Kar Tanesini Ne Kadar Yakından Gördünüz?
Kar, bir yağış çeÅŸididir. Çok sayıda kar kristal çeÅŸidi olmasına raÄŸmen hepsi altı köşelidir. Kar tanelerinin kristal yapıları birbirinin tıpa tıp aynısı deÄŸildir. Mikroskopla büyütülen kar taneleri üzerinde yapılan araÅŸtırmalarda, kristal yapıları birbirinin aynı olan iki kar tanesine rastlanmamıştır. Kar kristalleri üzerinde ilk araÅŸtırmaları yapan ABD’li Wilson Bentley, gördüğü muhteÅŸem sanat karşısında adeta büyülenmiÅŸ ve elli yıl boyunca sürekli kar kristali resmi çekmiÅŸtir. Elde ettiÄŸi 6000 resim içinde kristal yapıları birbirinin aynı olan iki kar tanesine rastlayamamıştır. Daha sonraları diÄŸer bilim adamlarının sürdürdüğü çalışmalar neticesinde ÅŸimdiye kadar kar tanecikleri arasında aynı büyüklükte, aynı ÅŸekilde ve aynı sayıda su molekülü ihtiva eden iki kristal bile bulunamamıştır. Çapları 2-4 mm, ağırlıkları ise yaklaşık 0,005 gram olan kar tanecikleri havanın gösterdiÄŸi direnç sebebiyle süzülerek (limit hızla) yere inerler. Bu inme sırasında tanecikler birbirlerini ittiklerinden yapışmazlar. Özelliklerini koruyarak yere inerler. Bunlar güneÅŸ ışığını tamamen yansıttıkları için beyaz olarak görülürler. Kar yağışı genellikle hava sıcaklığı -4°C ilâ -20°C arasındayken olur. Bu yağış, sıcaklık sıfırın altında birkaç derece olduÄŸunda ağır, nemli, ebatları bir santimetreye ulaÅŸan parçalar halinde gerçekleÅŸir. “Lapa lapa kar yaÄŸması” tabiri bu durum için kullanılır. Atmosfer ile toprağın sıcaklıkları eÅŸit olursa yüzeye ulaÅŸan kar hemen erimez. Toprak sıcaklığı atmosfer sıcaklığının üzerinde ise, yere düşen kar kısa sürede erir.
Dünya üzerinde bir bölgede, kar yağışı olma ihtimali, o bölgenin ekvatordan uzaklık ve deniz seviyesinden yüksekliği ile doğru orantılıdır. Buna rağmen ılıman bölgelerin kara iklimi görülen kısımlarında, ekvatordan uzaklık ve denizden yükseklik şartları yeterli durumda olmasa bile, kar yağışı görülür. Yapılan araştırmalarda bütün yağışların altı veya sekizde birinin kar olarak gerçekleştiği anlaşılmıştır. Karın, tarım toprağını koruması ve nemli tutmasında önemi büyüktür. Kar, yeryüzü ve yeraltı su rezervlerinin ana kaynağıdır. Kar, -8°C’de, bitkilerin üzerinde ince bir hava tabakası bırakarak, bu bölgeyi 0°C olacak şekilde örter. Kış boyunca toprak ve bitkileri donmaktan koruyan kar, ilkbaharda sıcaklığın artmasıyla eriyerek nehirlere ulaşır. Ayrıca kışın yağan ve dörtte üçü üst kısımlarda kalan kar, yaz kuraklığına karşı da toprağı ve bitkileri korumuş olur. Karda bulunan amonyak, kar erimesiyle birlikte toprakta kalır. Bu amonyak, azot bakterileri tarafından kalsiyum nitrat gibi azot tuzlarına çevrilerek bitkilerin azot ihtiyacını karşılar.
Neden Kar YaÄŸar?
Kış aylarında güneÅŸ ışınları çok güçlü olmadığı için, bulutların bulundukları yüksekliklerde hava sıcaklığı çok düşük olunca, yükselen su buharı, sublime denilen ÅŸekilde sıvı hale geçmeden, bu aÅŸamayı atlayarak doÄŸrudan buz kristali haline dönüşür. 0.1 milimetre çapındaki buz kristalleri birbirlerine yapışarak kar tanelerini oluÅŸtururlar. EÄŸer bulut ile yer arasındaki hava sıcaksa bu kar taneleri yere düşene kadar yaÄŸmur tanesi haline dönüşebilirler, ama soÄŸuksa yere kadar kar tanesi olarak inmeyi baÅŸarabilirler. Hafiflikleri nedeniyle yere o kadar yavaÅŸ inerler ki 3000 metreden inmeleri 2 saat alabilir. Bazen bulutun altındaki sıcaklık öyledir ki, bir kısmı kar, bir kısmı yaÄŸmur damlası halinde düşerler, biz buna ’sulu sepken’ diyoruz. Yani yaÄŸmur veya kar yaÄŸmasını belirleyen ana unsur, bulut ile yer arasındaki hava sıcaklığıdır.
Genel kanının aksine kar yaÄŸması havayı ısıtmaz, aksine ısınan hava karın yaÄŸmasına sebep olur. Çok soÄŸuk havanın içine su alma kapasitesi daha azdır. İçine alamadığı su ya ‘don’ ÅŸeklinde yeryüzünde kalır ya da ‘kırağı’ oluÅŸur. Bu ÅŸartlarda kar kesinlikle oluÅŸamaz. Hava 3 derece gibi biraz ısınınca, su buharı yeryüzünden yükselebilir, çok yüksekliklerdeki soÄŸuk hava tabakalarına ulaÅŸabilir ve kar yağışı meydana gelebilir. Biz de sanki kar yaÄŸdığı için hava ısınmış gibi algılarız. Kar tanesinin oluÅŸumu hakikaten bir tabiat mucizesidir. Gerçi bazı kayak merkezlerinde, kar yağışı yetersiz olduÄŸu zamanlarda suni kar üretiliyor ama bu görüldüğü kadar kolay deÄŸil. DoÄŸal kar tanelerinin ortasında çekirdek olarak toz parçacıklarının olduÄŸunu biliyoruz. EÄŸer bunlar olmazsa saf su -40 derecede bile kristalleÅŸemiyor.
İlk olarak 1975 yılında Berkeley, California Üniversitesinden Prof. Steve Lindow ’snomax’ denilen bir proteini toz parçacıkları yerine kullanarak suni kar üretmeyi baÅŸardı. Bu madde sayesinde daha hafif ve kuru kar tanelerinin üretilmesi saÄŸlandı ve Norveç’te yapılan 1994 kış olimpiyatlarında çok yaygın olarak kullanıldı. Kar kristalleri altıgen bir ÅŸekil içindedirler. Her bir koldan 3 ve 12′li kollar çıkar. Bu diziliÅŸin sebebinin oksijen atomlarının diziliÅŸ ÅŸekli olduÄŸu sanılıyor. Dolu yağışı daha ziyade ılıman iklimlerde ve bahar aylarında görülür. Isınan hava ile yükselen su buharı, hava akımları ile daha da yükselerek 12.000 metre civarında -50 derece hava sıcaklığında buz kristallerine dönüşür. Buradaki güçlü hava akımları ile bu buz kristalleri de birleÅŸerek buz tanelerini oluÅŸturur. Bu buz taneleri ağırlıkları nedeni ile o kadar hızlı düşerler ki bulut ile yer arasındaki sıcaklık ne olursa olsun eriyecek zaman bulamazlar. Çapı 5 milimetreden büyük dolular halinde yeryüzüne ulaşırlar. Aslında tüm bu ÅŸartların oluÅŸması çok enderdir ve bu nedenle dolu yağışı hem çok az görülür, hem de çok kısa sürer.

























