İnsan Hakları
İnsan Hakları Bildirisi, İnsanın deÄŸiÅŸimi ve geliÅŸmesinin sonucunda 30 madde halinde 10 Aralık 1948 yılında BirleÅŸmiÅŸ Milletler tarafından Palais de Chaillot, Paris’te kabul edilmiÅŸtir. Eleanor Roosevelt bu beyannameyi “Bütün insanlık için bir Magna Carta (Magna Karta)” olarak tanımlamıştır. Türkiye bu beyannameye 1 Nisan 1949 tarihinde imza koymuÅŸtur.
Tarihsel geliÅŸimi
Eski devletlerin yönetim anlayışı baskıydı. Böyle giden bir iÅŸleyiÅŸe “dur” diyebilmek için 1215 yılında İngiltere Kralına kabul ettirilen bildirge, Magna Carta İnsan Hakları kavramının ilk belgesi sayılır. İnsan hakları konusunda yayınlanan bir diÄŸer önemli bildirge, Amerika’da yayınlanan Bağımsızlık Bildirgesi’dir. Özgürlük, eÅŸitlik, kardeÅŸlik gibi kavramlar, 1789 yılında gerçekleÅŸen Fransız Devrimi’nden sonra yayınlanan “İnsan Hakları Bildirgesi”nde gerçek yerini alacaktır.
II. Dünya Savaşı’ndan sonra, devletler; bireylere tanınan hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması gerçeÄŸinde birleÅŸtiler. Çünkü, insanlar özgür olmazlarsa savaÅŸlar sürüp gidecek bu da uygarlıkların sonunu getirebilecekti. 10 Aralık, Dünya İnsan Hakları Günü olarak kutlanmaktadır.
Genel hatları
İnsan: Bütün insanlar özgür; onur ve hakları yönünden eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler.
İnsan haklarının özellikleri: Herkes, ırk, renk, cins, dil, din, siyasal ya da her hangi bir baÅŸka inanç, ulusal ya da toplumsal köken, varlıklılık, doÄŸuÅŸ ya da herhangi bir baÅŸka ayrım gözetilmeksizin bu Bildirge’de açıklanan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir. Bundan baÅŸka, ister bağımsız ülke uyruÄŸu olsun, isterse bağımlı, özerk olmayan ya da baÅŸka bir egemenlik kısıtlamasına baÄŸlı ülke uyruÄŸu olsun, bir kiÅŸi hakkında, uyruÄŸu bulunduÄŸu devlet ya da ülkenin siyasal, adli ya da uluslararası durumu bakımından hiçbir ayrım gözetilmeyecektir(madde 2). Ayrıca bu haklar hiçbir ÅŸekilde baÅŸkalarına ya da kurumlara aktarılamaz.
İnsan Hakları: En başta yaşam ve özgürlük olmak üzere sağlık, eğitim, yiyecek, barınma ve toplumsal hizmetler de içinde olmak üzere sağlığına ve esenliğine uygun bir yaşam düzeyine kavuşma; yasanın koruyuculuğundan eşit olarak yararlanma; Barışçıl amaçlar için toplanma ve dernek kurma; evlenme, mal ve mülk edinme; çalışma, işini seçme özgürlüğü; din, vicdan düşünce ve anlatma özgürlüğü hakları İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin temellerini oluşturur.
Maddelerde Kesinlik: Bu Bildirge’nin hiçbir unsuru, içinde açıklanan hak ve özgürlüklerin bir devlet, topluluk ya da bireyce ortadan kaldırılmasını amaçlayan bir etkinlik ya da giriÅŸime hak verir biçimde yorumlanamaz.
1948 sonrası
İnsan Hakları Bildirisi kabul edildikten sonra insan haklarını geliştirme koruma ve uygulama konusunda yeni anlaşmalar yapılmış, bildiriler yayınlanmıştır. Bunlardan belli başlı olanlar:
- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 4 Kasım 1950
- Birleşmiş Milletler, Kadınların Siyasi Haklarına İlişkin Sözleşme 20 Aralık 1952
- Birleşmiş Milletler, Çocuk Hakları Bildirgesi 20 Kasım 1959
- Avrupa Sosyal Haklar Sözleşmesi 18 Ekim 1961
- Afrika İnsan ve Halklarının Halkları Şartı 26 Haziran 1981
- Birleşmiş Milletler, Yargı Bağımsızlığına Dair Temel Prensipler 29 Kasım 1985
İnsan hakları evrensel beyannamesi
- İnsanlık ailesinin bütün üyelerinde bulunan haysiyetin ve bunların eşit ve devir kabul etmez haklarının tanınması hususunun, hürriyetin, adaletin ve dünya barışının temeli olmasına,
- İnsan haklarının tanınmaması ve hor görülmesinin insanlık vicdanını isyana sevkeden vahşiliklere sebep olmuş bulunmasına, dehşetten ve yoksulluktan kurtulmuş insanların, içinde söz ve inanma hürriyetlerine sahip olacakları bir dünyanın kurulması en yüksek amaçları oralak ilan edilmiş bulunmasına,
- İnsanin zulüm ve baskıya karşı son çare olarak ayaklanmaya mecbur kalmaması için insan haklarının bir hukuk rejimi ile korunmasının esaslı bir zaruret olmasına,
- Uluslararasında dostça ilişkiler geliştirilmesini teşvik etmenin esaslı bir zaruret olmasına,
- Birleşmiş Milletler halklarının, Antlaşmada, insanın ana haklarına, insan şahsının haysiyet ve değerine, erkek ve kadınların eşitliğine olan imanlarını bir kere daha ilan etmiş olmalarına ve sosyal ilerlemeyi kolaylaştırmaya, daha geniş bir hürriyet içerisinde daha iyi hayat şartları kurmaya karar verdiklerini beyan etmiş bulunmalarına,
- Üye devletlerin, Birleşmiş Milletler Teşkilatı ile işbirliği ederek insan haklarına ve ana hürriyetlerine bütün dünyada gerçekten saygı gösterilmesinin teminini taahhüt etmiş olmalarına,
- Bu haklar ve hürriyetlerin herkesçe aynı şekilde anlaşılmasının yukarıdaki taahhüdün yerine getirilmesi için son derece önemli bulunmasına göre,
BirleÅŸmiÅŸ Milletler Genel Kurulu,
İnsanlık topluluğunun bütün fertleriyle uzuvlarının bu beyannameyi daima gözönünde tutarak öğretim ve eğitim yoluyla bu haklar ve hürriyetlere saygıyı geliştirmeye, gittikçe artan milli ve milletlerarası tedbirlerle gerek bizzat üye devletler ahalisi gerekse bu devletlerin idaresi altındaki ülkeler ahalisi arasında bu hakların dünyaca fiilen tanınmasını ve tatbik edilmesini sağlamaya gayret etmeleri amacıyla bütün halklar ve milletler için ulaşılacak ortak ideal olarak işbu İnsan Hakları Evrensel Beyannamesini ilan eder.
Madde 1
Bütün insanlar hür, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler.
Madde 2
Herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi veya diğer herhangi bir akide, milli veya içtimai menşe, servet, doğuş veya herhangi diğer bir fark gözetilmeksizin işbu Beyannamede ilan olunan tekmil haklardan ve bütün hürriyetlerden istifade edebilir. Bundan başka, bağımsız memleket uyruğu olsun, vesayet altında bulunan, gayri muhtar veya sair bir egemenlik kayıtlamasına tabi ülke uyruğu olsun, bir şahıs hakkında, uyruğu bulunduğu memleket veya ülkenin siyasi, hukuki veya milletlerarası statüsü bakımından hiçbir ayrılık gözetilmeyecektir.
Madde 3
Yaşamak, hürriyet ve kişi emniyeti her ferdin hakkıdır.
Madde 4
Hiç kimse kölelik veya kulluk altında bulundurulamaz; kölelik ve köle ticareti her türlü şekliyle yasaktır.
Madde 5
Hiç kimse işkenceye, zalimane, gayriinsani, haysiyet kırıcı cezalara veya muamelelere tabi tutulamaz.
Madde 6
Herkes her nerede olursa olsun hukuk kişiliğinin tanınması hakkını haizdir.
Madde 7
Kanun önünde herkes eşittir ve farksız olarak kanunun eşit korumasından istifade hakkını haizdir. Herkesin işbu Beyannameye aykırı her türlü ayırdedici mualeleye karşı ve böyle bir ayırdedici muamele için yapılacak her türlü kışkırtmaya karşı eşit korunma hakkı vardır.
Madde 8
Her şahsın kendine anayasa veya kanun ile tanınan ana haklara aykırı muamelelere karşı fiilli netice verecek şekilde milli mahkemelere müracaat hakkı vardır.
Madde 9
Hiç kimse keyfi olarak tutuklanamaz, alıkonulanamaz veya sürülemez.
Madde 10
Herkes, haklarının, vecibelerinin veya kendisine karşı cezai mahiyette herhangi bir isnadın tespitinde, tam bir eşitlikle, davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adil bir şekilde ve açık olarak görülmesi hakkına sahiptir.
Madde 11
Bir suç işlemekten sanık herkes, savunması için kendisine gerekli bütün tertibatın sağlanmış bulunduğu açık bir yargılama ile kanunen suçlu olduğu tespit edilmedikçe masum sayılır. Hiç kimse işlendikleri sırada milli veya milletlerarası hukuka göre suç teşkil etmeyen fiillerden veya ihmallerden ötürü mahkum edilemez. Bunun gibi, suçun işlendiği sırada uygulanabilecek olan cezadan daha şiddetli bir ceza verilemez.
Madde 12
Hiç kimse özel hayatı, ailesi, meskeni veya yazışması hususlarında keyfi karışmalara, şeref ve şöhretine karşı tecavüzlere maruz bırakılamaz. Herkesin bu karışma ve tecavüzlere karşı kanun ile korunmaya hakkı vardır.
Madde 13
Herkes herhangi bir devletin sınırları dahilinde serbestçe dolaşma ve yerleşme hakkına haizdir.
Herkes, kendi memleketi de dahil, herhangi bir memleketi terketmek ve memleketine dönmek hakkına haizdir.
Madde 14
Herkes zulüm karşısında başka memleketlerden mülteci olarak kabulü talep etmek ve memleketler tarafından mülteci muamelesi görmek hakkını haizdir. Bu hak, gerçekten adi bir cürüme veya Birleşmiş Milletler prensip ve amaçlarına aykırı faaliyetlere müstenit kovuşturmalar halinde ileri sürülemez.
Madde 15
Her ferdin bir uyrukluk hakkı vardır. Hiç kimse keyfi olarak uyrukluğundan ve uyrukluğunu değiştirmek hakkından mahrum edilemez.
Madde 16
Evlilik çağına varan her erkek ve kadın, ırk, uyrukluk veya din bakımından hiçbir kısıtlamaya tabi olmaksızın evlenmek ve aile kurmak hakkına haizdir. Her erkek ve kadın evlenme konusunda, evlilik süresince ve evliliğin sona ermesinde eşit hakları haizdir. Evlenme akdi ancak müstakbel eşlerin serbest ve tam rızasıyla yapılır. Aile, cemiyetin tabii ve temel unsurudur, cemiyet ve devlet tarafından korunmak hakkını haizdir.
Madde 17
Her şahıs tek başına veya başkalarıyla birlikte mal ve mülk sahibi olmak hakkını haizdir.
Hiç kimse keyfi olarak mal ve mülkünden mahrum edilemez.
Madde 18
Her şahsın, fikir, vicdan ve din hürriyetine hakkı vardır; bu hak, din veya kanaat değiştirmek hürriyeti, dinini veya kanaatini tek başına veya topluca, açık olarak veya özel surette, öğretim, tatbikat, ibadet ve ayinlerle izhar etmek hürriyetini içerir.
Madde 19
Her ferdin fikir ve fikirlerini açıklamak hürriyetine hakkı vardır. Bu hak fikirlerinden ötürü rahatsız edilmemek, memleket sınırları mevzubahis olmaksızın malümat ve fikirleri her vasıta ile aramak, elde etmek veya yaymak hakkını içerir.
Madde 20
Her şahıs saldırısız toplanma ve dernek kurma ve derneğe katılma serbestisine maliktir.
Hiç kimse bir derneğe mensup olmaya zorlanamaz.
Madde 21
Her şahıs, doğrudan doğruya veya serbestçe seçilmiş temsilciler vasıtasıyla, memleketin kamu işleri yönetimine katılmak hakkını haizdir. Her şahıs memleketin kamu hizmetlerine eşitlikle girme hakkını haizdir. Halkın iradesi kamu otoritesinin esasıdır; bu irade, gizli şekilde veya serbestliği sağlayacak muadil bir usul ile cereyan edecek, genel ve eşit oy verme yoluyla yapılacak olan devri ve dürüst seçimlerle ifade edilir.
Madde 22
Her şahsın, cemiyetin bir üyesi olmak itibariyle, sosyal güvenliğe hakkı vardır; haysiyeti için ve şahsiyetinin serbestçe gelişmesi için zaruri olan ekonomik, sosyal ve kültürel hakların milli gayret ve milletlerarası işbirliği yoluyla ve her devletin teşkilatı ve kaynaklarıyla mütenasip olarak gerçekleştirilmesine hakkı vardır.
Madde 23
Her şahsın çalışmaya, işini serbestçe seçmeye, adil ve elverişli çalışma şartlarına ve işsizlikten korunmaya hakkı vardır. Herkesin, hiçbir fark gözetilmeksizin, eşit iş karşılığında eşit ücrete hakkı vardır. Çalışan her kimsenin kendisine ve ailesine insanlık haysiyetine uygun bir yaşayış sağlayan ve gerekirse her türlü sosyal koruma vasıtalarıyla da tamamlanan adil ve elverişli bir ücrete hakkı vardır. Herkesin menfaatlerinin korunması için sendikalar kurmaya ve bunlara katılmaya hakkı vardır.
Madde 24
Her şahsın dinlenmeye, eğlenmeye, bilhassa çalışma müddetinin makul surette sınırlandırılmasına ve muayyen devrelerde ücretli tatillere hakkı vardır.
Madde 25
Her şahsın, gerek kendisi gerekse ailesi için, yiyecek, giyim, mesken, tıbbi bakım, gerekli sosyal hizmetler dahil olmak üzere sağlığı ve refahını temin edecek uygun bir hayat seviyesine ve işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, ihtiyarlık veya geçim imkânlarından iradesi dışında mahrum bırakacak diğer hallerde güvenliğe hakkı vardır. Ana ve çocuk özel ihtimam ve yardım görmek hakkını haizdir. Bütün çocuklar, evlilik içinde veya dışında doğsunlar, aynı sosyal korunmadan faydalanırlar.
Madde 26
Her şahsın öğrenim hakkı vardır. Öğrenim hiç olmazsa ilk ve temel safhalarında parasızdır. İlk öğretim mecburidir. Teknik ve mesleki öğretimden herkes istifade edebilmelidir. Yüksek öğretim, liyakatlerine göre herkese tam eşitlikle açık olmalıdır. Öğretim insan şahsiyetinin tam gelişmesini ve insan haklarıyla ana hürriyetlerine saygının kuvvetlenmesini hedef almalıdır. Öğretim bütün milletler, ırk ve din grupları arasında anlayış, hoşgörü ve dostluğu teşvik etmeli ve Birleşmiş Milletlerin barışın idamesi yolundaki çalışmalarını geliştirmelidir. Ana baba, çocuklarına verilecek eğitim türünü seçmek hakkını öncelikle haizdirler.
Madde 27
Herkes, topluluğun kültürel faaliyetine serbestçe katılmak, güzel sanatları tatmak, ilim sahasındaki ilerleyişe iştirak etmek ve bundan faydalanmak hakkını haizdir. Herkesin yarattığı, her türlü bilim, edebiyat veya sanat eserlerinden mütevellit manevi ve maddi menfaatlerin korunmasına hakkı vardır.
Madde 28
Herkesin, işbu Beyannamede derpiş edilen hak ve hürriyetlerin tam tatbikini sağlayacak bir sosyal ve milletlerarası nizama hakkı vardır.
Madde 29
Her şahsın, şahsiyetinin serbest ve tam gelişmesi ancak bir topluluk içinde mümkündür ve şahsın bu topluluğa karşı görevleri vardır. Herkes, haklarının ve hürriyetlerinin kullanılmasında, sadece, başkalarının haklarının ve hürriyetlerinin gereğince tanınması ve bunlara saygı gösterilmesi amacıyla ve ancak demokratik bir cemiyette ahlâkın, kamu düzeninin ve genel refahın haklı icaplarını yerine getirmek maksadıyla kanunla belirlenmiş sınırlamalara tabi tutulabilir. Bu hak ve hürriyetler hiçbir veçhile Birleşmiş Milletlerin amaç ve prensiplerine aykırı olarak kullanılamaz.
Madde 30
İşbu Beyannamenin hiçbir hükmü, herhangi bir devlete, zümreye ya da ferde, bu Beyannamede ilan olunan hak ve hürriyetleri yok etmeye yönelik bir faaliyete girişme ya da eylemde bulunma hakkını verir şekilde yorumlanamaz. İnsan hakları ve insani gelişim ortak bir vizyona ve ortak bir amaca sahiptir. Bu vizyon ve amaç her yerde insanların özgürlüğünün, refahının ve saygınlığının güvenceye alınmasıdır. Bu güvence şunları kapsar:
İnsan Hakları ve İnsani Gelişim
Cinsiyete, ırka, etnik kökene, uyruğa ve dine dayalı ayrımcılığa karşı güvence. İyi bir yaşam standardına sahip olma; yoksulluğa karşı güvence. Bireylerin potansiyellerini geliştirmeleri ve gerçekleştirmelerinin güvencesi. Korkuya – kişisel güvenliğe tehdit, işkence, keyfi tutuklama ve diğer şiddet içeren eylemlere – karşı güvence. Adaletsizliğe ve hukukun üstünlüğünün ihlal edilmesine karşı güvence. Fikir ve ifade özgürlüğünün, karar verme sürecine katılma ve dernek kurma özgürlüğünün güvencesi. Sömürünün olmadığı saygın bir meslek güvencesi.
20. yüzyılın en büyük başarılarından biri insan haklarında gösterilen gelişmedir. 1900 yılında dünyadaki insanların yarısından fazlası sömürge yönetimleri altındayken hiçbir ülke bütün vatandaşlarına oy kullanma hakkı vermiş değildi. Bugün dünyanın dörtte üçü demokratik rejimlerin yönetiminde yaşamaktadır. Aynı zamanda ırka, dine ve cinsiyete dayalı ayrımcılığın ortadan kaldırılmasında ve okula gitme hakkında ve temel sağlık hizmetlerinde ilerleme kaydedilmiştir.
Tarihte ilk defa 1948 yılında İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kabul edilerek insan haklarının küresel bir sorumluluk olduğu fikri benimsenmiştir. Bugün, medeni, siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel haklarla ilgili olan biri hariç toplam altı temel anlaşma ve sözleşme 140 veya daha fazla ülke tarafından onaylanmıştır. Çalışma haklarıyla ilgili biri hariç toplam yedi temel sözleşme de 125 veya daha fazla ülke tarafından onaylanmıştır. Daha katedilecek yol çok fazladır ancak kaydedilen ilerleme de bir o kadar fazladır. 21. yüzyılla birlikte artan küresel karşılıklı bağımlılık yeni bir dönemin başlangıcına işaret etmektedir. Karmaşık siyasi ve ekonomik etkileşim yeni ve güçlü oyuncuların ortaya çıkmasıyla birlikte yeni fırsatlar doğurmaktadır. Bu etkileşim aynı zamanda herkes için temel özgürlüklerin güvencede olduğu bir ortamın yaratılması için gerekli kurumların, yasaların ve ekonomik şartların oluşturulmasını gerektirmektedir: Tüm insanlar için insan haklarının tamamının uygulanması.
Bireyler, hükümetler, sivil toplum kuruluşları (STK’lar), şirketler, karar alıcılar, çok yönlü örgütler–hepsinin küresel kaynakların ve teknolojinin sunduğu imkanların, bilginin ve bağlantıların temel özgürlüklerin her yerde gerçek anlamda gelişimini sağlayacak dönüşümü gerçekleştirmede oynayacakları bir rol vardır.
Gerek yoksul gerek zengin birçok ülke halihazırda insan hakları ve insani gelişim için yeni bir inisiyatif ortaya koymaktadırlar. Irk ayrımı politikasının (apartheid) son bulmasından bu yana Güney Afrika insan haklarını gelişme stratejisinin merkezine yerleştirerek dünyanın en ilerici yapılarından birini oluşturmuştur. Dünyanın en büyük demokrasisi olan Hindistan’da ise, Yüksek Mahkeme ısrarlı bir biçimde tüm vatandaşların bedava eğitim ve temel sağlık hizmeti haklarını savunmaktadır. Avrupa da – Avrupa Konseyi’nin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yaklaşımlarında görüldüğü gibi – insan haklarını temel önceliği haline getirmektedir.
Her medeniyetin aynası, insanın saygınlığına ve özgürlüğüne verdiği değerdedir. Tüm dinler kültürel gelenekler bu idealleri kucaklamaktadır. Ancak tarih boyunca da ihlal edilmişlerdir. Bütün toplumlar ırkçılığı, cinsel ayrımcılığı, otoriter rejimleri, yabancı düşmanlığını, insanların saygınlıktan ve özgürlükten mahrum bırakılmasını tecrübe etmişlerdir. Bunun yanında bütün bölgelerde ve kültürlerde baskıya, adaletsizliğe ve ayrımcılığa karşı verilen mücadele yaygın olmuştur. Bu mücadele bugün zengin-yoksul bütün ülkelerde devam etmektedir.
İnsan özgürlüğü insan haklarının ve insani gelişimin ortak amacı ve güdüsüdür. İnsan hakları ve insani gelişim hareketleri kendilerine özgü geleneklere ve stratejilere sahiptir. Daha geniş bir ittifakın altında, her biri diğerine yeni bir enerji ve güç katabilir.
Hem insan hakları ve hem de insani gelişim temel özgürlüklerin güvenceye alınmasıyla alakalıdır. İnsan hakları, cesur bir şekilde tüm insanların kendilerini suistimalin ve mahrumiyetin en kötüsünden koruyan sosyal düzenlemeleri ve saygın bir yaşam için gerekli olan özgürlüğü ifade etmektedir. Bunun yanında insani gelişim, insanların yapabilirliklerinin geliştirilmesi – seçimlerin ve fırsatların genişletilerek her insanın saygın ve değerli bir hayat yaşaması sürecini ifade eder. İnsani gelişim ve insan hakları beraber ilerlediklerinde birbirlerine güç katarlar – böylece insanların yapabilirliklerini geliştirir ve onların haklarını ve temel özgürlüklerini korurlar.
Geçen on yıla kadar insani gelişim ve insan hakları gerek kavramsal gerekse uygulama açısından paralel fakat ayrı yollar izlediler – birine çoğunlukla iktisatçılar, sosyal bilimciler ve karar alıcılar hakim olurken, diğeriyle siyasi aktivistler/eylemciler, avukatlar ve felsefeciler ilgilendi. Farklı analiz ve eylem yolları takip edildi. İnsani gelişim hareketi ekonomik ve sosyal gelişimi vurgularken, insan hakları hareketi siyasi baskı, yasal reform ve ahlaki eleştiri stratejilerini takip etti. Ancak bugün bu iki hareket kavram ve uygulama olarak birleştikçe insani gelişimin ve insan haklarının gündemlerinin arasındaki fark da azalmaktadır. Her ikisi için de siyasi destek artmaktadır – ayrıca ortaklıklar ve ittifaklar için yeni fırsatlar ortaya çıkmaktadır. İnsan hakları kalkınma gündemine değer katabilir. İnsan hakları tüm insanların haklarına saygı gösterilmesi, korunması ve gerçekleştirilmesi için gereken sorumluluğa dikkat çekebilir. İnsan hakları geleneği, yasalar, yargı ve dava açabilme gibi yasal araçları beraberinde getirerek özgürlükleri ve insani gelişimi güvence altına alır.
İnsan hakları aynı zamanda insani gelişim amacına ahlaki meşruiyet ve sosyal adalet kazandırır. Hakların hayata geçirilmesi için gerekli sosyo-ekonomik şartlara – ya da bunlara karşı gelişen tehditlere dikkat çeker. İnsani gelişimin kavramları ve araçları insan haklarının hayata geçirilmesinin önündeki ekonomik ve kurumsal sınırlamalara karşı sistematik bir değerlendirme sunarken bu sınırlamaları aşacak kaynakları ve politikaları da ortaya koyar. Dolayısıyla insani gelişim insan haklarının gerçeğe dönüşmesi için uzun vadeli bir stratejinin oluşturulmasına katkıda bulunur.
Kısacası, insani gelişim insan hakları için, insan hakları da insani gelişim için bir zorunluluktur.

İnsan Hakları ve Gerçekler
Madde 1
1948 vaadi: Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar.
2008 gerçeği: 2007′nin ilk yarısında Mısır’da yaklaşık 250 kadın kocasının ya da aile üyelerinin uyguladığı şiddet yüzünden öldü. Her saatte ortalama iki kadın tecavüze uğradı.
Madde 3
1948 vaadi: Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır.
2008 gerçeği: 2007′de 24 ülkede 1252 kişi idam edildi. 104 ülke idam cezası ile ilgili global bir moratoryum için oy vermişti.
Madde 5
1948 vaadi: Hiç kimseye işkence yapılamaz, zalimce, insanlık dışı veya onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz ve ceza verilemez.
2008 gerçeği: Uluslararası Af Örgütü 2007′de 81 ülkede bu tarz davranışlar tespit etti.
Madde 7
1948 vaadi: Herkes yasa önünde eşittir ve ayrım gözetilmeksizin yasanın korunmasından eşit olarak yararlanma hakkına sahiptir.
2008 gerçeği: Örgütü’ün raporuna göre en az 23 ülkede kanunlar kadınlara, en az 15 ülke göçmenlere ve en az 14 ülke azınlıklara karşı ayrımcılık yapıyor.
Madde 9
1948 vaadi: Hiç kimse keyfi olarak yakalanamaz, tutuklanamaz ve sürgün edilemez.
2008 gerçeği: 2007′nin sonunda Afganistan’da ABD’nin havaüssü olan Bagram’da 600′den fazla kişi bir suçlama bulunmadan ya da hukuki bir açıklama olmadan tutuklanmıştı. 25 bin kişi de Irak’taki Çokuluslu Güçler (Multinational Force) tarafından tutuluyordu.
Madde 10
1948 vaadi: Herkesin, hak ve yükümlülükleri belirlenirken ve kendisine bir suç yüklenirken, tam bir şekilde davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından hakça ve açık olarak görülmesini istemeye hakkı vardır.
2008 gerçeği: Örgüt’ün 2008 Uluslararası Raporu’na göre 54 ülkede haksız davalar görülüyor.
Madde 11
1948 vaadi: Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli olan tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda, yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır.
2008 gerçeği: Örgüt’ün rakamlarına göre 2002 haziranında açılmasından bu yana Guantanamo Körfezi’nde ortalama 800 kişi tutulmuş. 2008′de 270 kişi hiçbir suçlama ve yasal sürece maruz kalmadan hala orada bulunuyor.
Madde 13
1948 vaadi: Herkesin bir devletin toprakları üzerinde serbestçe dolaşma ve oturma hakkı vardır.
2008 gerçeği: 2007′de Filistinliler’in Batı Şeria’daki köyler arasında dolaşmasını kısıtlayan 550′de fazla İsrailli kontrol noktası ve barikat bulunmaktaydı.
Madde 18
1948 vaadi: Herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne hakkı vardır.
2008 gerçeği: Örgüt 45 ülkenin ‘Prisoners of Concsience’yi oyaladığını tespit etti.
Madde 19
1948 vaadi: Herkesin düşünce ve anlatım özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hak düşüncelerinden dolayı rahatsız edilmemek, ülke sınırları söz konusu olmaksızın, bilgi ve düşünceleri her yoldan araştırmak, elde etmek ve yaymak hakkını gerekli kılar.
2008 gerçeği: Örgüt’ün 2008 Uluslararası Raporu’na göre 77 ülke düşünce özgürlüğünü ve basını kısıtlıyor.
Madde 20
1948 vaadi: Herkesin silahsız ve saldırısız toplanma, dernek kurma ve derneğe katılma özgürlüğü vardır.
2008 gerçeği: Burma’da 2007′de gerçekleşen olaylarda binlerce kişi protestolar bastırılmaya çalışılırken tutuklandı. Örgüt ortalama 700 kişinin hâlâ tutuklu olduğunu tahmin ediyor.
Madde 23
1948 vaadi: Herkesin çalışma, işini serbestçe seçme, adaletli ve elverişli koşullarda çalışma ve işsizliğe karşı korunma hakkı vardır.
2008 gerçeği: 2007′de Kolombiya’da en az 39 işçi sendikacısı öldürüldü, 22 sendikacı da bu yılın ilk dört ayında öldürüldü.
Çok çok uzaÄŸa gitmeyelim… En yakın örnek Filistin gerçeÄŸi. Ne o günleri anımsatacak iç karartıcı resme, ne de olayı gevezelik boyutuna getirecek fazla söze gerek var. HerÅŸeyin özeti resimdeki çocuÄŸun gözyaÅŸlarında…

[Kaynak: amnesty.org]


