Bağışla Organını, Kurtar Birçok Kişinin Hayatını
Organ naklinde ölen bir insanın sağlıklı organları veya dokuları, ağır kronik hasta olan insanlara nakledilir. Bu operasyonun amacı, alıcının işlevini yerine getirmeyen organlarını değiştirmektir. Organ nakli, bu hastaların hayatını kurtarmaya yöneliktir. Son dönemlerde organ nakilleri tıbbi tedavi ve müdahalede alışagelmiş standart bir olaydır. Bugüne kadar dünya genelinde yaklaşık 470.000 böbrek, 74.000 karaciğer ve 54.000 kalp nakli yapılmıştır.
Organ bağışından organ nakline kadarki süreç
Ölüm halinin saptanması
Hastanelerde ağır beyin hastalıklı insanların tedavisi sıkça yapılmaktadır. Ama doktorların bu hastaların hayatta kalmalarına yönelik yoğun çabaları her zaman başarılı bir netice ile son bulmayabilir. Tüm çabalara rağmen ölüm gerçekleşebilir.
Beyin ölümlerinde, beyin fonksiyonları tamamen ve başa dönmeyecek yani tamiri imkânsız bir biçimde kaybolmuştur. Beyin ölümü, kadavranın yani insan bedeninin dolaşım ve solunum sistemi işlevi suni olarak sağlanabilmesine rağmen tıbbi kesin bir ölüm olarak kabul edilir. Ölüm hali, iki hekim tarafından saptanmalıdır. Ölüm olayının tutanağını düzenleyecek bu iki hekimin, organ naklini gerçekleştirecek olan hekim ekibinden bağımsız olması yani o ekibin içinde yer almaması gerekir.
Organ bağışına rıza göstermek
Vefat edenin henüz bilinçliyken organ bağışına yönelik olumlu bir açıklaması olmaması halinde, onun yerine akrabalarının organ bağışı konusunda karar vermeleri istenmektedir. Vefat edenin, organ bağışına yönelik yazılı rızası bulunması durumunda, akrabalarına bu konu hakkında bilgi verilir.
Organın alınması (Eksplantasyon)
Eksplantasyon işlemi yani organ alımı, uzman bir hekim ekibi tarafından gerçekleştirilir. İlgili organ, alıcıya nakledilene kadar konserve edilerek saklanır. Organ alındıktan sonra, kadavranın yani insan cesedinin bakımı uygun ve saygın bir şekilde yapılır.
Doku tiplenmesi
Vericinin doku tipini tespit etmek amacıyla ölüden kan ve doku örnekleri alınır. Bu işlem, verici ile alıcının doku tiplerinin birbirine uygun olup olmadığını tespit etmeye yönelik olup çok önemlidir. Doku tiplemesi, özellikle böbrek naklinde büyük bir öneme sahiptir.
Organ nakli (Transplantasyon)
Alıcılar uygun bir organ bulunduğuna dair derhal bilgilendirilir ve organ nakline hazırlık kontrolleri için kliniğe çağırılırlar. Tıbbi bir engel bulunmaması durumunda, bağışlanmış organlar nakledilir. Başarılı bir ameliyattan sonra organlar işlevini yerine getirmeye başlar.
Beyin ölümü ve teşhisi
Organ alımı, ancak organ bağışı yapacak kişide tıbbi ölüm durumunun saptanması üzerine ve sadece hekim tarafından gerçekleştirilir.
Beynin, beyinciğin ve orta beynin tüm fonksiyonlarını yitirmesi sonucunda beyin ölümü gerçekleşir.
Beyin ölümü tanısı konmuş hastalar, uzman hekimler tarafından ve birbirine bağımlı olmadan muayene yani kontrol edilerek beyin ölümü teyit edilmelidir. Bu kontrolü gerçekleştiren hekimler, organ alımında ve organ naklinde yer alamazlar. Teşhis edilen beyin ölümü hali hakkında bir tutanak düzenlenir. Ölünün en yakın akrabasına, bu tutanakları incelemeleri için olanak sağlanır.
Kalp atışı ve solunumun durması sonucundaki ölümün tespitini her hekim yapabilir.
Organ bağışının koşulu olan beyin ölümü teşhis yöntemi, özellikle sıkı yönetmenliklerle belirlenmiştir. Beyin ölümü durumu, kliniksel ve tam teşekküllü muayene neticesinde, yoğun bakım hususunda tecrübeli iki uzman hekim tarafından belgelenmelidir.
Organ bağışında bulunacak kişinin veya akrabalarının rızası
Organ alımı, sadece ölünün henüz hayatta iken düzenlenen organ bağış kartında veya başka açıklamaları yoluyla organ bağışına rıza göstermiş olması durumunda gerçekleştirilebilir. Herhangi bir açıklamanın bulunmaması durumunda, akrabalık derecesine göre yakın kişiler organ bağışı ile ilgili karar verebilir. Bu hususa, genişletilmiş rıza gösterme çözümü yolu denmektedir. Bundan kasıt, karar verme hakkının, organ verenin akrabalarını da kapsayacak şekilde genişletilmesidir. Burada organ bağışında bulunacak kişinin muhtemel isteği dikkate alınmalıdır. Sadece ölen şahıs ile son 2 yıl içerisinde yakın temaslarda bulunmuş akrabalar, organ bağışı konusunda karar verebilir. Organ bağışı yapacak muhtemel kişinin bilinçli durumda iken organ bağışı konusunda karar verme yetkisini belirli bir kişiye vermesi halinde, bu kişi kanunen en yakın akrabanın yerine geçer ve dolayısıyla karar vermeye yetkili sayılır. Organ bağışı ile ilgili açıklama, hekimle kararlaştırılmış bir zaman zarfında tekrar iptal edilebilir. Vefat eden şahısın henüz hayattayken organ bağışına rıza göstermiş olması halinde dahi, ölünün cesedinden organ alınacağı, her halükarda yakın akrabalarına bildirilir.
Canlı vericilerden organ bağışı
Hayatta olan yani canlı bir insandan organ bağışının alınması ise, bağışta bulunacak kişi on sekiz yaşını doldurmuşsa ve kendi rızasıyla mümkün olabilir. Organ bağışında bulunacak kişi önceden müdahalenin şekli, ameliyat sonrası ve ileriki zamanlardaki olası sıhhi sorunlar hakkında doktor tarafından bilgilendirilmelidir. Canlı vericinin hayatı, ameliyat riski hariç, riske atılamaz. Bu müdahale ancak doktor tarafından gerçekleştirilebilir ve organ alımının gerçekleşeceği zamanda uygun bir organ bağışlayabilecek herhangi bir ölü bağışçının bulunmaması durumunda yapılabilir.
Canlı vericiden organ bağışı sadece birinci veya ikinci dereceden yakın akrabaya, eşe, nişanlıya veya özel yakın ilişkileri olan kişilere yapılabilir. Organ vericisinin ve alıcısının, ancak organ transplantasyonundan sonraki sürede doktor gözetiminde bulunmayı kabul etmeleri halinde ameliyat yapılır. Bir heyet, organ bağışının organ ticareti amacıyla gerçekleşmediğini ve organ bağışının gönüllü olarak yapıldığını denetlemekle görevlidir.
Organ alımı, koordinasyonu ile dağıtımı ve nakli
Ölülerin belli organlarının nakli sadece yetkili nakil merkezlerinde gerçekleştirilebilir. Bu merkezlerde organ nakli sadece bu koordinasyon merkezlerinden birinin gözetiminde belirli yönergeler doğrultusunda yapılabilir. Belirlenmiş ve nakledilecek organların uygun hastalara nakledilmesi amacıyla alımı, nakil merkezleri ile hastanelerin ortak çalışması sonucunda olur. Bu ortak çalışmaların koordinasyonu için bir koordine merkezi belirlenir. Bu merkez, çalışmalarını Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunun hükümlerine göre gerçekleştireceğini taahhüt etmeli ve bunu düzenleyeceği yıllık raporda ispat etmelidir. Ayrıca adaletli bir organ dağıtımı için bir bilgi işlem merkezi görevlendirilmelidir. Bu merkez asıl görevi olarak, hastalara ait bilgileri dikkate alarak yapılacak nakil ameliyatının olası başarı oranına ve naklin aciliyetine göre, bağışlanan organları dağıtmakla görevlidir.
Organ naklinde risk payı
Alıcının vücuduna nakledilen her yabancı organ, bağışıklık sistemine bağlı savunma tepkisine neden olur ve böylece nakledilen organın işlevi bozulabilir ve organ alıcı beden tarafından reddedilebilir. Bağışıklık sisteminin bu tepkileri, tıpta adına immunsuppresiva denilen bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar kullanılarak bastırılabilir. Bu suretle savunma tepkilerinin zayıflaması, hastada iltihaplanma temayülünü oluşturabilir veya başka yan etkilere neden olabilir.
Bu yan etkilere, artık daha da geliştirilmiş ilaçların kullanılmasıyla ve ilaç dozajının azaltılması sebeplerinden dolayı, daha az rastlanmaktadır. Kalp-, akciğer- veya karaciğer nakilleri, diğer organ veya doku nakillerine karşın genel ve tabii olarak daha fazla risk taşır. Bununla birlikte risk payı özellikle organ naklinden önce hastanın sağlık durumuna da bağlıdır.

Yapılabilen organ ve doku nakilleri
Günümüzde böbrek, kalp, akciğer, karaciğer ve pankreas organlarının nakilleri yapılmaktadır. Bununla birlikte kornea (göz saydam tabakası) dokusunun nakli de yapılabilmektedir.
Gerçekleştirilen organ nakillerine karşın bağışlanan organ sayısının yetersiz olması nedeniyle günümüzde bağışlanan organlar ihtiyacı karşılamamaktadır.
Kalp
Birçok ağır hastalıklarda son çare olarak kalp nakli gerçekleştirilir. Örneğin ilerlemiş kalp kası zayıflamasında, koroner kalp hastalığında veya bebek ve çocuklarda ameliyatla giderilemeyen kalp rahatsızlıklarında kalp nakli yapılır.
Gerçekleştirilmiş toplam kalp nakilleri:
- Dünya genelinde yaklaşık 54.000
- Almanya’da 6.000 üzerinde
İşlev oranı:
- Yaklaşık %85 bir yıl sonra
- Yaklaşık %65 beş yıl sonra
KaraciÄŸer
Karaciğerin işlevini yitirmesi durumunda (örneğin zehirlenme veya hepatit gibi enfeksiyonlar sebebiyle), hastanın hayatımı kurtarmak için organ naklinin acilen yapılması gerekir. Karaciğer hastalarına, böbrek hastalarına uygulanan cihaza bağlı terapi yapılamaz. Belirli durumlarda bağışlanan karaciğerin sadece bir parçası nakledilir. Böylece hastalıklı organ, yeniden işlevini kazanana kadar kısmen ve geçici olarak değiştirilir. Bağışlanan organın bu şekilde bölünebilmesi ile birden fazla hastaya yardımcı olunabilir. Büyük olan karaciğer parçası örneğin yetişkin bir insana, küçük olanı ise bir çocuğa nakledilir.
Gerçekleştirilmiş toplam karaciğer nakilleri:
- Dünya genelinde yaklaşık 74.000
- Almanya’da yaklaşık 7.000
İşlev oranı
- Yaklaşık %80 bir yıl sonra
- Yaklaşık %65 beş yıl sonra
AkciÄŸer
Akciğerin nakli, irsi yani kalıtsal bir hastalık olan mukovissidos hastalığı halinde, akciğerin iri kabarcıklı aşırı şişmesi sebebiyle kronik tıkayıcı hastalığı (bakınız akciğer amfizemi) halinde veya bağ dokusunun yol açtığı akciğer sertleşmesi gibi durumlarda gereklidir.
Gerçekleştirilmiş toplam akciğer nakilleri:
- Dünya genelinde yaklaşık 10.000
- Almanya’da 900 üzerinde
İşlev oranı:
- Yaklaşık %73 bir yıl sonra
- Yaklaşık %60 beş yıl sonra
Böbrek
Tedavi edilmesi mümkün olmayan ilerlemiş böbrek yetmezliğine örneğin kronik böbrek iltihabı, enfeksiyon veya yanlış tablet kullanımı neden olur. Şayet ilaç kullanımı ve uygulanan sıkı bir diyet böbreği iyileştiremezse, hastanın hayatını devam ettirebilmesi, ancak diyaliz tedavisi uygulanırsa veya böbrek nakli gerçekleştirilebilirse mümkün olabilir.
Gerçekleştirilmiş toplam böbrek nakilleri:
- Dünya genelinde yaklaşık 740.000
- Almanya’da 39.000 üzerinde
İşlev oranı:
- Yaklaşık %85 bir yıl sonra
- Yaklaşık %70 beş yıl sonra
Pankreas
Pankreas karın bölgesinde bulunan bir salgı bezidir. Kan ÅŸekeri hormonu insülini üreten pankreas, genelde diabetes mellitus’u olan böbrek yetmezlikli hastalarda böbrek ile birlikte nakledilir. Bu organ nakli, insülin iÄŸnesine olan ihtiyacı ortadan kaldırır ve diabetes mellitus’a özgü çekinilen komplikasyonların ilerlemesini önler ve hatta bunları iyileÅŸtirir.
Gerçekleştirilmiş toplam pankreas nakilleri:
- Dünya genelinde yaklaşık 10.000
- Almanya’da yaklaşık 1.100
İşlev oranı:
- Yaklaşık %80 bir yıl sonra
- Yaklaşık %60 beş yıl sonra
Kornea (Saydam tabaka)
Kornea, gözün en dışında saat camı şeklinde bombeli saydam bir tabakadır. Tabakanın saydamlığını yitirmesi, ilgili insanda körlüğe neden olur. Kornea tabakasının saydamlığını yitirmesine yani bulanmasına, çoğunlukla herpes virüsü ile iltihaplanmalar, aşırı kornea tabakası incelmesi, zedelenmeler veya doğuştan gelen hastalıklar neden olur. Kornea nakli, hastanın gözüne gelen ışığın yeniden içeri girmesini yani onun yeniden görebilmesini sağlayabilir veya olası körlüğü engelleyebilir.
Gerçekleştirilmiş toplam kornea nakilleri:
- Dünya genelinde yaklaşık 100.000
- Almanya’da yaklaşık 4.000
İşlev oranı:
- Yaklaşık %95 bir yıl sonra
- Yaklaşık %80 beş yıl sonra
|
“BAÄžIÅžLANAN HER ORGAN, FİLİZLENEN BİR CANDIR” |
Neden Organ Nakli?
Organ nakli neden gereklidir. Hangi durumlarda organ nakli ihtiyacı duyulmaktadır? Hiç düşündünüz mü? Sizde potansiyel bir organ nakli ihtiyacı duyan hasta olabilirsiniz.
İnsan organizmasının kusursuz bir biçimde çalışabilmesi için pek çok organın belli bir uyum içinde faaliyet göstermesi gerekir. Kalbin, kanı pompalaması, akciğerlerin oksijeni (O2) kana verip, karbondioksidi (CO2) kandan uzaklaştırması, böbreklerin vücuttaki toksinleri ve artıkları süzmeleri, karaciğerinde bir merkez laboratuarı gibi pek çok biyokimyasal reaksiyonu gerçekleştirmesi bu faaliyetlerden bazılarıdır.
Bu saydıklarımız ve diğer pek çok organ bir arada uyum içinde insanı diğer bir tabirle beynimizi yaşatmak için uğraşırlar. Herne kadar beynimiz bir ana kontrol merkezi gibiyse de aslında tüm bu organlar fonksiyonlarının büyük kısmını kendi başlarına gerçekleştirirler. Yani hepsinin insan organizması adına ortak bir faaliyet biçimi olduğu gibi, kendi içlerinde de ayrı yaşamları mevcuttur.
Bu organların herhangi birinde fonksiyon bozukluğu olduğunda hastalıklar ortaya çıkar. Bu fonksiyon bozukluğu tedavi edilemez veya geri dönülemez boyutlara geldiğinde, artık yaşam için tehdit oluşmaya başlamış demektir ve fonksiyon kaybı ilerledikçe yaşam da giderek sonlanmaya başlar.
İşte bu aşamaya gelmiş bir insanın artık yaşamını sürdürebilmesi için yeni bir organa gereksinimi vardır. Söz konusu organ böbrekse yaşamının geri kalanını diyaliz makinalarına mahkum olarak geçirmek zorunda kalırken, yetmezliği olan organ kalp veya karaciğer gibi organlardan biriyse insanın yaşamı ciddi bir tehdit altına girmiş demektir. Zamanında organ bulunamazsa bu hastaların hepsi ne yazık ki kaybedilirler.
Organ nakli bu hastaların yaşayabilmesi için bugün dünyadaki yegane tedavi şeklidir. Bir takım genetik çalışmalar veya kök hücre nakli gibi araştırmalar bütün hızlarıyla devam etseler de tedavi programlarını ne ölçüde etkileyecekleri henüz kesinlik kazanmış değildir.
Bu Organlar Nereden Temin Ediliyor?
Belki ÅŸimdilik ihtiyacınız yok, umarız olmazda… Ama hiç düşündünüz mü? Organ ihtiyacı olan kiÅŸi bu organı nereden temin ediyor, ya da ihtiyacınız olursa siz nereden temin edeceksiniz? Organlar marketlerde mi satılıyor yoksa Çin’den mi ithal ediyor?
Takılacak Organlar Kimlerden Temin Edilir?
Bugün dünyada iki tip transplantasyon biçimi uygulanmaktadır.
- Canlı vericili transplantasyonlar
- Kadavra vericili transplantasyonlar
Birinci şekilde takılacak organ yaşamakta olan bir başka insandan alınır. Böbrek gibi çift organların biri, tek organların da bir parçası diğer bir kişiye takılmak üzere alınır. Tabiatıyla kalbin canlıdan nakli söz konusu olamaz.
İkinci şekilde ise organları alınan kişi tıbben ölmüştür. Nakil için uygun olan tüm organları alınarak, ihtiyacı olan ve doku uyumu bulunan hastalara nakledilir. Transplantasyonda ilk uygulanan ve asıl uygun olan yöntem budur. Böylelikle sağlıklı diğer bir kişinin de hayatı riske edilmemiş olacaktır. Ancak organ bekleme listelerinin giderek kabarması ve ihtiyacı karşılayacak kadar organ bulunamaması birinci yöntemin, yani canlıdan nakillerin de tıp dünyasına girmesine neden olmuştur.
İşte bu nedenle kadavradan organ bağışlarının yaygınlaşması büyük önem taşımaktadır. Böylelikle organlar birkaç ayda toprak olup gideceklerine hem bir insanı yaşatacaklar hem de başka bir insanın hayatını riske atılmaktan kurtarmış olacaklardır.
Organ Bağışının Manası ve Önemi
Organ bağışından ne kastediyoruz? Organ bağışı, yaşarken yaptığımız bir bağış ama ölümümüzden sonraki bir uygulamayı yansıtıyor. Canlı vericilerden yapılan nakillerde organlarından birini ya da bir parçasını bağışlamak organ bağışı kapsamında mıdır? Organ bağışının ailemizi ilgilendiren yönleri nelerdir?
Organ bağışından ne kastediyoruz? Organ bağışı, yaşarken yaptığımız bir bağış ama ölümümüzden sonraki bir uygulamayı yansıtıyor. Canlı vericilerden yapılan nakillerde organlarından birini ya da bir parçasını bağışlamak organ bağışı kapsamında mıdır? Organ bağışının ailemizi ilgilendiren yönleri nelerdir?
Organ bağışı dediğimizde her şeyden önce ikinci tip organ nakillerini kastettiğimizi vurgulamamız gerek. Yani kadavradan ya da tıbben ölmüş kimselerden olan nakiller için ortaya atılmış bir kavramdır organ bağışı.
Canlıdan nakillerin genellikle akrabalar arasında olması münasebetiyle tam bir bağış sayılmaması doğaldır. Akraba olmayan bağışlarda da özellikle dünyada uygulandığı şekliyle yakınlığın yanında diğer menfaatlerin de bulunabileceği göz ardı edilemez. Zaten canlıdan nakiller tıp etiği yönüyle de sağlıklı bir insanın hayatının riske edilmesi açısından bazı soru işaretleri taşımaktadırlar. Yine de bulunan organların yetmediği bu koşullarda insanları kurtarmanın tek yolu olmaları münasebetiyle kaçınılmaz olarak uygulanmaktadırlar.
Asıl organ bağışı kavramı ise kadavra nakilleri için kullanılmaktadır. Yaşam boyu kullandığımız bizi yaşatan organlarımızın, öldüğümüzde bambaşka hem de tanımadığımız insanları yaşatmak amacıyla kullanılması ve bu organlardan, bağışlayanların herhangi bir menfaatinin olmaması, kavram olarak gerçek bir bağış olduğu gibi aynı zamanda büyük bir insanlık örneğidir de.
Bu aynı zamanda insanın yaşama duyduğu saygının da bir ifadesidir. Dünyanın malının dünyada kalacağı bilinciyle, sadece insana has olan ardında bir şeyler bırakabilme, insanlık adına da bir şeyler yapabilme duygusunun da doruk noktasıdır. Belki o anda organları bağışlanan kişi bunun bilincinde olamamaktadır ama zaten tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de bu bağış daha ziyade yaşayanları ilgilendiren bir olgudur. Ölen kişinin bağış kartı olsa da olmasa da bağışı yapacak olanlar ölenin yakınlarıdır. Yakınlarının istememe halinde kişinin kendi organ bağışı hiçbir şey ifade etmez.

O nedenle organ bağışı denildiğinde kendimize sormamız gereken asıl soru; kendi organlarımızı bağışladığımız kadar en sevdiklerimizin organlarını bağışlayıp bağışlayamayacağımız olmalıdır? Görüldüğü gibi bu çok zor bir sorudur. Ama bir gün organ bekleyen bir yakınımızın olabileceği gibi organını bağışlamak veya bağışlamamak durumunda kalacağımız bir yakınımız da olabilir.
|
“BAÄžIÅžLA ORGANINI, KURTAR BİRÇOK KİŞİNİN HAYATINI” |


