸaçların altında su bulunması gerektiÄŸini yerine getirerek kuÅŸların yuva yapmaları saÄŸlanmaktadır.
Kuş cenneti Milli Parkı bitki ve hayvan topluluğu açısından Kuş Gölünün en yoğun yeridir. Burada yetişen başlıca ağaçlar; söğüt ve ılgındır. Bu ağaçlar gölün güney ve doğu kıyılarında yer alır. Saz, kamış, kafa otu ve kandıra gölün bütün kıyılarında bulunur. Çevrede sulak çayırlarda yüzlerce çeşit çiçekli otlar mevcuttur. Hayvan topluluğu açısından tatlı su ıstakozu, yeşil kurbağa, sıçrayıcı kurbağa ve ağaç kurbağası sürekli mevcuttur. Gölde 20 türden fazla balık yaşamaktadır. Başlıcaları sazan, yayın, turna, kefal vb.

Manyas İlçesi KuÅŸ Cenneti Milli Parkı’na ismini vermesine raÄŸmen bu potansiyelden yararlanamamaktadır. Parka yakınlığı nedeniyle Bandırma ilçesi bu açıdan ÅŸanslı olmaktadır. Ancak Manyas Belediyesi Ergili köyü yakınlarında (Daskyleon) antik kentinin yanında Kara Dere’nin göle döküldüğü yer arasında kalan 650 dönümlük alan kuÅŸ cenneti olarak düzenlenecektir. Alan D.S.İ. den kiralanmış olup, aÄŸaçlandırma çalışmalarına baÅŸlamıştır. Manyas KuÅŸcenneti Milli Parkı’nın geniÅŸ kitlelere tanıtımının yapılabilmesi ve çevre kirliliÄŸi nedeniyle karşı karşıya kaldığı tehlikelere kamuoyunun dikkatini çekebilmesi amacıyla, 1987 yılından bu yana her yıl Uluslararası Bandırma KuÅŸcenneti Kültür ve Turizm Festivali adıyla bir festival düzenlenmektedir. Mayıs ayında kuÅŸlar korosunu dinleyebilirsiniz.
Gölde tombul pelikanlar, boz martılar eÅŸlerine yuva yapan kılıbık çulha kuÅŸları, prenses edalı beyaz balıkçıllar mevsimin ilk göçmen kuÅŸlarından sayılıyor. Balıkçıl ve kaşıkçı kuÅŸları, çeltikçi, saz bülbülleri, yaz boyu sürecek konserlerine bu gölde devam ederken, seromoniye mayıs ayında yavrular da katılıyor ve Manyas inanılmaz bir “kuÅŸ korosu” na sahne oluyor. Sonbahar’da güneye göç eden leylekler gölün batı kıyılarında soluklanırken, tercihi kış olan pelikanlar, yaban kazları, tahtalı güvercinler ve kuÄŸular ancak uzaktan görülebiliyor. Son kafile olarak turnalar da geçip giderken cennet, artık su tavukları ve sakar mekelerine kalıyor. Gün batımın da bulutlar halinde ördek sürüleri, geceleri ise cüce baykuÅŸun kısık sesli ıslıkları duyulur.

Sultansazlığı
Kayseri’nin Develi Ovası’nda yer alan Sultansazlığı Gölü’nde 252 çeÅŸit kuÅŸ yaÅŸadığını belirten uzmanlar, kuÅŸ sayısının da 400 bin olduÄŸunu söylüyorlar. Angutların ilk sırayı aldığı Sultansazlığı, 20 bine yakın flamingoyu ağırlıyor. Kapadokya’nın Sultansazlığı’na çok yakın oluÅŸu nedeniyle göl, turistlerin akınına uÄŸruyor ve tek kürekli sallarla sazlar arasında gezi yapmalarına imkan veriyor.

İzmir Çamlatı Tuzlası
Dünyada sahip olduÄŸu doÄŸal ÅŸartlar nedeniyle, kuÅŸ türleri açısından eÅŸi bulunmayan İzmir Çamaltı Tuzlası da bir dönem yok olma tehlikesi atlatmıştı. 190 kuÅŸ çeÅŸidini barındıran Çamaltı Tuzlası’nda gruplar halinde toplanan flamingolar farklı yuva mimarileriyle dikkat çekiyorlar. Kıyıya yakın uçan yalı çapkını deniz dibini iyi görüşü ile tanınıyor. Dalgıç kuÅŸların en ustası, en hızlısı Bahri; en geveze kuÅŸlardan olan deniz kırlangıçları da yörenin sakinleri arasında sayılıyor.

Nallıhan Kuş Cenneti
Bozkur alanlara hayat veren Kızılırmak ve Sakarya nehirleri tarih boyunca çevreleri kuÅŸ cennetlerine de hayat vermiÅŸ. Ankara-İstanbul-Bolu-EskiÅŸehir dörtgeni arasında yer alan ve 150′yi aÅŸkın kuÅŸ türünü barındıran “Nallıhan KuÅŸ Cenneti” 1994 yılında Milli parklar, Av ve Yaban Hayatı Genel Müdürlüğü tarafından koruma altına alındı. Bir gözlem terası da bulunan cennette; piknik yapılabilir, göl kenarında ÅŸahin, doÄŸan, kartal, turna, keklik, çulluk, bıldırcın, kaz, kılkuyruk, yeÅŸilbaşı, karabatak, su tavuÄŸu gibi kuÅŸları görebilirsiniz.

Bafa Gölü
16 bin hektar alanındaki orman ve göllerin ile kuÅŸların önemli sığınma yeri, sulak alanı Bafa Balık Gölleri’nde yaÅŸayan kuÅŸ türü sayısını da uzmanlar 260 olarak belirtiyor. KuÅŸ bilimi ve eÄŸitimi açısından oldukça önemli olan yörede dünyada sayıları azalan tepeli pelikan, deniz kartalı, dilkuruk, dikkuyruk, sayıları tüm dünya popilasyonu açısından önemli rakamlara ulaÅŸmış durumda.

Göksu Deltası
Kışlama ve kuluçka alanı olarak Göksu Deltası’na gelen çok sayıda kuÅŸ türü yılın hemen her mevsiminde ilginç ve canlı bir peyzaj oluÅŸturuyor. Yerli kuÅŸların da barındığı deltada özellikle Akdeniz’de yalnızca belli bölgelerde rastlanan ve sayıları gittikçe azalan saz horozu, bölgenin simgesi olarak dikkati çekiyor. Göksu Deltası kış aylarında ve göç zamanında kuÅŸ nüfusu ve tür sayısı olarak 330′a yakın türe ev sahipliÄŸi yaparak Manyas ve Sultansazlığı kuÅŸ cennetlerinin önünde yer alıyor. Yerli yabancı birçok gezgin için ideal bir eko sistem olan delta, kuÅŸ gözlem ve foto safariler için son derece uygun bir ortam sunuyor. KuÅŸ gözlemcileri için en ideal zaman göçün yoÄŸun olarak yaÅŸandığı nisan ve eylül ayları sabahın en erken saatleri…

Kelaynakların Doğumevi Birecik
2000 yılı kasım ayı itibarı ile sayıları 42 olan kelaynaklara Birecik kelaynaklar istasyonunda özenle bakılıyor. Darıca, Bursa, Ankara, İzmir hayvanat bahçelerindeki örnekleriyle toplam sayısı 60′ı bulan kelaynakların dünyadaki tek üreme alanı Fırat Vadi’sindeki kayalıklar! En çok 3 yumurta yapan kelaynak, ÅŸubat, aÄŸustos ayları arasında kayalıklardaki yuvalarından kuluçka dönemini tamamlayıp, 45-50 gün boyunca yavrularını göçe hazırlıyorlar. Göç yollarının kapanmaması için 5-10 kuÅŸluk gruplarına göç izni verilen kelaynaklardan son 7 yıldır gittikleri Mısır-Nil vadisinden dönen olmamış. Dönen olmadıysa da Birecik Kelaynak Üreme İstasyonu görevlileri bu yıl da ÅŸubat ayında gelecek kuÅŸlarının dönmelerini merakla bekliyorlar. Birecik’e her yıl dev kafeslerde yaÅŸayan kelaynakları görmek için dünyanın çeÅŸitli ülkelerinden otobüsler dolusu turist geliyor. DoÄŸada yaÅŸayan böcekler ile Birecik İstasyonu’nca saÄŸlanan yaÄŸsız kıyma, et, tavuk yemi, havuç rendesi ve haÅŸlanmış yumurta kabuÄŸu ile beslenen kelaynaklar, tek eÅŸli yaÅŸamaları nedeniyle üremeleri çok yavaÅŸ oluyor. Bir zamanlar 21 tür kuÅŸ yaÅŸayan Fırat Nehri’ndeki ada ise baraj yapımından sonra set haline geldiÄŸi için kuÅŸları barındırmıyor artık. Kelaynaklar ise kafes kuÅŸu olarak yaÅŸamlarını devam ettiriyorlar.
Efteni Gölü Kuş Cenneti
Göl kelimenin tam anlamıyla bünyesinde 35′i kalıcı, toplam 150 çeÅŸit kuÅŸa ev sahipliÄŸi yapan bir kuÅŸ cenneti olarak anılıyor. Leylekler, yaban ördekleri, tepeli beyaz balıkçıllar, angıt, sakarmeke, kuÄŸular, gölün gediklilerinden olup kolay görünenler arasında yer alıyorlar. KuÅŸların göç yollarında mola gölü olan Efteni su seviyesinin dışında nilüfer çiçekleriyle, sazlıklarıyla kuÅŸları saklarken fotoÄŸraf ve kuÅŸ gözlemcilerine kompozisyon oluÅŸturuyor. Boz kaz, sakarca, yeÅŸilbaÅŸ, fiyu, bekri, çıkrıkçın, kılkuyruk, kaşıkçın, Macar, elmabaÅŸ, pas baÅŸ, gri balıkçıl, turna, toy, mezgeldek, çulluk, karatavuk, kızkuÅŸu, karabatak mevsiminde foto safarisi için uygun özellikler gösteriyor. Göl, su kuÅŸları üretme ve koruma sahası olarak tescil edilmiÅŸ.
Zengin bir faunaya sahip ülkemizdeki bu eşi bulunmaz hazineyi kaybetmemek için kuş cennetlerini iyi tanıtmalı kuşların barındığı havzaların, sulak alanların korunmasına önem vermeliyiz. Kuş turizmine imrendirici turlar ve aktiviteler, çeşitli araç gereçlerle donatılmış gözlem istasyonları, kuş dünyasını tanıtan dokümanlar, hediyelik eşyalar; hiç kuşkusuz ülkemiz kuşlarının ve dolayısıyla kuş gözlem turlarının artmasına da neden olacaktır.



Åžubat 11th, 2009 | 16:03 |
Tekbaşındalık derken tabiki teklik değil herkesin bir çifte yada eşe ihtiyacı vardır.