Sakla Işıklarını
Sen diktikçe durmadı, sızdı hep
Yoksulluğun söküğünden gözlerin
Kanaviçe yağmurlar biriktikçe
Çocukluğun yürüdü düş kurduğun uykulara
Kıyısı boynu bükük çiçekli nehirler
En çok kanayan yerindi yeşil esintilerde
Hüzün yanığı yorgun yüreğin
Gümüş renkli gözyaşlarında hasretin
Göl suskunluğu acılara yol alırken
Rüzgâra erken eğilen kavaktı gençliğin
Avurtlarında sararan sesinin titreşen kahrı
Gözlerinde umuda koşan atların yalnızlığı
Sarmaşığı susuz bir aşkın son fotoğrafı şimdi
Tuz ve şarabın esriyen tarihi yüreğin
Sonsuza gidişin yaralı istasyonuna durak oldu
Kadehinde sararan neşter yaralı hayat
Kanatları mahşer gölgesi kuşların çığlığına kondu
Çıkmaz sokak yalnızlığı gizli aşkların senin
Masalı kayıp akşamların uykusuzluğundaki gurbettir belki
Sakla ışıklarını söz ver bana ne olur
Gözleri yolda karanlıklarım
Sabır kuşanmış umut nöbetlerinde yorgundur
Yaprakları talan vurgunu uçurum kokan güller!
Yanıt olsun bu ömür, denizi suskun rüzgârlara
Kıyısı ölümde olsa zifir esintili geceler
Sözümüz var hayata, kapanmayan yaralarımızda….
Bilmediklerimi söylememenin doğrusundayım
Bildiklerimi söylemenin yanlışında…
Latif Köybaş







