Dünyanın En Güzel Camileri
Müslümanların kutsal ibadet mekanıdır. Arapça’dan gelen bir sözcüktür. Cem’ (Toplanma, bir araya gelme) kökünden gelen cami “toplayan, bir araya getiren yer, toplanma yeri” demektir. Her kıtada ve ülkede deÄŸiÅŸik göz alıcı mimari tarzlar ve süslemelerle yapılır. Mescit (Mescid) sözcüğü ise yine Arapça’daki secd(e)’den türeyip secdeye varılan yer, ibadet yeri demektir. İspanya’da yaÅŸayan İslam Uygarlığı Endülüsler’den miras kalan ve cami demek olan ‘mezquita’ sözüğünün ‘mescid’den geldiÄŸi çok açık olup, İngilizce’de de bundan dolayı camiye ‘mosque’ denmektedir. Zaman içinde bu dini mimarilerde küçüklere mescit, büyüklere cami denilmiÅŸtir. Büyük camilere selatin camileri denir. Üstü açık yerlere namazgah denilmiÅŸtir. Câmi Allah’ın 99 adından biridir.
Id Kah Cami - Çin, Niujie Cami - Çin mosque, Gucheng Mosque - Çin, Kowloon Cami - Çin, Büyük Cami - Çin, cami resimleri, mosque, mosque, Badshahi Cami - Pakistan, Faysal Cami - Pakistan, Shah Jahan Cami - İngiltere, mosque, Cami, Ahmadiyya Cami - Kanada, Gök Cami - Ermenistan, Hünkar Cami - Saraybosna, Nur Cami - Almanya, Faysal Cami - Gine, Omer Ali Seyfeddin Cami, cami resimleri, M. Ali Paşa Cami - Mısır, Malabar Cami - Singapur, Kum Cami - Mali, Zahir Cami - Malezya, Putra Cami - Malezya, Mavi Cami - Malezya, cami resimleri, Mavi Cami - Afganistan, Abuja Cami - Nijerya, Hasan II Cami - Fas, Wahabou Cami - Burkina, Jumeirah Cami - BAE, Taipei Cami - Tayvan, H. Bolkiah Cami - Brunei, Abdülaziz Cami - Cebelitarık, Sabancı Cami - Adana, Yeni Cami, Selimiye Cami, Şehzade Cami, Yeni Cami - İstanbul, Selimiye Cami - Edirne, Şehzade Cami - İstanbul, Süleymaniye Cami, Süleymaniye Cami - İstanbul, Dolmabahçe Cami - İstanbul, Bodrum Cami - İstanbul, Selimiye Cami - Konya, Sultanahmet Cami - İstanbul, mescid-i aksa, kubbet-üs Sahra, Mescid-i Aksa - Kudüs, Kubbet-üs Sahra - Kudüs, Ayasofya - İstanbul
61 FotoÄŸraflar
Camilerin Genel Özelikleri
Kuranı Kerim’de camilerin imarı ve onarımı üzerine olan Tevbe suresinin 18. ayeti ve Muhammed’in cemaatle namazı ve hayratı öven hadislerini temel alan İslam dini mimarisi ilk mabet Kabe ile ve ilk mescit olan Kuba Mescidi ile baÅŸlamış, Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa ile devam ederek bütün üç kıtaya yayılmış ve günümüze kadar gelmiÅŸtir.
Emeviler döneminde Åžam Ümeyye Camii, Kayravan Camii; Abbasiler döneminde Samerra Camii; TolunoÄŸulları döneminde TolunoÄŸlu Camii; Fatımiler döneminde El-Ezher Camii; Endülüs’te Kurtuba Camii; Selçuklular zamanında Ulu camiler; Osmanlılarda selatin camileri dikkat çeken yapılardır. Büyük camiler, etrafında medrese, mektep, aÅŸhane, hastane gibi yapılarla birer imaret (külliye)’dir.
Çok sayıda küçük kubbe içeren Osmanlı camilerinin merkezcil yerleşim düzeni ve piramit biçimli kütlesi, en azından form olarak, bir Uygur resminde tasvir edilen gök tapınağından yola çıkılarak oluşturulmuş ve 8.-10. yüzyıllarda Kökşibagan’da cami mimarisine uygulanmış gibi görünmektedir. Ayasofya örneğinin önemli teknik özellikler ortaya koyduğuna hiç şüphe yoktur. Ancak çok kubbeli Osmanlı camilerinde estetik özellik olarak, her biri yüksek bir ayak üzerinde duran dört kubbeli Bizans kilisesinin çoğul görüntüsüne değil, Kökşibagan’da erişilen ahenge öykünme vardır. Gerçekten de merkezcil haçvari eksenli plân, Osmanlı dervişlerinin felekleri, belki de vahdet-i vücud anlayışla evrensel ahengin grafik simgesi haline gelmiş ve derviş taçlarının üst kısmında resmedilmiştir.
8. yüzyılda, İslam’ın zaferinin ardından bu Türk meliki kentini (Buhara) terk etti, kent sakinleri İslam dinine geçti ve bir mescit inÅŸa ettiler. 8. ya da 11. yüzyıla tarihlendirilen bu mescit, hem Uygur kozmogrofik resim sanatına hem de piramit biçiminde düzenlenmiÅŸ dokuz kubbeli OÄŸuz hükümdar ikametgâhına benzemesi nedeniyle, inÅŸasında daha eski gök tapınaklarından esinlenilmiÅŸ olabilir. Ne var ki, Müslümanlıkta cemaatle birlikte yapılan ibadette geniÅŸ bir alana ihtiyaç duyulması yüzünden hücreler arasındaki duvarlar kaldırıldı ve sütunlar kubbelerin ağırlığını taşıyacak biçimde yapıldı. Böylece piramit düzenindeki çok kubbeli Türk kapalı mescitlerinin ilk örneÄŸi geliÅŸtirilmiÅŸ gibi görünüyor. Selçuklularda sahın kargir ayaklar ve sütunlarla, çok kubbeli örtülüydü. Osmanlılarda ise dört kalın fil ayağına oturan ana kubbeli camiye geçilmiÅŸtir. Türkler bir yeri fethettikten sonra önce toplumun bütün ihtiyaçlarını karşılayacak bütüncül binalar yaparlardı. İmaret kültürü denilen bu olgu, İslam kültürünün temelidir.
Camiye cümle kapısından sahına girilir, tam karşıda kıble duvarı ve ortasında her zaman cümle kapısının karşısında mihrap bulunur. Orta sahının yanları revakların altındaki yan sahındır ve yüksekçe olursa yan sofalar denir.
Caminin Bölümleri
- Pencere: Kubbede ve duvarlarda iki-üç sıradır, alttakiler düz atkılı ve düz camlı, üsttekiler kemerli ve renkli işlemeli camlıdır. Işık belli bir miktar ve ölçüyle pencereden sahına girer.
- Mihrap: İmamın durduğu yer, çıkıntılıdır.
- Duvar: Kerpiç, tuğla, kaba yontmataş, tuğla hatıllı taş duvar, kesmetaş. Pencere ve kapı kemerleri ve atkılarındaki duvara ayaklama denir. Dış duvar kaplaması mermer, iç duvar kaplaması çini olur. Duvar üstleri üçgen veya değirmidir.
- Minber: İmamın hutbe okumak için çıktığı yer. Mihrabın sağındadır.
- Kürsü: Vaaz yeri.
- Muvakkithane: Dış avlu kapısı yanındaki vakit tayini binası. Muvakkit, güneş saatiyle ezan saatini ayarlar.
- Hünkar Mahfeli: Selatin camilerinde padişahların namaz kıldığı yer.
- Son Cemaat Yeri: Namazın ilk vaktine gelemeyenler için ayrılmış yer.
- Minare: Müezzinin çıkıp ezan okuduğu yer.
- Şerefe: Minare gövdesindeki bir veya birçok balkon. Müezzinin durduğu yer.
- Mahya: İki minare arasına asılan ışıklı yazı levhası.
- Mahfil: Camilerde parmaklıkla ayrılmış yüksek yer.
- Hazire: Camiyi yaptıranın, ailesinin, devlet erkanının lahitlerinin bulunduğu yer.
- İmam odası: İmam ve müezzinin odası.
- Şadırvan: Elbise askılıkları ve oturma sehpaları, içinde su bulunan hazne, musluklar, takunyaları bulunan avlu ortasındaki abdest yeri.
- Avlu: Caminin giriş kapısına bakan geniş alan.
- Gasilhane: Cenaze yıkamak için ayrılan yer. Ortasında teneşir tahtası, su araçları, yıkayıcı elbisesi, çizmesi, önlüğü, tabut ve tabuta örtülen yeşil örtü bulunur. Tuvalet: Avluda yer alan eski taşlı veya yeni taşlı, tek veya birçok bölümlü ayakyolu.
- Ayakkabılık: Cami kapısı girişinde dışta veya içte, yanlarda bulunan raflı, dolaplı sistem.
- Kitabe: Cami ana kapısı üzerinde, Arap harfleriyle, caminin tarihi ve mimarına ait bilgiler ihtiva eden levha.
- Hat: Cami tavanında, tavan katında bulunan bant halinde yahut levha halindeki yazılar.
- Sütun: Anakubbenin yaslandığı ayaklar. Şadırvan ve dış ya da iç avlunun, son cemaat yerinin direkleri.
- Merdiven: Subasman üzerine yapılmış camilerde, camiye çıkılan basamaklı yer.
- Kapılar: Dış kapılar avluda, son cemaat kapısı ve anakapı.
- Türbe: Genellikle kubbeli, camiye bitişik, etrafı açık mezarlık.
- Kurs odaları: Külliyelerde imamların öğrencilere ders verdiği yerler.
- Yer örtüsü: Hemen her camide halı. Son cemaat yerinde hasır, muşamba örtüler.
- Kapı örtüsü: Kenarları işlemeli kalın muşamba örtü.
- Avize: Yüzlerce tek kandil veya ortada büyük bir avize.
- Vaiz: İbadethanelerde, genellikle camilerde güzel nasihatler veren, kürsüde oturarak her gün veya cuma namazı öncesinde ayet ve hadislerle cemaate dersler veren hoca.
- Kubbe: Camiler başta olmak üzere yapılarda yarım küre şeklindeki dam. Kasnak, kemer, tavan ve pencereleri vardır. En büyük kubbe Selimiye Camii kubbesidir.
- Musalla taşı: Camilerde cenazelerin üzerine konulup cenaze namazının imam tarafından önünde kıldırıldığı taş.
[Kaynak: Wikipedia]



AÄŸustos 5th, 2009 | 05:51 |
Ben teşekkür ederim.