Hz. Muhammed Nasıl Peygamber Oldu?
Peygamberlerin en büyüğü ve sonuncusu, bizim peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’dir.
Allah Teâ’lâ şöyle buyuruyor:
“O, Allah’ın elçisi ve peygamberlerin sonuncusudur.”
Onun tebliÄŸ ettiÄŸi İslâm dini, son din’dir. Allah tarafından getirdiÄŸi Kur’an-ı Kerim, bütün insanlığa seslenen Allah’ın son kitabıdır.
Hz. Muhammed (s.a.s.)’in gelmesiyle peygamberlik kapısı kapanmıştır. O, yeryüzündeki bütün milletlerin peygamberidir. Bu gerçek Kur’an-ı Kerim’de şöyle bildirilmektedir:
“Ey Muhammed! De ki: Ey İnsanlar! DoÄŸrusu ben Allah’ın hepiniz için gönderdiÄŸi Peygamberiyim.”
Önceki peygamberler belirli topluluklara gönderilmişti. Onlar bir evin içini aydınlatan kandillere benziyordu. Bütün insanlığa gönderilen bizim peygamberimiz ise, dünyayı aydınlatan güneş gibidir. Güneş doğduktan sonra artık kandillere ihtiyaç kalmamıştır.
İslâm bilginleri âyetlerden ve ilgili hadislerden hareketle Tevrat ve İncil’i tedkik etmiÅŸler ve onlarda Hz. Muhammed’i gösteren açık kapalı birçok ifadeler bulmuÅŸlardır. Ancak Tevrat’ta geçen söz konusu ifadeler, Yahudiler tarafından beklenen “Mesih” ile ilgili olduÄŸu iddia edilmiÅŸ, Hıristiyanlar ise bunların Hz. İsa’ya iÅŸaret ettiÄŸini ileri sürmüşlerdir. İncil’de geçen kısımların da Hz. Muhammed’e deÄŸil, “Kutsal Ruh”a iÅŸaret ettiÄŸini savunmuÅŸlardır. Rahmetullah Delhî’nin belirttiÄŸine göre Hıristiyanlar, Matta İncili’nin “Yalancı Peygamberlerden sakının; onlar koyun postuna bürünerek size gelirler, fakat iç yüzleri yırtıcı kurtlardır” mealindeki 15. âyetine dayanarak, Hz. İsa’dan sonra peygamber gelmeyeceÄŸini öne sürmüşlerdir. Halbuki buradan böyle bir anlam çıkarılamaz. Söz konusu âyetten kastedilen, Allah tarafından gönderilmeyip kendi kendilerini peygamber diye açıklayan yalancı peygamberlerden sakınmanın gereÄŸidir. Yoksa, Hz. Muhammed’in gelmeyeceÄŸi yolunda bir ibare mevcut deÄŸildir. Kur’ân-ı Kerim’de Hz. Muhammed’le ilgili “Muhammed Allah’ın elçisidir…” (Fetih, 48/29), “Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce de pek çok peygamberler gelip geçmiÅŸtir.” (Âli İmrân, 3/144) ve benzeri birçok âyette12 Hz. Muhammed’den önce pek çok peygamber gelip geçtiÄŸi halde, ondan sonra yeni her hangi bir peygamberin geleceÄŸinden bahsedilmemektedir.

Bunun aksine yani Hz. Muhammed’den sonra peygamber gelmeyeceÄŸi ile ilgili Kur’ân-ı Kerim’de pek çok âyet bulunmaktadır. Bu âyetlerden bazıları ÅŸunlardır: “Muhammed içinizden herhangi birinizin babası deÄŸil. O, Allah’ın elçisi ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her ÅŸeyi bilendir.” (Ahzab, 33/40), “Bugün size dininizi bütünledim, üzerinize olan nimetimi tamamladım” (Mâide, 5/5). Bu âyetler, Peygamberlik müessesesinin Hz. Muhammed ile mühür (hâtem)lendiÄŸini yani ondan sonra peygamber gelmeyeceÄŸini, vahiy vb. nimetlerin yüce Nebi ile birlikte son bulduÄŸunu ve dinin, onun getirdiÄŸi İslâm dini ile kemâle erdiÄŸini açıklamaktadır
Buna göre, artık Hz. Muhammed’den sonra yeni bir peygamber gelmesine gerek kalmadığı anlaşılmaktadır. Allah, Hz. Muhammed (sas) hakkında şöyle buyurmuÅŸtur: “De ki: Ey insanlar! DoÄŸrusu ben, göklerin ve yerin hükümranı, kendisinden baÅŸka ilâh bulunmayan, dirilten ve öldüren Allah’ın, hepiniz için gönderdiÄŸi peygamberiyim.” (A’raf, 7/158), “Biz seni bütün insanlara ancak müjdeci ve uyarıcı olarak göndermiÅŸizdir…” (Sebe’, 34/28). Bu iki âyetten de anlaşılacağı gibi, Hz. Muhammed’in bütün insanlığa elçi olarak gönderildiÄŸi belirtilmiÅŸtir. Son âyetten, Hz. Muhammed’in sadece kendi devrindeki insanlara deÄŸil, bilakis kıyamete kadar gelecek olan bütün nesillere peygamber olarak gönderildiÄŸi anlaşılmaktadır. Âyette geçen “bütün insanlar (cemi’an kâffe)” ibaresinde kastedilen “yalnızca ashap deÄŸil, onlardan sonra gelecek bütün nesiller”dir
Ayrıca, Kur’ân’daki “Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik” (Enbiya, 21/107) âyetinin anlamı Hz. Muhammed’in, insanlarla birlikte, âlemdeki bütün yaratıklar için rahmet kaynağı olmasıdır. Bu durum ise ancak onun elçilik ve peygamberliÄŸinin evrensel olduÄŸu ve ondan sonra baÅŸka bir peygamber göndermeye gerek duyulmadığı takdirde mümkündür. Hz. Muhammed’in son peygamber olduÄŸunu gösteren diÄŸer bir âyet de ÅŸudur: “Hem Allah, vaktiyle peygamberlerden “size Kitap ve hikmet vermemden sonra, sizin yanınızda bulunan kitabı tasdik edici bir peygamber geldiÄŸinde, mutlaka ona inanıp yardımcı olacaksınız!” diye söz almıştır. Allah: “Bunu kabul ettiniz, bu ağır yükümü sırtınıza aldınız mı? dediÄŸinde onlar: “Kabul ettik” diye kesin söz verince, Allah Teala: “Siz de ÅŸahit olun, zaten Ben de sizinle beraber ÅŸahitlik edeceÄŸim.” buyurdu.” (Âl-i İmran, 3/81). Bu âyetten anlaşıldığına göre: Allah bütün ruhları yarattığı zaman onlardan ahit almıştır. Bu ahid içerisinde insanlardan, Hz. Muhammed kendi hayatları zamanında zuhur ederse ona inanmaları ve ona yardım etmeleri konusunda söz aldı.
Hz. Muhammed’in son peygamber olduÄŸuna doÄŸrudan delâlet eden âyetlerin en meÅŸhuru Ahzap sûresinin 40. âyetidir. Bu âyette Hz. Muhammed “nebilerin hâtemi” olarak zikredilmektedir. Arap dilindeki lügatlara ve tefsir kitaplarına baktığımızda buradaki “hâtem” kelimesinin “sonuncu” mânasında olduÄŸunu görürüz. Buradaki “Hâtem” kelimesi ile Hz. Muhammed’in son peygamber olduÄŸu belirtilmiÅŸtir ancak Kadiyânîlik mezhebi ve Behâîlik dini mensûpları, Hâtem kelimesini farklı ÅŸekilde yorumlayarak Hz. Muhammed’in son peygamber olmadığı gibi bir iddia ile bir takım hatalı, isabetsiz yorumlar yapmışlardır.

DiÄŸer Deliller
Hz. Muhammed’in son peygamber olduÄŸunu rasyonel bir ÅŸekilde açıklamak ve bunu aklî delillerini göstermek her zaman mümkündür. Bu deliller maddeler halinde şöyle sıralanabilir.
- Hz. Muhammed’in getirmiÅŸ olduÄŸu Kur’ân, önceki peygamberlere gelen kutsal kitaplar ve sahifeler gibi tahrif edilmiÅŸ deÄŸildir. Gerek nüzûlü esnasında yazı ile tespiti ve gerekse daha sonraki nesillere aktarılması sırasında hiçbir deÄŸiÅŸikliÄŸe uÄŸramadığı, bütün İslam araÅŸtırmacıları ve hatta bazı insaflı oryantalistler tarafından bile kabul edilmiÅŸtir. Yine Hz. Muhammed vasıtasıyla insanlara iletilen kur’ân’ın, tüm meydan okumalara raÄŸmen benzer saÄŸlamlıkta, vecizlikte ve zengin içerikte alternatif veya rakip bir karşı koyuÅŸa muhatap olmaması da Hz. Peygamber’in getirdiÄŸinin eÅŸsizliÄŸine ve bunu getirenin son peygamber olduÄŸuna delildir.
- Kur’ân ile birlikte Hz. Muhammed’in örnek hayatının da saÄŸlam bir ÅŸekilde tespit edilmesi, tahrif edilmemiÅŸ olması ve yaygın ve saygın bir ÅŸekilde izlenir olması, onun son peygamber olduÄŸunu göstermektedir.
- Peygamber efendimizin sünnetinin günümüze kadar kesintisiz olarak büyük bir nesil tarafından kavlî ve fiilî planda aktarılmış olması da bir başka delil olarak karşımıza çıkmaktadır.
- Mücâdele yöntemi, kiÅŸiliÄŸi, getirmiÅŸ olduÄŸu prensiplerin evrenselliÄŸi ve uygulanabilirliÄŸi açısından da bakıldığında Hz. Muhammed’in son peygamber olduÄŸu gerçeÄŸi ni gösteren delillerdendir.
- Hz. Muhammed’in hem mucizeleri, hem de üstün nitelikleri bakımından diÄŸer peygamberlerde olmayan hususiyetlere sahip olması ve cami ÅŸahsiyeti de bir baÅŸka delildir.
- DiÄŸer peygamberlere nazaran da onlara verilmeyen mucizelerin ona verilmesi, miraca yükselmesi, Allah’ın kendisini dost (halil) edinmesi, Ümmetini orta ümmet ve en hayırlı ümmet24 kılması, onun hayatı üzerine yemin etmesi, (Hicr, 15/72) davasında ona baÅŸarı imkânları açması, (A’lâ, 86/8) melekleri diÄŸer peygamberlere vahiy için gönderdiÄŸi halde Hz.Muhammed’e vahyin yanı sıra ona yardım için de göndermesi, (Enfâl, 8/26) nefsini yanlışa düşmekten ve unutmaktan koruması, (A’lâ, 86/6) gibi birtakım özel imkânların fiili olarak Hz. Muhammed’e verilmesi/açılması da onun peygamberlerin en üstünü ve sonuncusu olduÄŸuna delildir.
- Tarihsel açıdan da Hz. Muhammed’in, diÄŸer peygamberlerle karşılaÅŸtırıldığında, son Peygamber olduÄŸunu haklı kılacak gerekçeler vardır. Sözgelimi Hz. Musa’nın ÅŸeriatı İsrailoÄŸullarına mahsus kalmıştır. Hz. İsa’nın ki ise hayatta olan çok az kiÅŸi tarafından kabul görmüştür.25 Hz. İsa’nın tebliÄŸi, o hayatta iken geniÅŸ kitlelere ulaÅŸamamış ve davetinin etkisi oldukça sınırlı kalmıştır. Hz. Muhammed’e gelince, onun daveti o daha hayatta iken geniÅŸ halk kitlelerine ulaÅŸmış ve çaÄŸrısına yüz binin üstünde kiÅŸinin icabet ettiÄŸini görmüştür.
Makaleyi sonlandırırken Hz. Muhammed’in son peygamber olmasının beraberinde sosyal psikoloji açısından bir takım olumlu sonuçlar doÄŸurduÄŸu görülmüştür. Sosyal psikoloji açısından bakıldığında da Hz. Muhammed ile peygamberliÄŸin sona erdiÄŸi inancı makul ve olumlu sonuçlar doÄŸurmakta. İnsanlığın tekâmülü, beÅŸer aklının geliÅŸmesi, insan cehdinin artması ve problemlere çözüm üretmesi açısından düşünüldüğünde peygamberliÄŸin son bulduÄŸu fikri akla daha yatkındır. Zira “Artık bundan sonra yeni bir peygamber gelmeyecek” inancı, insanların, peygamber kanalıyla kendilerine verileni ucuzca harcamamaları, onu iÅŸleyip geliÅŸtirmeleri, o emânetin ışığında her çaÄŸda kendi problemlerine çözüm üretmeleri, zihinlerini atâletten korumaları, “Nasıl olsa peygamber gelip düzeltir!” düşüncesiyle fikri, zihni ve ameli rehâvete düşmemeleri açısından önemlidir. Åžurasını da unutmamak gerekir ki, peygamberliÄŸin Hz. Muhammed ile son bulması, ilâhî inâyet ve rahmetin kesildiÄŸi anlamına gelmemelidir. Aksine yukarıda da belirttiÄŸimiz gibi, peygamberin bıraktığı emanete sarılarak, ortaya koyduÄŸu ölçülere yapışarak çözüm yolları geliÅŸtirmek mümkün ve bu uÄŸurda cehd gösterme imkanları daima açıktır.
Hz. Peygamber’in mirası (Kur’ân ve Sünnet), insanlığın asrı saadetten bu yana bütün problemleri çözdüğü gibi bundan sonra kıyamete kadarda ortaya çıkması muhtemel dinî ve dünyevî problemleri çözmeye yeterli olacaktır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v)in İsimleri
Muhammed aleyhisselam efendimizin 400′e yakın ismi Mevahib-i ledünniyye’de vardır. Bunlardan bir kısmının manası alfabetik olarak kısaca şöyle:
Â
- Abdullah: Allah’ın kulu.
- Âbid: Kulluk eden, ibadet eden.
- Âdil: Adaletli, doğru, doğruluktan, haktan ayrılmayan.
- Ahmed: En çok övülmüş, sevilmiş.
- Ahsen: En güzel.
- Alî: Çok yüce.
- Âlim: Bilgin, bilen.
- Allâme: Çok bilgili.
- Âmil: İşleyici; iş ve hareket adamı.
- Aziz: Çok yüce, çok şerefli.
Â
- Beşîr: Müjdeleyici.
- Burhan: SaÄŸlam delil.
Â
- Cebbâr: Kahredici, galip.
- Cevâd: Cömert.
Â
- Ecved: En iyi, en cömert.
- Ekrem: En ÅŸerefli.
- Emin: Doğru ve güvenilir.
Â
- Fadlullah: Allah’ın ihsanı, fazlı.
- Fâruk: Hakkı ve bâtılı ayıran.
- Fettâh: Yoldaki engelleri kaldıran.
Â
- Gâlip: Hâkim ve üstün.
- Gani: Zengin.
Â
- Habib: Sevgili, çok sevilen.
- Hâdî: Doğru yola götüren.
- Hâfiz: Muhafaza edici.
- Halîl: Dost.
- Halîm: Yumuşak huylu.
- Hâlis: Saf, temiz.
- Hâmid: Hamd edici, övücü.
- Hammâd: Çok hamd eden.
- Hanîf: Hakikate sımsıkı sarılan.
Â
- Kamer: Ay.
- Kayyim: Görüp gözeten.
- Kerîm: Çok cömert, çok şerefli.
Â
- Mâcid: Yüce ve şerefli.
- Mahmûd: Övülen.
- Mansûr: Zafere kavuşmuş.
- Masûm: Suçsuz, günahsız.
- Medenî: Şehirli, bilgili ve görgülü.
- Mehdî: Hidâyet eden, doğru yola ileten.
- Mekkî: Mekkeli.
- Merhûm: Rahmetle bezenmiş.
- Mes’ud: Mutlu.
- Metîn: Sağlam, özü ve sözü doğru, itimat edilir.
- Muallim: Öğretici.
- Muhammed: Yerde ve gökte çok övülen.
- Muktefâ: Peşinden gidilen.
- Muslih: Islah edici ve düzene koyucu.
- Mustafa: Çok arınmış.
- Mutî: Hakka itaat eden.
- Mu’tî: Veren, ihsan eden.
- Muzaffer: Zafer kazanan, üstün.
- Mübârek: Uğurlu, hayırlı, bereketli, feyzli.
- Müctebâ: Seçilmiş.
- Mükerrem: Şerefli, yüce, aziz, hürmet ve tâzime erişmiş.
- Müktefî: İktifâ eden.
- Münîr: Nurlandıran, aydınlatan.
- Mürsel: Elçilikle gönderilmiş.
- Mürtezâ: Beğenilmiş, seçilmiş.
- Müstakîm: Doğru yolda olan.
- Müşâvir: Kendisine danışılan.
Â
- Nakî: Çok temiz.
- Nakîb: Halkın iyisi, kavmin en seçkini.
- Nâsih: Öğüt veren.
- Nâtık: Konuşan, nutuk veren.
- Nebî: Peygamber.
- Neciyyullah: Allah’ın sırdaşı.
- Necm: Yıldız.
- Nesîb: Asîl, temiz soydan gelen.
- Nezîr: Uyarıcı, korkutucu.
- Nimet: İyilik, dirlik ve mutluluk.
- Nûr: Işık, aydınlık.
Â
- Râfi: Yükselten.
- Ragıb: Rağbet eden, isteyen.
- Rahîm: Müminleri çok seven, acıyan.
- Râzî: Kabul eden, hoşnut olan.
- Resûl: Elçi.
- Reşîd: Akıllı, olgun, iyi yola götürücü.
Â
- Saîd: Mutlu.
- Sâbir: Sabreden, güçlüklere dayanan.
- Sadullah: Allah’ın mübarek kulu.
- Sâdık: Doğru olan, gerçekçi.
- Saffet: Arınmış, seçkin.
- Sâhib: Mâlik, arkadaş; sohbet edici.
- Sâlih: İyi ve güzel huylu.
- Selâm: Noksan ve ayıptan emin.
- Seyfullah: Allah’ın kılıcı.
- Seyyid: Efendi.
Â
- Şâfi: Şefaat edici.
- Şâkir: Şükredici.
- Şems: Güneş.
Â
- Tâhâ: Kur’an-ı kerimdeki rümuz ismi.
- Tâhir: Çok temiz.
- Takî: Haramlardan kaçınan.
- Tayyib: Helâl, temiz, güzel, hoş.
Â
- Vâfi: Sözünde duran, sözünün eri.
- Vâiz: Nasihat eden.
- Vâsıl: Kulu Rabbine ulaştıran.
- Velî: Veli, sahip, dost.
Â
- Yasîn: Gerçek insan, insan-ı kâmil.
Â
- Zâhid: Masivadan yüz çeviren.
- Zâkir: Allah’ı çok anan.
- Zeki: Temiz, akıllı.






Åžubat 6th, 2009 | 21:37 |
Alemlerin övünç kaynağı..Efendisi/ yaratılış sebebi, ümmetine düşkün,yüce ahlak sahibi > Peygamber Efendimiz “s.a.s.” adına hazırlamış olduÄŸun güzel paylaşım adına teÅŸekkürler..
RABBİM içimizdeki sevgiyi , saygıyı arttırsın,yolundan ayırmasın diliyorum.
Åžubat 11th, 2009 | 16:03 |
Aminnn