Masal - Öykü
Masal, sözlü halk hikâyesi. Olağanüstü öğe, kahraman ve olaylara yer veren yaşanmamış öykülerdir.
Masallarda yer ve zamana baÄŸlılık yoktur. Masal terimi öncelikle, Külkedisi, Ali Baba ve Kırk Haramiler, KeloÄŸlan gibi ulusal ve uluslararası sözlü geleneÄŸin ürünleri olan halk öykülerini kapsar. Ama sözlü gelenekle iliÅŸkisi olmayan edebî yönü ağır basan bazı eserler de bu türün içinde yer alır. Genellikle masallar “masal anaları” tarafından kendisini dinlemeye hazır topluluklara anlatılır. Daha sonra derlemeciler tarafından yazıya aktarılır. Türk masalları, dünya edebiyatının baÅŸköşesinde yer alır.
Masalların Bölümleri
Türk masalında üç bölüm vardır.
- Tekerleme (masal başı).
- Asıl bölüm (masalın kendisi).
- Masal sonu (üç elma).
Tekerleme Örnekleri
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde!” dedikleri bir günde, memleketin birinde, insanın kıt olduÄŸu bir yerde; develer tellâl iken, pireler berber iken, ben evimizin ortacığına oturmuÅŸ, bir anamın, bir de babamın beÅŸiÄŸini tıngır mıngır sallar iken, anam kaptı maÅŸayı, babam kaptı dolmayı. Baktım maÅŸa yakacak, dolma da saçmalayacak, korktum kaçtım. Kaçtım kaçmasına ya, bir de baktım ki ancak bir arpa boyu yol gitmiÅŸim. İşte o zaman önüme üç dükkân çıktı. Birinin çatısı, birinin kapısı, birinin de duvarı yok. Hiç durmadım, çatısı olmayan dükkâna girdim. Duvarda asılı üç tüfek gördüm. Birinin mermisi yok, biri kırık, biri saÄŸlam. Hemen mermisi olmayanını aldım, dışarı çıktım. Az gittim uz gittim. Yol üstünde üç tavÅŸan gördüm: Birinin canı yok, birinin bacağı kırık, birinin canı var. Son ikisine kıyamadım, gittim ölü tavÅŸanı vurdum. Onu aldım, heybeme koydum. Hiç durmadım, az gittim, uz gittim. Yol üstünde üç dere gördüm. Birinin suyu yok, birisi kupkuru, biri de yamyaÅŸ. Suyu olmayanında tavÅŸanı yüzdüm, ayıkladım, temizledim, bir güzelce de yıkadım. Orada durmadım, gittim. Yol üstünde önüme üç tencere geldi. Birinin dibi yok, birinin dibi delik, biri de eh, şöyle böyle saÄŸlam. Dibi olmayan tencerede tavÅŸanımı piÅŸirdim. Tabak sıyırmacasına yedim, yedim. Karnım doydu doymasına ama, gözüm aç. Yaladım yuladım. Dipsiz tencereye yeniden büyük bir iÅŸtahla saldırdım. Saldırdım ya, dudaklarımda hâlâ bir lokmacığın izi yok. Orada da durmadım. Az gittim, uz gittim. Dere tepe düz gittim. Yol üstünde üç adam gördüm: Biri görür ama topal. Biri görmez ama saÄŸlam. Birinde ise ne göz kalmış, ne ayak.
…
Ben de, bu sözlerimde yalan varsa; anlatanın yalancısıyım. Anlatıcı da böyle demiş, masalcı da böyle söylemiş, derleyici de böyle derlemiş. Sonunda mavi gökten yere, üç altın elma düşmüş. Biri anlatana, biri masalcıya, birisi de derleyiciye.
…
Derken gökten üç elma düşmüş. Biri meleğe, biri şehzadeye, biri de görüp duyduklarını anlatana.
Masal Çeşitleri
- Hayvan masalları,
- Olağan üstü ve gerçekçi masallar,
- Güldürücü masallar,
- Zincirlemeli masallar.
Hayvan masalları genellikle kısa masallardır. La fontaine masalları bu türün en güzel örnekleridir. Şeyhi’nin Har-name adlı eseri de Divan edebiyatındaki hayvan masalları türüne örnek gösterilebilir.
Olağanüstü masallarda, olağan varlıkların yanı sıra cin, peri, dev, ejderha gibi olağanüstü varlıklara da yer verilir. Gerçekçi masalların başlıca kahramanları ise padişahlar, vezirler, prens ve prensesler, zenginler, hırsızlar ya da haydutlar gibi gerçek hayattaki kişilerdir.
Güldürücü masallar, okuyan ve dinleyeni eğlendirmeyi amaçlayan masallardır.
Zincirleme masallarda sıkı bir mantık bağıyla birbirine bağlanan, küçük ve önemsiz bir dizi olay art arda sıralanır.
Masal Anlatım Özellikleri
- Anlatım hiçbir engele uğramadan akıp gider. (Akıcılık)
- Gereksiz söz tekrarları yapılmaz.(Akıcılık)
- Ses akışını bozan, söylenmesi güç seslere ve kelimelere yer verilmez. (Akıcılık)
- Gereksiz ifadeler olmaz. (Duruluk - Açıklık)
- Anlaşılması güç cümlelere kurulmaz. (Duruluk - Açıklık)
- Anlatım sade ve süssüz olur. (Yalınlık)
- Duygu ve düşünceler kısa ve kesin ifadelerle dile getiriliriler. (Yalınlık)
Masal Özellik
- 1. Olağanüstü konular vardır.
- 2. Kahramanlar GERÇEK üstü özelliklere sahip olabilir.
- 3. Yer ve zaman belirsizdir.
- 4. Her masaldan bir öğüt, bir ders çıkarılabilir.
- 5. Masallarda kalıplaşmış bir tekerleme ile başlar.
- 6. Masallarda olağanüstü varlıklar (cin, peri, melek) bulunabilir.
- 7. Masallar kalıplaşmış tekerlemelerle biter ve sonunda mutlaka gökten üç elma düşer.
- 8. Masallar hep mutlu sonla biterler.
- 9. Niteliği ne olursa olsun her şeyiyle hayal ürünüdürler.
- 10. Olaya dayalı sanatsal kurmaca metinlerdir.
- 11. yazılı edebiyat ürünüdür.
Öykü, gerçek ya da gerçeğe yakın bir olayı aktaran kısa düz yazı şeklindeki anlatı.
Kısa oluşu, yalın bir olay örgüsüne sahip olması, genellikle önemli bir olay ya da sahne aracılığıyla tek ve yoğun bir etki uyandırması ve az sayıda karaktere yer vermesiyle roman ve diğer anlatı türlerinden ayrılır.
Öyküde, olayın geçtiği yer sınırlı, anlatım özlü ve yoğundur. Karakterler belli bir olay içinde gösterilir. Bu karakterlerin de çoğu zaman sadece belli özellikleri yansıtılır. Konu tümüyle düş ürünü olabilir, ya da son derece gerçekçidir. Genellikle ironik bir rastlantı yoluyla yaratılan özel bir an üzerindeki yoğunlaşma sürpriz sonlara olanak verir.
Eski Yunan’daki fabl ve kısa romanslar, Binbir Gece Masalları öykünün habercileridir. Ama öykü ancak 19. yüzyılda romantizm ve gerçekçilik akımlarının yaygınlaşmasıyla edebi bir tür haline gelebildi. Edgar Allan Poe’nin Grotesk ve Arabesk öyküleri adlı eseriyle yalnızca Amerika Birleşik Devletleri’nde değil Avrupa’da da etkili oldu. Almanya’da Heinrch von Kleist, ve E. T. A. Hoffmann, psikolojik ve metafizik sorunları öykülerinde masalsı bir anlatımla yansıttılar.
Rusya’da Gogol, Dostoyevski, Turgenyev ve Çehov’un öyküleri, öykü türünün edebi eserler arasında sağlam bir yere oturmasına büyük katkı sağlamıştır
Türkiye’de öykü ya da hikâye kavramı diÄŸer yeni türler gibi Tanzimat’tan sonra edebiyatımıza girmiÅŸtir. Öykünün bizdeki ilk gerçek temsilcisi olarak Ömer Seyfettin’i görmek mümkündür. Falaka, Başını Vermeyen Åžehit, Pe’de hikâyeciliÄŸin geliÅŸmesine çok büyük katkı saÄŸlamıştır
wikipedia.org










