Etiket: bilek

Hazret-i Muh├ómmed’in Ki┼čilik ├ľzellikleri

Hazret-i Muh├ómmed, uzuna yak─▒n orta boylu, pembemsi nuran├« beyaz tenli olup iri yap─▒l─▒ idi. Ama ┼či┼čman de─čildi ve g├Âbe─či g├Â─č├╝s hizas─▒ndan ta┼čmazd─▒. Uyumlu ve dengeli bir v├╝cuda sahip olan Hazret-i Muh├ómmedÔÇÖin ba┼č─▒ irice olup OÔÇÖna ayn bir g├╝zellik ve heybet veriyordu. Sa├žlar─▒ kumral olup d├╝z ile k─▒v─▒rc─▒k aras─▒ndayd─▒ ve kulak yumu┼ča─č─▒na kadar uzan─▒rd─▒. Sa├ž─▒n─▒ ├žo─ču zaman tam ortas─▒ndan ay─▒rarak iki yana do─čru tarard─▒. Muntazam ve g├╝r bir sakal─▒ vard─▒. Sa├ž ve sakallar─▒ndaki beyaz tel say─▒s─▒ vefat anlar─▒nda yirmiyi bulmuyordu. Sa├ž ve sakal bak─▒m─▒n─▒ asla ihmal etmez, yan─▒nda devaml─▒ tarak bulundururdu. Ka┼člar─▒n─▒n aras─▒ hafif aral─▒kl─▒, g├Âzleri siyah, burnunun ├╝st taraf─▒ gayet itidal ├╝zere y├╝ksek├že, di┼čleri muntazam ve tertemizdi. Devaml─▒ misvak kullan─▒rd─▒. Omuzlar─▒n─▒n aras─▒ geni┼č├že, omuz ba┼člar─▒ kal─▒n, el ve ayaklar─▒ enlice idi. ─░ki k├╝rek kemi─či aras─▒nda, keklik ya da g├╝vercin yumurtas─▒ b├╝y├╝kl├╝─č├╝nde t├╝ylerle kapl─▒ k─▒rm─▒z─▒mt─▒rak bir ben vard─▒; ki, bu ben, peygamberlik m├╝hr├╝ idi. Y├╝r├╝rken ad─▒mlar─▒n─▒ d├╝zg├╝nce kald─▒rarak atar, sanki yoku┼čtan iniyormu┼č├žas─▒na ├Ân├╝ne hafif├že e─čilerek h─▒zl─▒ca y├╝r├╝rd├╝. Peygamber Efendimiz, bedeninin, giyeceklerinin, yiyeceklerinin ve ├ževresinin temizli─čine b├╝y├╝k bir ├Ânem ve itina g├Âsterirdi.

Hazret-i Muh├ómmedÔÇÖin ┼×ahsiyeti ve Ahlak─▒

Peygamber Efendimiz, bedenen oldu─ču kadar ahlak ve ┼čahsiyeti itibariyle de insanlar─▒n en m├╝kemmelidir. Bu hususta y├╝ce Rabbimiz KurÔÇÖan-─▒ KerimÔÇÖde ┼č├Âyle buyurur: ÔÇť┼×├╝phesiz ki sen, b├╝y├╝k bir ahlak ├╝zeresinÔÇŁ (el-Ka-lem, 68/4). Bizzat Hazret-i Muh├ómmed; ÔÇťBen, ancak g├╝zel ahlak─▒ tamamlamak i├žin g├ÂnderildimÔÇŁ buyurmu┼čtur (MuvattaÔÇÖ, Husn├╝ÔÇÖ1-Hulk,┬á . Biliyoruz ki, Peygamber Efendimiz ├žocuklu─čundan beri Cenab-─▒ HakkÔÇÖ─▒n kontrol ve murakabesi alt─▒nda idi. Bu sebeple O; ÔÇťBeni Rabbim terbiye etti ve g├╝zel terbiye ettiÔÇŁ buyurmu┼č (S├╝y├╝ti, el-Ca-miuÔÇÖs-Sa─č├«r 1/14); hayat─▒ boyunca gayri ─░slam├« ve gayri insan├« hi├ž bir s├Âz, davran─▒┼č ve fiil ondan sad─▒r olmam─▒┼čt─▒r. Peygamberli─činden ├Ânce de do─čru s├Âzl├╝l├╝─č├╝, d├╝r├╝stl├╝─č├╝, ahde vefas─▒, yard─▒mseverli─či ve her t├╝rl├╝ g├╝zel ahlak─▒ ile takdirler kazanan ve Kurey┼čIiler taraf─▒ndan ÔÇťel-Em├«n=g├╝venilir ki┼čiÔÇŁ ├╝nvan─▒na lay─▒k g├Âr├╝len Hazret-i Muh├ómmed, peygamberli─činden sonra da Rabbinin KurÔÇÖanÔÇÖla m├╝ÔÇÖminlere ve b├╝t├╝n insanlara emretti─či t├╝m ahlak├« de─čerlere s─▒ms─▒k─▒ sar─▒lm─▒┼č ve bunlar─▒ b├╝y├╝k bir titizlikle harfiyyen yerine getirmi┼čtir. Bu bak─▒mdan m├╝ÔÇÖminlerin annesi Hz. Ai┼čeÔÇÖye Ashab-─▒ kiramÔÇÖdan birisi Hazret-i Muh├ómmedÔÇÖin ahlak─▒n─▒ sordu─ču zaman, Hz. Ai┼če; ÔÇťOÔÇÖnun ahlak─▒ KurÔÇÖan idiÔÇŁ diye cevap vermi┼čti (M├╝slim, M├╝safir├«n 136).

Peygamber Efendimiz, AllahÔÇÖ─▒n Rasul├╝ ve ─░slam devletiÔÇÖnin ba┼čkan─▒ olarak y├Ânetimi elinde bulundurmas─▒na ra─čmen, son derece m├╝tevaz├« ve samimi idi. Daima sade bir hayat─▒ tercih ederdi. Giyini┼či, ev d├╝zeni, yiyecekleri, t├╝m ya┼čay─▒┼č─▒ sade idi. Zengin-fakir, k├╝├ž├╝k-b├╝y├╝k herkesle ilgilenir; hakka uygun olmak kayd─▒yla kendisine yap─▒lan hi├ž bir m├╝racaat─▒ bo┼č ├ževirmez, me┼čru istekleri mutlaka yerine getirirdi. Son derece c├Âmert ve iyilikseverdi. Hi├ž kimseye k├Ât├╝l├╝k yapmaz, kimsenin k├Ât├╝l├╝─č├╝n├╝ istemez, kimse hakk─▒nda k├Ât├╝ s├Âz s├Âylemez, kimsenin g├Ânl├╝n├╝ k─▒rmaz, ┼čahsiyetini rencide etmez, kimseyi hor ve hakir g├Ârmezdi. ┼×ayet k─▒zar ve ├Âfkelenirse; bu, ┼čahs─▒ a├ž─▒s─▒ndan olmay─▒p Allah i├žindi. Sevdi─či, be─čendi─či, raz─▒ oldu─ču ┼čeyleri de Allah r─▒zas─▒ i├žin severdi. Cesaret ve ┼čecaat, sab─▒r, azim ve ├╝mit, m├╝samaha ve iltifat, ┼čefkat ve merhamet, OÔÇÖnun belirgin ahlak├« ├Âzellikleri idi. Peygamberlerin temel vas─▒flar─▒ndan birisi olarak parlak bir zekaya, keskin bir kavrama g├╝c├╝ne, e┼čsiz bir muhakeme kudretine, s├╝ratli bir intikal kabiliyetine sahipti. En tehlikeli ve kritik anlarda dahi ├žaresizli─če d├╝┼čmez, yap─▒labilecek en uygun davran─▒┼č─▒ uygular ve Cenab-─▒ HakkÔÇÖa tevekk├╝l ederdi.

İdareci Olarak Hazret-i Muhâmmed

KurÔÇÖan-─▒ Ker├«mÔÇÖin ihtiva etti─či ayetler ve ─░slamiyetÔÇÖin mahiyeti, insanlar─▒n birbirleri ile olan m├╝nasebetlerini ve d├╝nya hayat─▒n─▒n da tanzimini gerekli k─▒ld─▒─č─▒ndan; Hazret-i Muh├ómmed, te┼čekk├╝l ettirdi─či ─░slam cemiyetini y├Ânetecek esaslar─▒ koyarak bizzat tatbik etmi┼č ve MedineÔÇÖye hicretten itibaren varl─▒k kazanan ─░slam devletiÔÇÖnin ilk ba┼čkan─▒ olmu┼čtu. Hazret-i Muh├ómmedÔÇÖde mevcut y├╝ksek idarecilik kabiliyet ve ├Âzellikleri o andan itibaren daha a├ž─▒k bir ┼čekilde ortaya ├ž─▒km─▒┼čt─▒r. Tabilerini kendisine kay─▒ts─▒z ┼čarts─▒z ba─člama imkan─▒na ra─čmen, Peygamber Efendimiz devlet y├Ânetiminde cahiliye d├Âneminin aksine, tebeas─▒ ├╝zerinde tahakk├╝m kurma cihetine gitmemi┼č; bu bak─▒mdan, y├Ânetimde ve y├Ânetim anlay─▒┼č─▒nda bir ink─▒lap ger├žekle┼čtirmi┼čtir. Cahiliye d├Âneminde Araplar kendilerini temsil ve idare eden kabile reisine kay─▒ts─▒z ┼čarts─▒z ba─članarak hakl─▒haks─▒z her hususta ona itaata mecbur tutulur ve reisin emir, fiil ve davran─▒┼člar─▒na itiraz hakk─▒na sahip bulunmazlard─▒. Peygamber Efendimiz ise devlet y├Ânetiminin temel esas─▒ olarak isti┼čareyi kabul etmi┼č, Cenab-─▒ HakÔÇÖtan emir almad─▒─č─▒ her hususta mutlaka ashab─▒yla isti┼čare ederek durumu onlar─▒n m├╝zakeresine a├žm─▒┼čt─▒r.

Adalet ve hakkaniyet ├Âl├ž├╝lerine uyma, OÔÇÖnun ka├ž─▒n─▒lmaz prensiplerinden idi. Adalet ├Ân├╝nde soy, mevki, makam, mal, m├╝lk gibi farkl─▒l─▒klar g├Âzetmez; hakk─▒n yerini bulmas─▒na gayret g├Âsterirdi. Kendisine, h─▒rs─▒zl─▒k yapm─▒┼č e┼čraftan Fat─▒ma adl─▒ bir kad─▒n getirilmi┼č ve baz─▒lar─▒ arac─▒l─▒k yaparak cezay─▒ hafifletmek istemi┼člerdi. Bunun ├╝zerine Peygamber Efendimiz ├Âfkelendi ve ÔÇťH─▒rs─▒zl─▒k yaparak getirilen, k─▒z─▒m Fat─▒ma dahi olsa elini keserdimÔÇŁ buyurdu (Buhar├«, Hud├╝d 12; M├╝slim, Hud├╝d 8, 9). Devlet idaresi i├žin ├že┼čitli kademelerde g├Ârevli tayininde ehliyet ve liyakat esas─▒na riayet eder; lay─▒k olan ki┼čileri ya┼člar─▒ k├╝├ž├╝k olsa da, soylu ailelerden olmasalar bile g├Ârevlendirirdi. Hak olan hususlarda kendisine ve g├Ârevlilerine itaat edilmesini ister; ancak hakka ve hakikata uymayan konularda tebean─▒n itaat m├╝kellefiyetinde olmad─▒klar─▒n─▒ belirtirdi. B├Âylece hak s─▒n─▒rlar─▒ i├žerisinde em├«re itaati gerekli g├Ârmekle birlikte, halk─▒ kendi hizmetine mecbur ki┼čiler olarak g├Ârmez, kendini onlar─▒n ├╝st├╝nde saymazd─▒; bilakis onlar─▒n i├žinden, aralar─▒ndan biri idi.

Hazret-i Muh├ómmedÔÇśin devlet y├Ânetimi, ─░slam├« esaslar─▒n bizzat kendisi ve t├╝m├╝ idi. Pek ├žok KurÔÇÖan ayetinde ifade edildi─či ├╝zere (el-EnÔÇÖam, 6/57, 62; Yusuf 12/40, 67; el-Kasas, 28/70, 88), ─░slam idare sisteminde hakimiyet, h├╝k├╝mranl─▒k, h├╝k├╝m ve tam idare AllahÔÇÖa ait idi. Kanun koyma yetkisi de, bu bak─▒mdan ├Âncelikle AllahÔÇÖ─▒n vahiylerini ihtiva eden KitabÔÇÖa, yani KurÔÇÖan-─▒ KerimÔÇÖe mahsus bulunuyordu. Bizzat Hazret-i Muh├ómmed ise ikinci s─▒rada kanun koyucu durumundayd─▒. Din├« meselelerde Hazret-i Muh├ómmedÔÇÖin getirdi─či h├╝k├╝mler ya Cebrail vas─▒tas─▒yla Cenab-─▒ HakÔÇÖtan ald─▒─č─▒, ama KurÔÇÖanÔÇÖda yer almayan emirlere (vahy-i gayr-i metl├╝vv), dayan─▒yordu ya da bizzat kendi kararlar─▒ idi. Ama bizzat kendisine ait bu kararlarda Hazret-i Muh├ómmedÔÇÖin bir yan─▒lg─▒s─▒ s├Âz konusu ise derhal Cenab-─▒ Hak taraf─▒ndan ikaz ve tashih ediliyordu.

Devlet Ba┼čkan─▒ Olarak Hazret-i Muh├ómmed

Toplumda M├╝sl├╝manlar aras─▒nda veya ─░slam devletiÔÇÖnin tebeas─▒ durumunda bulunan gayr-i m├╝slimler aras─▒nda ├ž─▒kan anla┼čmazl─▒klar─▒, dava konusu olan problemleri de ├ž├Âz├╝ml├╝yordu. Bu gibi durumlarda davac─▒y─▒ oldu─ču kadar daval─▒y─▒ da dinliyor; yerine g├Âre ┼čahitlerin bilgisine ba┼čvuruyor, getirilen delilleri de─čerlendiriyor ve meseleyi fazla uzatmadan, s├╝r├╝ncemede b─▒rakmadan, ├žo─ču zaman hemen o anda, de─čilse en k─▒sa zamanda ├ž├Âz├╝me ba─čl─▒yordu. Taraflara hakkaniyet mefhumunun a┼č─▒lanmas─▒na b├╝y├╝k hassasiyet g├Âsteriyor; kendisinin bir be┼čer olarak yap─▒lan konu┼čmalara, getirilen delil ve g├Âsterilen ┼čahitlere g├Âre h├╝k├╝m verece─čini, gayb─▒ bilemeyece─čini, bu durumda asl─▒nda hakl─▒ olmad─▒─č─▒ halde kendisine bir hak verilmi┼č olan─▒n ger├žekte Cehennem ate┼čini almaktan ba┼čka bir k├ór─▒ olmad─▒─č─▒n─▒ belirtiyordu. Davalar─▒n halini bazan ashab─▒n─▒n ileri gelenlerine havale etti─či de olurdu. Eyaletlere tayin edilen valiler Hazret-i Muh├ómmed ad─▒na idareyi y├╝r├╝t├╝yor ve adliyeye taalluk eden meselelere bak─▒yorlard─▒.

E─čitimci Olarak Hazret-i Muh├ómmed

Hazret-i Muh├ómmedÔÇśin temel g├Ârevinin din├« ve d├╝nyev├« t├╝m meselelerde insanlar─▒ e─čitmek oldu─ču s├Âylenebilir. Bu bak─▒mdan bizzat kendisi; ÔÇťBen ancak bir muallim olarak g├ÂnderildimÔÇŁ buyurmu┼čtur (ibn Mace, Mukaddime 17). Hazret-i Muh├ómmedin e─čitimi, insanlara her y├Ânde faydal─▒ bilgilerin kazand─▒r─▒lmas─▒ ve kazan─▒lan bilgilerin ki┼čilerin hayat─▒na yans─▒yarak faydal─▒ hale gelmesi esas─▒na dayan─▒yordu. O, bir taraftan Cenab-─▒ HakkÔÇÖ─▒n emrine uyarak; ÔÇťRabbim, benim ilmimi art─▒r!ÔÇŁ (Taha, 20/114) diye bilgisinin art─▒r─▒lmas─▒ i├žin AllahÔÇÖa yalvar─▒r ve bu u─čurda ├žaba sarfederken, di─čer taraftan; ÔÇťAllah─▒m, bana ├Â─čretti─činle faydalanmay─▒ nas├«bet!ÔÇŁ (─░bn Mace, Mukaddime 23) diye yakar─▒yor; ÔÇťFaydas─▒z ilimden AllahÔÇÖa s─▒─č─▒n─▒r─▒mÔÇŁ (M├╝slim, Zikr 73) diyerek de bilgiden maksad─▒n faydalanmak ve faydal─▒ olmak oldu─čunu belirtiyordu.

Bu ├Âl├ž├╝ler i├žerisinde Peygamber Etendimiz ashab─▒n─▒ MedineÔÇÖye hicretten ├Ânce Mekke d├Âneminde DaruÔÇÖl Er-kamÔÇÖda, Hicretten sonra da Mescid├╝ÔÇÖn-Neb├«de ve SuffaÔÇÖda yo─čun bir ┼čekilde e─čitim ve ├Â─čretime tabi tutmu┼čtu. Tabiat─▒yla e─čitim, b├╝t├╝n bir hayat─▒ ilgilendirdi─činden; Hazret-i Muh├ómmed evlerde, ├žar┼č─▒da, pazarda, yolda, bir sefer s─▒ras─▒nda, harp halinde iken vesair durumlarda gerekli olan her yerde, her f─▒rsat ve vesile ile e─čitim g├Ârevini yerine getiriyordu. E─čitti─či ki┼čilerin ┼čahs├« ihtiya├žlar─▒, ferd├« farkl─▒l─▒klar─▒, kabiliyet ve kapasiteleri Hazret-i Muh├ómmed taraf─▒ndan g├Âz ├Ân├╝nde tutuluyordu. Peygamber Efendimiz, kendisi haricinde e─čitim ve ├Â─čretim i├žin g├Ârevliler de tayin etmi┼čti.

Okuma-yazma, basit matematik, KurÔÇÖan tilaveti, temel din├« bilgiler, hayatta uygulanacak pratik malumat bu ┼čekilde ├Â─čretmenler taraf─▒ndan veriliyordu. O s─▒ralarda Arap Yar─▒madas─▒ÔÇÖnda okuma-yazma seviyesi son derece d├╝┼č├╝k oldu─čundan, yeterli M├╝sl├╝man ├Â─čretmenin bulunmad─▒─č─▒ ilk y─▒llarda Hazret-i Muh├ómmed, gayr-i m├╝slim ├Â─čretmenlerden istifade etmekte bir beis g├Ârmemi┼čti. Mesela Bedir gazvesinde m├╝┼čriklerden elde edilen esirler aras─▒nda okuma-yazma bilenlerin, h├╝rriyetlerine kavu┼čabilmeleri i├žin, on M├╝sl├╝mana okuma-yazma ├Â─čretmeleri ┼čart ko┼čulmu┼čtu. ─░lk y─▒llarda M├╝sl├╝man ├žocuklar─▒ okuma-yazma ├Â─črenmek ├╝zere Medine Yahudilerine ait okullara g├Ânderilmi┼čti. Peygamber Efendimiz kad─▒nlar─▒n e─čitim ve ├Â─čretimi ile de me┼čgul oluyordu. Haftan─▒n sadece kad─▒nlara ay─▒rd─▒─č─▒ bir g├╝n├╝nde onlara konu┼čmalar yap─▒p ders veriyor, sorular─▒n─▒ cevapland─▒rarak problemleri ile ilgileniyordu. Ayr─▒ca Hz. Ai┼če ba┼čta olmak ├╝zere Ras├╝l├╝llahÔÇÖ─▒n zevceleri ve Ashab─▒n alim han─▒mlar─▒ ├Â─čretim faaliyetlerinde Hazret-i Muh├ómmedÔÇÖe yard─▒mc─▒ oluyorlard─▒. Bu bak─▒mdan Peygamber Efendimiz hen├╝z o s─▒rada okuma-yazma bilmeyen zevcesi Hz. HafsaÔÇÖya okuma-yazma ├Â─čretmek ├╝zere bir g├Ârevli tayin etmi┼čti.

Komutan Olarak Hazret-i Muhâmmed

Kurey┼č m├╝┼črikleri ba┼čta olmak ├╝zere ─░slam d├╝┼čmanlar─▒n─▒n faaliyetleri ve ─░slamÔÇÖ─▒n varl─▒─č─▒na m├╝saade ve m├╝samaha g├Âstermeyen tav─▒rlar─▒, ─░slamÔÇÖ─▒n yeterli bir g├╝├ž ve otoriteye kavu┼čtu─ču MedineÔÇÖye hicretten itibaren d├╝┼čmana kar┼č─▒l─▒k vermeyi gerekli k─▒lm─▒┼č ve bunun bir sonucu olmak ├╝zere, Hazret-i Muh├ómmedÔÇÖin hayat─▒nda sava┼člar, ka├ž─▒n─▒lmaz olarak zaman zaman ortaya ├ž─▒k─▒p hayat─▒n─▒n sonuna kadar devam etmi┼čti. Bu sebeple tertiplenen asker├« seferler g├Âstermi┼čtir ki; Hazret-i Muh├ómmed fevkalade y├╝ksek bir komuta g├╝├ž ve dirayetine, e┼čsiz bir asker├« kabiliyete sahip idi. Sava┼č us├╗l ve taktikleri, h├╝cum, savunma ve manevra ┼čekilleri konusunda m├╝kemmel bilgileri, sava┼č ara├ž ve gere├žleri hususunda yeni geli┼čmeleri takip ederek ba┼čar─▒ ile uygulama hassasiyeti vard─▒. Son derece cesaretli ve ┼čecaatli oldu─čundan Uhud ve Huneyn gazvelerinde oldu─ču gibi sava┼č─▒n en hararetli ve kritik anlar─▒nda ┼čiddetli d├╝┼čman h├╝cumlar─▒ kar┼č─▒s─▒nda Ashab─▒n teredd├╝te d├╝┼čt├╝─č├╝, baz─▒lar─▒n─▒n da─č─▒ld─▒─č─▒ s─▒ralarda bile sebat g├Âsterir, en tehlikeli anlarda Ashab─▒ OÔÇÖnun yan─▒na s─▒─č─▒narak kendilerini korurlard─▒. Son ana kadar sava┼č─▒n kesin sonucu bilinemeyece─činden, d├╝┼čman─▒n muzaffer g├Âr├╝nd├╝─č├╝ durumlarda bile metanetini kaybetmez ve akl-─▒ sel├«m ile d├╝┼č├╝nerek da─č─▒lan kuvvetlerini toplay─▒p kar┼č─▒ taarruzu ger├žekle┼čtirerek ├╝st├╝nl├╝k sa─člard─▒.

─░stihbarat─▒n askerlikteki ├Ânemini gayet iyi bildi─činden cihad ├Âncesinde, sava┼č s─▒ras─▒nda ve sonras─▒nda d├╝┼čman faaliyetleri konusunda bilgiler toplamaya ├Âzen g├Âsterir, k├╝ffar aras─▒nda devaml─▒ istihbarat elemanlar─▒ bulundururdu. Zaman zaman bu maksatla ve ├ževre emniyetini sa─člamak ├╝zere ke┼čif kollar─▒ da ├ž─▒karm─▒┼čt─▒r. Sefer s─▒ras─▒nda, ├Âzellikle mola verildi─či anlarda ani bir d├╝┼čman bask─▒n─▒ndan emin olabilmek ├╝zere n├Âbet├žiler ├ž─▒kar─▒r. M├╝sl├╝manlar─▒n birbirleriyle anla┼čmalar─▒n─▒ sa─člamak ve morallerini takviye etmek ├╝zere sava┼č s─▒ras─▒nda kullan─▒lacak ve ─░slami unsurlar i├žeren parolalar belirlerdi. Ayr─▒ca Hazret-i Muh├ómmedÔÇÖin her gazvesinde ve ├ž─▒kard─▒─č─▒ her seriyesinde sancak ve bayraklar kullan─▒lm─▒┼čt─▒r. OÔÇÖnun yapt─▒─č─▒ sava┼člarda d├╝┼čman─▒ tesirsiz hale getirecek bask─▒n ve pusulara yer verildi─či gibi, gerekti─činde d├╝┼čman kuvvetlerin aras─▒n─▒ a├žacak bir tak─▒m hilelere de ba┼čvurulabiliyordu.

├ľzellikle so─čuk harple d├╝┼čman─▒ y─▒pratma, psikolojik bask─▒ alt─▒na alarak moral olarak ma─člup etme ve b├Âylece direnme g├╝c├╝n├╝ k─▒rma usul├╝ Hazret-i Muh├ómmed taraf─▒ndan uygulanm─▒┼čt─▒r. B├Âylelikle m├╝mk├╝n olan en az ├Âl├ž├╝de kan d├Âk├╝lerek d├╝┼čman etkisiz hale getirilmi┼č oluyordu. Esasen Hazret-i Muh├ómmed kan d├Âkmekten asla ho┼članmazd─▒. Ba┼člang─▒├žta sava┼č─▒n ├ž─▒kmamas─▒ i├žin ├╝zerine d├╝┼čen t├╝m ├žabay─▒ sarfediyor, sulh yollar─▒n─▒ deneyip bu hususta d├╝┼čman tarafa mutlaka teklifte bulunuyordu. Bu bak─▒mdan Hazret-i Muh├ómmed nazar─▒nda sulh as─▒l olup; harp, ge├žici idi. Yaln─▒z Hazret-i Muh├ómmedÔÇÖin sulh anlay─▒┼č─▒, ├ževrede hakim bat─▒l g├╝├žlerin, idaresi alt─▒nda bulunan halk ├╝zerinde bask─▒ kurarak, sultalar─▒n─▒ s├╝rd├╝r├╝p zul├╝m ve haks─▒zl─▒k icra etmelerine seyirci kalmay─▒; insanlar─▒n inan├ž ve d├╝┼č├╝nceleri sebebiyle takip alt─▒nda tutulup bask─▒ya, eziyet ve i┼čkencelere maruz b─▒rak─▒lmalar─▒na g├Âz yummay─▒ gerekli k─▒lm─▒yordu. Hazret-i Muh├ómmedÔÇÖin sulh anlay─▒┼č─▒na g├Âre; insanlar inan├žlar─▒n─▒ belirlemede tamam─▒yla serbest tutulmal─▒, h├╝r iradeleri ile diledikleri iman ├žizgisini hi├ž bir bask─▒ s├Âz konu┼ču olmaks─▒z─▒n bizzat kendileri belirlemeli idiler. Elbette insanlara hak ve hidayet yolunu g├Âsterecek ─░slam tebli─čcileri de bu sulh vasat─▒nda hak ve hakikatin apa├ž─▒k delillerini insanlara anlatarak, onlar─▒ ger├žeklere eri┼čtirme g├Ârevini yerine getirecekler, ama hi├ž kimseyi ─░slamÔÇÖa girme konusunda zorlamayacaklard─▒.

Ne var ki hakk─▒n varl─▒─č─▒n─▒ hazmedemeyen bat─▒l g├╝c├╝n temsilcileri ─░slamÔÇÖ─▒n bu ┼čekilde sulh i├žinde tebli─čine engel olduklar─▒ndan ve inananlar─▒ bask─▒lar alt─▒nda tutarak onlara hayat hakk─▒ tan─▒mad─▒klar─▒ndan, Hazret-i Muh├ómmed a├ž─▒s─▒ndan harp ka├ž─▒n─▒lmaz oldu. Bu durumunda bile Hazret-i Muh├ómmed kan d├Âk├╝lmesini istemiyor, bu konuda gerekli tedbirleri al─▒p l├╝zumlu emir ve talimatlar─▒n─▒ veriyordu. Mesela d├╝┼čmanla kar┼č─▒ kar┼č─▒ya gelinip harp vaziyeti al─▒nd─▒─č─▒ bir s─▒rada dahi harp ba┼člamadan ├Ânce d├╝┼čman kuvvetlerini ─░slamÔÇÖ─▒ kabul etmeye mutlaka ├ža─č─▒r─▒r, bu teklif reddedilince sulha davet edip andla┼čma yapma yolunu deneyerek sava┼ča sebebiyet vermemek ister; yapt─▒─č─▒ bar─▒┼č ve itaat ├Ânerileri kabul edilmeyince sava┼ča art─▒k d├╝┼čman taraf sebep oldu─ču i├žin ├žaresiz kar┼č─▒l─▒k verirdi.

Ayr─▒ca d├╝┼čman sald─▒rmadan, sald─▒r─▒ya ge├žmeme; harp s─▒ras─▒nda harbe kat─▒lmay─▒p geride kalan kad─▒nlara, ├žocuklara, ihtiyarlara, din adamlar─▒na dokunmama; sava┼č an─▒nda d├╝┼čman─▒n hayati organlar─▒n─▒ de─čil, el, ayak, bilek, dirsek, diz gibi mafsallar─▒na hamlede bulunarak onlar─▒ ├Âld├╝rmeksizin hareket kabiliyetinden mahrum edip etkisiz hale getirme; esir olup eman dileyene eman verme; cahiliye d├Âneminde oldu─ču gibi d├╝┼čman ├Âl├╝lerinin g├Âz├╝n├╝ oyup kula─č─▒n─▒ burnunu kesip parmaklar─▒n─▒ do─čray─▒p karn─▒n─▒ yararak intikam duygular─▒n─▒ tatmin etme yoluna gitmeme; yine cahiliye devrinde s─▒rf intikam olsun ve kalan d├╝┼čmanlara s─▒k─▒nt─▒ versin diye maktul d├╝┼čen d├╝┼čman ├Âl├╝lerini k─▒zg─▒n arazide koku┼čup y─▒rt─▒c─▒ hayvanlara yem olarak b─▒rakma ┼čeklinde icra edilen gayr-i insan├« uygulaman─▒n terkedilerek d├╝┼čman ├Âl├╝lerinin de defnedilmesi gibi emirleri, OÔÇÖnun komutas─▒nda cereyan eden muharebelerde ve ├ž─▒kard─▒─č─▒ seriyyelerde verdi─či talimat aras─▒nda yer almaktad─▒r.

Aile Reisi Olarak Hazret-i Muhâmmed

Hazret-i Muh├ómmed, hen├╝z gen├žlik y─▒llar─▒nda yirmi be┼č ya┼č─▒nda iken MekkeÔÇÖde Hz. Hatice ile evlenerek bir aile yuvas─▒ kurmu┼čtu. O s─▒ralarda birden ├žok kad─▒nla evlenmek, Araplar aras─▒nda son derece yayg─▒n bir adet olmakla beraber Peygamber Efendimiz, Hz. Hatice vefat edinceye kadar ba┼čka bir kad─▒nla evlenmemi┼čti. Hz. Hatice vefat etti─či zaman Peygamber Efendimiz elli ya┼č─▒nda idi. Daha sonraki y─▒llarda ├Âzel bir tak─▒m sebep ve hikmetlerle Hazret-i Muh├ómmed birden ├žok kad─▒nla evlendi. Bu evlili─čin sebeplerini, ─░slam d├╝┼čmanlann─▒n yapt─▒─č─▒ gibi nefsan├« ve ┼čehevan├« arzulara ba─člamak asla do─čru de─čildir. ├ç├╝nk├╝ Hazret-i Muh├ómmedÔÇÖin ├žok evlili─či iddia edildi─či gibi b├Âyle bir sebebe ba─čl─▒ olsayd─▒, bu evliliklerin Hazret-i Muh├ómmedÔÇÖin s├Âz konusu arzuyu daha ziyade duyaca─č─▒ gen├žlik y─▒llar─▒nda ve ilk evlili─čini hemen takip eden seneler i├žerisinde cereyan etmesi gerekirdi. Halbuki Hazret-i Muh├ómmed, tam yirmi be┼č y─▒l sadece Hz. Hatice ile evli kalm─▒┼č, onun vefat─▒ndan sonra kendisi elli ya┼č─▒n─▒ ge├žmi┼č oldu─ču halde ┼čartlar gerekli k─▒ld─▒─č─▒ i├žin yeni evlilikler yapm─▒┼čt─▒.

Bazen evlilik dolay─▒s─▒yla temas kurulan ve yak─▒nl─▒k sa─članan yeni kitlelere ─░slamÔÇÖ─▒n iletilebilmesi d├╝┼č├╝ncesi, bazan evlenece─či zeki, kabiliyetli ve bilgili e┼či vas─▒tas─▒yla kad─▒nlar─▒ ─░slami esaslara g├Âre daha rahat e─čitebilme arzusu, bazan sava┼č dolay─▒s─▒yla ortaya ├ž─▒kan ┼čiddetli d├╝┼čmanl─▒k ve kini onlar aras─▒ndan evlilik yaparak bertaraf edip muhatap kitlelerini celbetme l├╝zumu, bazan ─░slam hukukunun getirdi─či yeni bir h├╝km├╝ bizzat Hazret-i Muh├ómmedÔÇÖin tatbik ederek topluma ├Ârnek olma zorunlulu─ču gibi din├«, siyas├«, hukuk├«, sosyal bir ├žok sebep ve hikmet Hazret-i Muh├ómmedÔÇÖin ├žok evlenmesini gerekli k─▒lm─▒┼čt─▒. Peygamber Efendimizin zevcelerinin toplam say─▒s─▒ on bir olup ┼čunlard─▒:

Hatice bint Huveylid, Sevde bint ZemÔÇÖa, ├éi┼če bint Eb├╗bekir, Hafsa bint ├ľmer, Zeyneb bint Huzeyme, ├ťmm├╝ Seleme bint Eb├╗ ├ťmeyye, Zeyneb bint Cah┼č, C├╝veyriye bint elHaris, ├ťmm├╝ Hab├«be bint Ebu S├╝fyan, Safiyye bint Huyey ve Meyn├╗ne bint el-Haris. Reyh├óne ve M├óriye ise cariyeleri idi.

Hazret-i Muh├ómmedÔÇÖin zevcelerinden Hz. Hatice, MekkeÔÇÖde peygamberli─čin onuncu y─▒l─▒nda, Zeyneb bint Huzeyme ise MedineÔÇÖde Hicretin d├Ârd├╝nc├╝ y─▒l─▒nda vefat etmi┼čti. Bu sebeple Peygamber Efendimizin bir arada dokuz e┼či bulunmu┼č ve bu say─▒ya da vefat─▒na yak─▒n bir zamana var─▒ncaya kadar uzun bir s├╝rede evlilik zarureti ├ž─▒kt─▒k├ža aral─▒klarla ula┼č─▒lm─▒┼čt─▒r.

Hazret-i Muh├ómmedÔÇśin bu zevcelerinden Hz. Ai┼če d─▒┼č─▒ndakilerin tamam─▒ Ras├╝lullah ile evlendikleri s─▒rada dul idiler ve pek ├žo─čunun eski e┼člerinden ├žocuklar─▒ vard─▒; ├╝stelik ├žo─ču ya┼čl─▒ da idi. Bu durum da, Hazret-i Muh├ómmedÔÇÖin evlili─čini gerekli k─▒lan ├Âzel bir tak─▒m sebep ve hikmetlerin mevcut oldu─čunun delilidir. Hazret-i Muh├ómmedÔÇÖin han─▒mlar─▒n─▒n MescidÔÇÖe biti┼čik olarak in┼ča edilmi┼č birer odalar─▒ vard─▒. Peygamber Efendimiz her g├╝n s─▒ra ├«le bir e┼činin yan─▒nda kal─▒rd─▒. Hepsine kar┼č─▒ g├╝ler y├╝zl├╝ davran─▒r, ilgi g├Âsterir, ev i┼člerinde onlara yard─▒m eder, s├Âk├╝klerini kendisi dikiverir, aralar─▒nda adaletle muamelede bulunur, hi├ž birine di─čerinden ayr─▒ davranmazd─▒. Zaman zaman onlarla ┼čakala┼č─▒r, g├Ân├╝llerini al─▒rd─▒.

Hayat─▒ boyunca Hazret-i Muh├ómmedÔÇÖden han─▒mlar─▒na kar┼č─▒ k├Ât├╝ bir s├Âz veya davran─▒┼č sad─▒r olmam─▒┼čt─▒r. Peygamber Efendimiz, hizmetinde bulunan g├Ârevlilere, kar┼č─▒ da asla sert ve ha┼čin davranmaz; kendi yediklerinden onlara da yedirir, giydiklerinden onlara da giydirirdi. K├╝├ž├╝k birer odadan ibaret olan hane-i saadetleri son derece sade, ama temiz idi. Bazen bir has─▒r, bazan y├╝nden dokunmu┼č bir ihram, bazan da i├ži hurma lifleri ile doldurulmu┼č deri kapl─▒ bir yatak Hazret-i Muh├ómmedÔÇÖin oda d├Â┼čemesini ve yata─č─▒n─▒ olu┼čturuyordu.

Her konuda oldu─ču gibi bu hususta da l├╝ks ve israftan ka├ž─▒narak sadeli─či tercih eden Hazret-i Muh├ómmed, baz─▒ zevcelerinde g├Âr├╝len daha iyi imkanlarla daha m├╝reffeh bir ya┼čay─▒┼č arzu ve iste─či ├╝zerine KurÔÇÖanÔÇÖda da temas edildi─či ├╝zere ÔÇť┼×ayet d├╝nya hayat─▒n─▒ ve s├╝slerini istiyorlarsa ba─č─▒┼čta bulunarak kendilerini g├╝zellikle sal─▒verece─čini, ama ┼čayet AllahÔÇÖ─▒, peygamberini ve ahiret yurdunu istiyorlarsa AllahÔÇÖ─▒n iyi davrananlar i├žin b├╝y├╝k bir m├╝kafaat haz─▒rlad─▒─č─▒n─▒ÔÇŁ (el-Ahzab, 33/28-29) belirterek tavr─▒n─▒ a├ž─▒k├ža ortaya koymu┼čtu. Tabi├« ki Hazret-i Muh├ómmedÔÇÖin zevceleri bu ikaz ├╝zerine be┼čer olma s─▒fat─▒yla bir an i├žin i├žlerinden ge├žen daha rahat ya┼čama arzu ve iste─čini terkedip Hazret-i Muh├ómmedÔÇÖin yan─▒nda kalmay─▒ ve OÔÇÖnun sade ya┼čay─▒┼č─▒na ortak olmay─▒ d├╝nya l├╝ks├╝ne tercih ettiler.

Peygamber Efendimiz, aile hayat─▒nda, ├Âzel ya┼čay─▒┼č─▒nda ahlak─▒nda, dini tebli─činde, devlet idaresi ve asker├« komutas─▒nda, e─čitim ve ├Â─čretiminde, k─▒sacas─▒ t├╝m s├Âzleri, hareketleri ve davran─▒┼člar─▒nda b├╝t├╝n M├╝sl├╝manlar i├žin g├╝zel bir ├Ârnek idi. Nitekim Cenab-─▒ Hak ┼č├Âyle buyurdu: ÔÇťAndolsun ki Ras├╗llahÔÇÖta sizin i├žin, AllahÔÇÖa ve ahiret g├╝n├╝ne kavu┼čmay─▒ umanlar ve AllahÔÇÖ─▒ ├žok zikredenler i├žin en m├╝kemmel bir ├Ârnek vard─▒rÔÇŁ (el-Ahzab, 33/21).

AllahÔÇÖ─▒n salat ve selam─▒ OÔÇÖnun ├╝zerine olsun.