Sıradışı Semazen Emre Yıldırım

Dünyanın bizden önce tanıdığı sıra dışı semazen Emre Yıldırım 500 yıllık geleneği yeni bir tarzla süslüyor. Sema gösterisine kendi hazırladığı kıyafetler ve elektro müzik eşliğinde sema yapan sıra dışı semazen, boynunu yukarı doğru kırabilerek sema eden dünyadaki 3 semazenden biri.

23 yaşındaki semazen Emre Yıldırım’ın sıra dışı bir tarzı var. Annesi ev kadını, babası marangoz, kendisinin asıl işi reklâmcılık. Tasavvufla olan ilişkisi ise Uşşaki Vakfı’na bağlı olan anneannesi ve babasından geliyor. Tasavvufu o kadar seviyor ki 1995–96 yıllarında Galata Mevlevi hanesi’ndeki bir dededen dersler alıyor. Bir sene burada sema ediyor. Dede Mevlevihane’den ayrılınca o da Uşşaki Vakfı’na geçiyor. Geçtiğimiz yıl ise Kanada, Amerika, Fas Hindistan, Almanya gibi dünyanın birçok ülkesinde gösteriler yapıyor. Esin Çelebi’nin de bulunduğu kafileyle birlikte araştırmalara katılıyor. Üç sene süren araştırmalar sonunda kendi tarzını yaratmaya karar veriyor. “İnsanları daha çok cezbedecek, aşka getirebilecek, kalplerini yerinden sökebilecek tarzda müzikler yaptık. Tasavvuf müziği ile birlikte harmanlanmış enstrümantal müzikler. Elektronik de buna dâhil” diyor Yıldırım.

Âşıkların Ölmediğine İnanırım
Müziği gibi kıyafetleri de kendisine özgü… Kıyafetleri rüyasında görmüş: “Mevleviler, mezar taşını temsil eden sikkeyi kullanırlar. Kefen olarak beyaz tennurelerini giyerler. Eliflamet ile nefislerini bağlarlar. Üzerlerine toprak olarak siyah hırkalarını alırlar. Oysa ben, âşıkların ölmediğine inanırım. Bu yüzden üzerimde toprak, mezar taşı ya da kefen taşımam. Kendimi rahat hissettiğim psikolojik olarak, beni ve ruh halimi daha pozitif hale getirebilecek renkleri seçtim. Her zaman değişiktir bu. Bugün siyah giyebilirim sıkıntılıyımdır, yarın huzurluyum beyaz giyerim. Kendimi bulutların üzerinde hissederim mavi giyerim. Üzerimde bulunan her renk o anki ruh halimle alakalıdır.”
“Peki, 600 yıllık geleneği bozduğun için tepki görmekten korkmuyor musun?” sorusuna şu sözlerle yanıt veriyor:
“Hiçbir zaman çekinmedim. Çünkü bir kızı seversiniz, ona deli gibi âşık olursunuz. Sahip olamadığınızda, intihar edersiniz. Bir âşık, bir kız için ölümden nasıl korkmazsa, sonucunun ne olacağını umursamazsa, ben de içimdeki bu aşkı sergilemekten hiçbir zaman korkmam ve çekinmem. Eğer bir gün yeri gelirse, aynı o kızı seven âşık gibi sokakta da yatarım, kendimi de yakarım, gerekirse köprüden de atlarım. Sonuçta bu aşktır ve aşk her zaman insanların gözünü karartır. Aşk bir içki gibidir, sarhoş olduğunuzda nasıl değişirseniz, âşık olunca da öyle değişirsiniz. Ve bu aşkı ifade edebilmek için de her şeyi yaparsınız. Bu da ifade edebilmek için her şeyi yapacağımın bir örneği sadece başlangıcındadır.”

Böyle rahat hissediyorum
Yıldırım diğer semazenlerin aksine boyun kırarak sema yapıyor… Neden boyun kırarak sema yaptığına ise şu şekilde açıklık getiriyor: “Semazenlerin başlarını sürekli oynatabilmeleri çok zordur. Sema esnasında bunu yapamazlar. Ama ben kendi özgür semamda, böyle bir kalıp almadığım için, kendimi kendim gibi rahat ifade edebildiğim için böyle yapıyorum. Normal semazenin boynu hafifçe sol tarafına doğru yatıktır, ama bende boyun sürekli hareket eder, yukarıya da bakar, aşağıya da… Gözlerim açıktır. O an görmek isteyeceğim, çok büyük bir sır olabilir….







