Evrim Geçiren Krolara Genel Bakış
Sokakta her gün, kafamızı çevirdiğimiz her yerde rastladığımız krolara şöyle bir göz atacağız.Okuduğunuz şeyleri kışkırtıcı şekilde algılamak, ne anlatmak istediğimizi anlamamak ya da yargısız infaz yapmak anlamına gelir. Yargısız infaz sadece Kroların hakkıdır ve Krolar yalnızdır. (bu eleştirileri yapanlar içinde geçerlidir.. |sadece şaka yapıyoruz) Yazıların etkisinde kalıp, birilerini incitmeden önce lütfen düşünün ve hatırlayın: Kroların bile şaka anlayışı vardır. Sadece hayatlarına bakın yeter. Teşekkürler ve yazıların tadını çıkarın.
● Eskiden daha çok arabesk & fantezi ağırlıklı müzik dinleyen 2. grup krolar artık Reggae müzik diye tabir edilen İspanyolca ağırlıklı temposu sabit şarkılar dinlemektedirler. Dale Don Dale gibi Papi Chulo gibi Get Busy gibi iğrenç şarkılarla uzun süre sokakları meşgul etmişlerdir. Babalarının, ağabeylerinin arabalarını kaçırarak. Yeni nesil krolar için önem teşkil eden bir diğer sanatçı da İsmail YK’dır. Bu adam şimdiden efsaneler arasına adını kazıtmayı başarmıştır.
● Revaçta olan ne ise bukalemun gibi o kişiliğe bürünür kah rapçi olur kah techno-disco,trance tarzı şarkılar dinleyip kendilerini modern gösterme uğraşına girerler.
● Van, Tu, Tri, Foro gibi vazgeçilmez esprileri vardır. Bu sözlerden birini veya benzer bir espriyi duyduğunuzda oradan koşarak ayrılın, sonra gece kâbuslar görmek istemezsiniz değil mi.
● Her birinin en az 2 sevgilisi 7–8 tane de flörtleri vardır. Mutlaka acısını çektikleri bir de aşkları vardır yoksa da geçmişten kalma bir sevgilisini hatırlayıp üzülme metodunu seçerler. Giyim tarzlarında ise bölgelere göre değişiklikler gözlenir. Bir zamanlar vazgeçilmez aksesuarları olan çakma Puma ayakkabılarının yerini şimdi sivri burunlu ayakkabılar veya cancanlı basket ayakkabıları almıştır. Yırtık pantolon modasına hemen ayak uydurup bu modanın hızla yok olmasına ön ayak olmuşlardır. Saçlarda da standart pek şaşmaz. 850 gram jöleyi kafaya boşaltıp saçları ya yukarı dikerler ya da arka tarafları uzatıp o kısma sürerler.
● Bu kişilerin ayrıca multi-sosyal şahsiyetler olduğuna da deyinmeden edemeyiz. İlk başta bir grup arkadaş chat sayfalarına tüpsüz dalar ve oradan tanıştığı “Kroliçelerle” MSN vasıtasıyla görüşür, birbirlerine web-cam açar. Hoşlandılarsa birkaç gün sonra el ele, kol kola son derece sırnaşık tavırlarla sokakta görünürler. Eğer test başarısız olursa, yani MeSeNe’ si alınan hatun tavlanamazsa diğer arkadaşlara devredilir. Onlardan biri mutlaka başarılı olur. Facebook a da el atan pek sevimli kardeşlerimiz 30 u as ortalama 300 arkadaş barındırmaktadırlar. Onlardan birine rastlarsanız süratle odanızdan çıkın ya da bilgisayarınızın fişini çekin.
● Tabi ki cep telefonu tutkularından bahsetmeden edemeyiz. Türkiye ye henüz gelmemiş ya da fabrikadan çıkıp yolda olan envai çeşit telefon modellerini bunların elinde görebiliriz. Genelde kontör parası bulamazlar, bu da yetmezmiş gibi evde yiyecek ekmek yokken bunlar en pahalı telefonlara göz kırpmadan kredi kartlarını feda etmişlerdir. Konuşurken de yüksek sesle ve araya sık sık küfür karıştırarak, her an kapatmaya hazır başparmakları NO tuşunda olmak suretiyle bir iletişim tarzı sergilemektedirler. Grupta telefon modeli en mütevazı olan kişi ise çeşitli alaylara maruz kalabilir. En klasik yakıştırma “Takoz” olur.
● Bununla birlikte birde sokak kültürleri vardır ki, evlere şenlik! Modifiye edilmiş bir doğan görünümlü şahinle, ekonomik durumu onlara nazaran biraz daha iyi olanlar Peugeot 106 ya da buna benzer spor arabalarla görünürler. Bazıları ise gerçekten iyi arabalarda görünürler. Yine de bu arabalara bütün arkadaşlarını doldurup şehrin asortik kesimlerini işgal etmek suretiyle ve camdan çıkan kafalarıyla millete göz dikme alışkanlıklarından asla vazgeçmezler. Bir araba 3 ila 9 kişi olabilir. Benzinleri ya da LPG gazları sınırlı olmakla beraber bu gazı son damlasına kadar harcamak için adeta bir safari rallisinde bulurlar kendilerini. Sokak kültürlerinin ikinci aşaması ise sokak başlarında yaklaşık 7–8 kişi ya ellerinde son model telefon birbirine şarkı dinletir ya çekirdek çitleyip yeri bi kabuk gölüne çevirir ya da öylece dikilip (zaman zaman çömelip) milleti gözetlerler. Son derece namus bekçisi imajı içinde olmaya çalışsalar da en çok taciz yine bu grup tarafından uygulanır. Kutsal dostluklarını birbirlerinin ailelerine küfür ederek perçinlemektedirler ve bundan büyük keyif alırlar. Park, bahçelerde de millete adeta kan kustururlar. Yanında babası olsun ya da erkek arkadaşı olsun hiç fark etmez, bütün bayanları göz hapsine alır eğer bir ışık gördüyseler aklın sınırlarını zorlar, ne yapar ne eder asli görevlerine ulaşırlar. “Çıkma teklifini” kabul eden Kroliçe ise uzun bir küfür ve hakaret maratonunun içinde bulur kendini. Nadiren güzel sözler, kopyala yapıştır tarzı elden ele dolaşan aşk mesajları ve baş başa yenilen yemeklerin yanında bazen de dayak yerler. Küslük ise çok kısa sürer.
● Bu grubun discolara olan merakını bilmekteyiz. Bilmedikleri şey hemen hemen yok gibidir. Ömrü hayatta ulaşamayacağınız engin kültür bilgisine sahiptirler. En ücra köşelerdeki discolardan, clublardan, her bir yerden haberleri vardır ve oranın havasını en az 1 kez solumuşlardır. Ve birbirlerini –la sen şurayı biliyon mu, la sen burayı biliyon mu diye kültür yarışına sokarlar. Disko kültürüne yeni alışan bir kroya ise arkadaşları şunu tembihler; la müziği duyunca kafanı salla da seni kro zannetmesinler. Bu ilk öğretilendir sonra zaten içgüdüleriyle olaya tamamen vakıf olacaklardır. Oradaki insanlarda tercihlerini değiştirmek zorunda kalmış o mekanlar genelde kro kardeşlerimizin hışmına uğramıştır. Eğlenmek için gelen nesil hızla tükenmektedir.
● Bu kişiler tüm bunların yanında “Muhafazakar!” tavırlarıyla da bilinmektedir. Namus kutsaldır bunlar için. Sosyal demokrat, milliyetçi, liberal veya komünist de olabilirler. Ama hiçbirinin anlamını bilmez herkes kime oy veriyorsa gider o partiye oy verir ve nadiren gittikleri Cuma namazından sonra ava çıkarlar, yine ağızlarına aldıkları henüz lügate girmemiş küfürlerle. Bu insanlar aynı zamanda “Kaypak” olarak da nitelendirilebilir. Bukalemunluk özelliklerinin tüm sıfatlarını başarıyla uygular, semtlerinde hangi siyasi görüş hâkimse ona ayak uydururlar. Ya bir ülkü ocağına ya bir cemaat evine ya da bir halk evine sığınırlar kendilerine bir siyasi statü edinebilmek için. Hayatları boyunca 3–4 ayrı görüşe birden mensup oldukları bilinmektedir. Maç izleme tarzları da bir o kadar ilginçtir. Takımları yenerse tüm rakip takımı tutan arkadaşlarını bir alay hatta hakaret çemberi içine alırlar. O takım kazanana kadar bu alay süre gelir. Ayrıca maç izlerken bir futbolcu başarılıysa bir övgü yağmuru ve en ufak hatalarında ise yine aynı şekilde hakaret ve küfür yağmuruna tutarlar. Takımlarına gösterdikleri şiddetli ilgi ve fanatizm, o takım sürekli kazandığı sürece geçerlidir. Sürekli kaybeden ve iyi durumda olmayan takımın başkanının gitmesi gerektiği, teknik direktörün değişmesi gerektiği, sevilmeyen oyuncuların gönderilmesi gerektiği ve o kişinin hayalindeki taktikle oynarsa ancak başarılı olacağı tezi öne sürülür.
● Herhalde buraya kadar “Düğün” sevdalarından bahsetmeseydik büyük haksızlık yapmış olurduk. Evet, özellikle yaz ayları haftada ortalama 3 kez düğüne giderler. İster 1. dereceden isterse 5. dereceden akrabaları olsun düğünleri katiyen kaçırmazlar. Yine orada kroliçe aday adayı avlarına çıkmışlardır. Bunun yanında düğünlerde genelde standart şudur, caddenin ortasına ya da binanın girişine delta sandalyeler dizilmiş, 60 wattlık sönük ampüllerle aydınlatılmış, ucuz kuruyemiş ve sıcak kolanın dağıtıldığı bu yerel karnavallarda çalan başlıca şarkılar vardır, onlardan bahsetmeye kalkarsak burada bir kitap çıkar. Sesi sonuna kadar açılmış ne dediği belli olmayan kötü hoparlörlerden yine 400 liraya kiralanmış saz ekibi hünerlerini sergilerler. Saz ekibine ödül olsun diye sarı kola veya siyah kola, durum biraz iyiyse de rakı ikram edilir. Bunun yanında bide son yıllarda gelenek haline gelen havai fişek şovları vardır. Normalde on binlerce yetele ye düzenlenen bu ihtişamlı gösterileri tanesi 3 liradan olan Çin pazarından gelme toplam 100–200 liralık bir gösteri ile sergilerler. Havai fişeğin dandik olduğu yetmezmiş gibi eskiden büyük hevesle takip ettiğimiz bu gösterileri artık bizim için adeta zindana çevirmişlerdir.
● Bir de 1. grup krolar vardır ki, onlara saygımız tamdır. Çünkü oldukları gibi kalmış, kendini değiştirme ihtiyacı hissetmemiş, milletin huzurunu kaçırmak için özel çabalar sarf etmemişlerdir. Tek zararları yine ücra köşelerde içtikleri alkoldür. Kimseye zararları olmadıkları sürece onları seviyoruz.
KROLİÇELER:
Bu bölüme kadar kro kardeşlerimizi büyük bir ihtiyatla incelemeye çalıştık. Onlara ciltler dolusu ansiklopedi yetmez. Biz naçizane sözlerimizle aziz ruhlarını anmaya çalıştık. Bu durumdan rahatsız olabileceğini tahmin ettiğim arkadaşlarımın, ya neden kroliçelere değinmiyorsunuz dediklerini duyar gibi olduk ve hemen klavyeyi elimize aldık. Haydi kroliçeler sıra sizde.
● Kroliçelerinde kendine has hareketleri vardır. Bunlardan biri kendilerine olan aşırı güvenleridir. Bunlardan biriyle girdiğiniz hiçbir tartışmayı kazanamazsınız, çünkü dinlemezler. Dinlemedikleri gibi de sizi anlamaz, söylediklerinizi gereksiz bulur, onları ancak kroprensleri anlar, ihya eder. Bunu sakın evde denemeyin! Bu aşırı güven çoğunlukla rahatsız edici boyutlarda seyreder. Öyle ki, kimseye saygı duymadıkları gibi insanları da hafife alırlar. Çünkü onlar feleğin kıvrımlı çemberinden defalarca, son derece akrobatik hareketlerle geçmişlerdir.
● Bunların aşırı güvenlerinin bir diğer sebebi de muhtemelen kısa ömürlerinde tanıdığı 22. sevgililerinin “belalı” olmasındandır. Bunlara asılacak olursanız ya size ayak uydurur sevgilisini aldatır ya da gıcık olursa sizi çakal-çukal takımının has üyesi olan sevgilisine dövdürtme tehdidinde bulunurlar. Hatta direk kendisi de dövebilir sizi, gözü kara olabilir bunların.
● Hafızaları inanılmaz geniştir. Yalan söyleme kapasiteleri ise korkunç düzeyde olabilir. Çünkü saklayacak çok şeyleri vardır erkeğe nazaran. Krobey eve geç geldiğinde verecek fazla bir hesabı yoktur ancak eğer bir Kro hanım geç kalırsa babasına ya da abisine 47 ciltlik ansiklopedilerinden seçtiği bir sayfadan seçtikleri bir yalanı uydururlar ve hayatları sürekli macera içinde geçer. İsterseniz inanmayın, bu durumda küsme ve isyan etme gibi gizli gözüken ama son derece basit kozları vardır. Erkek krolarda sık sık görülen saflık özelliğinin yanından bile geçmemişlerdir. Hatta bu konuda şöyle bir rivayet vardır; Bunlardan birinin, bir yalanını duyan Şeytan, -Lan benim bile aklıma gelmezdi! Demiştir. Hatta Şeytan moralini sağlam tutmak için bu şahsiyetlerden kendini uzak tutacağını belirtmiştir.
● Kroliçelerin internet dünyaları da son derece karmaşıktır. MSN adreslerinde 5-6 sı yakın arkadaş olmak üzere 100 e yakın erkek vardır. Onların selam vermesini beklemekten karınlarının çatladığı bilinmektedir. Kroların 7-8 flörtlerinin olduğundan bahsetmiştik Kroliçelerde ise bu durum 10 la çarpılmış 70-80 i bulmuştur. Evet, biraz abartı gözükebilir ama 20 yi bulduğuna bahse girebilirim. Gerçek hayatta aşk konusunda pek başarılı olamayan bu herifadamdayısıgillerin kızları burada emsali görülmemiş bir başarının mümessilidirler. Dünyada son bayan kalsa kafanızı çevirip bakmayacağınız tipler burada milyonların sevgilisi olmayı başarmışlardır. Tüm bunların yanında birde nick seçimleri vardır ki tam bir facia!! Bütün ruh hallerini daha sormadan anlayabilirsiniz. Mutluysa yok onun aşkından ölüyom yok onsuz yaşayamam yok o kalp ben mutsuzsa, vay şerefsiz yıktın dünyamı tarzında şeyler yazarlar. Ayrıca banyodayım gibi abest yok WC deyim yok MC deyim yok tıkınıyom yok karnım ağrıyo yok uykum geldi yok Ahmet nerde kaldın yok Zübeyde yle barıştınız mı yok ne zaman discoya gidiyoz gibi saçma sapan şeyler de yazdıkları görülmüştür. Bir de MSN edebiyatçıları vardır. Onlar her olayın derinine inmiş aydın kimseciklerdir. Her birinin yüzlerce deneme yazısı, On binlerce de şiirleri vardır. Hatta basın mensuplarından gizli olarak imza günleri düzenlediklerinden de söz edilmektedir. Söyledikleri hadis niteliğindedir.
● Gelelim kroiye lerin giyim tarzlarına, Bu konuda tam bir standart yakalayamamışlardır. Ancak kendimizi zorlamaya kalkarsak, metropollerde gördüğümüz bakımlı bayanların aynısını bir süre sonra renkleri, kumaşı daha kalitesiz olmak kaydıyla bunların üzerinde de görebiliriz. Erkeklerin 850 gram jöle kullandıkları hususunda olduğu gibi bayanlar da bu konuda hiç eksik kalmaz, onlar da yüzlerine 480 gram fondeten, 60 gram krem, işte gözüne fardı, rujdu mujdu, kafalarından ağır yaklaşık 8 kilo kimyasal kullanırlar. Kro ve Kroliçelerin bir ortak özelliği vardır o da, aldıkları deodorantı koltuk-altından hariç her yerlerine sıkmalarıdır. Buda kendilerine has kokularının olmasının başlıca sebebidir. Ayrıca dar pantolon ya da düşük bel pantolon giymeye bayıldıkları gibi elleri sürekli bellerindedir. Acaba biri bakıyor mu diye her an tetiktedirler. Yalnız biri bakıyorsa hemen düzeltir, bakmıyorsa biri bakana kadar dokunmazlar. 80 çeşit ayakkabı giydikleri için burada da tam bir standart yoktur. Ancak çakma Puma lar bayanlarda da oldukça revaçtaydı. Şimdi Nike a aynısını uygulama projelerinin olduğu istihbaratı tüm gizli servislerde dilden dile dolaşmaktadır. Kimseye bakmıyormuş gibi görünmelerinin yanında evrim sonucu oluşan radar sistemleri sayesinde arkalarını bile görebilirler. Evet, bakmıyor gibi görünmelerine rağmen yeryüzünde ve atmosferdeki en ufak titreşimden haberdarlardır. Üstlerine giydikleri body ler bel hizasının yukarısında olunca yine biri bakarsa çek taktikleri geçerlidir.
● Dostluk konusunda biraz zayıf olduklarını da söyleyebiliriz, en yakın arkadaşı yeni bişey alırsa, ay bu niye bende yok ya diye hırs yapar, almak için yemeden içmeden kesilebilirler. Bunun yanında arkadaşlarının ayıbını örtme konusunda da bir hayli beceriksizdirler. Muhteşem zekâları cinlik konusunda %100 ken sadakat gibi bağlılık gibi konularda da eksi değerlerde seyretmektedir. İstisnalarda çıkabilir tabi ki. Ama genelde en iyi arkadaşları yine bir erkek olur. Tüm bunların, bütün bayanlarla alakası yoktur. İçlerinden bazıları sabit karakterlerdir, aynı kro larda görüldüğü gibi. Sözümüz yalnızca onlaradır.
● Gelelim müzik zevklerine, burada erkeklerle hemen hemen aynı olduğu gibi arayış biraz daha fazladır. Özellikle ülkemin nadir yakışıklı sanatçılarının ne söylediği bile anlaşılmayan sürekli aynı şeyi tekrar ettiği şarkılara bayılır hatta bu adamların posterlerini mosterlerini asarlar duvarlarına, sonra ay ben onun için ölürüm derler. O kişi gündemden düştüğü zaman da esameleri bile okunmaz. Sözümüz ona İbrahim Tatlıses kızları vardır bide, az buz güzellerse bunu göstermek için türlü illüzyonlar yaparlar. Radarlarına yakalananı da affetmez biraz sevgi gösterip devamında çile çektirirler. Bu kroliçeler ön planda olmaya bayılırlar. Düğün ve benzeri yerlerde, evde saatlerce çalıştıkları dans figürlerini uygularlar. İsim vererek kimsenin sevdiği sanatçıyı zan altında bırakmak istemeyiz fakat müzik zevkleri son derece basit ve kalıcılıktan uzaktır. Bas Gaza şarkıları en çok sms attıkları şarkıların başında gelir.
● Aşklarını da göz önünde yaşamaya bayılırlar. Sanki TV den millet onları izliyormuş gibi sırnaşık tavırlarını zaman ve mekân gözetmeksizin büyük ustalıkla uygularlar.
Evet, krolara şöyle bir genel bakış yaptık. Sizde bizim gibi düşünüyorsanız, önerilerinizi yazın burada paylaşalım. Eminiz içimizden yeşil kro pasaportu taşıyanlar bile vardır ama onlar bile üzerlerine alınmayacak okuyacak geçecektir, şaka bi yana aramızdan kro çıkacağına inanmıyorum. Katılan herkese teşekkürler, maksadımız mizah yapmak haydi arkadaşlar “Kro&Kroliçe” ruhunu buraya taşıyalım. İçindeki kroyu dinle!
Hazırlayan ve Derleyen : Gökberk Şencan









Haziran 9th, 2009 | 00:14 |
Güzel ve komik bir yazı… ekleyene , hazırlayana ve derleyene tskler