Tarihimizden Üç Başlık Üç Kitap
Osmanlı Son Dönemi Yahudilik ve Hahambaşılık
19. yüzyıldan yıkılışa kadar, İmparatorluk Türkiye’si içerisindeki Yahudi cemaatinin sosyal, kültürel ve ekonomik durumu, dinî, toplumsal ve yönetsel örgütlenmesi bu kitabın konusudur.Yine bu örgütlenmenin temel kurumu niteliÄŸindeki Hahambaşılık Kurumu da kitabın ele aldığı bir baÅŸka konudur.
Hahambaşılığın 1835′de Osmanlı Devleti tarafından resmen tanınmasından, İmparatorluÄŸun dağılmasına kadar geçen süreçteki geliÅŸimi, iÅŸlevi, hahambaşılık seçimleri, atamaları, görev alanları, hahambaşıların adları ve özellikle de “Hahambaşılık Nizamnamesi ” bit kitapta ayrıntılarıyla ele alınmıştır.Ülkühan Olgun titiz bir arÅŸiv taramasını ve Yahudi tarihiyle ilgili kaynaklan nesnel bir çabayla birleÅŸtirmiÅŸ, ortaya bu ilginç ve bilgi yüklü kitap çıkmıştır. Ciddi bir emek ürünü olan bu çalışma, Osmanlı Türkiye’sinin 19. yüzyılını anlamak, çeÅŸitli dinsel toplulukların birbiriyle ve devletle olan iliÅŸkilerini kavramak açısından da önemli bir kaynaktır.
Çalışma ana tema olarak bir cemaati ele almaktadır, ancak buradan hareketle genel yapıya yönelik ipuçlarına eriÅŸmek de mümkün olmaktadır.Ülkühan Olgun’un kitabı Yahudilik tarihi, mezhepleri, törenleri ve dinî uygulamalarına merak duyanlar açısından da bilgi sunmakta, ilgi çekici ayrıntıları okura aktarmaktadır.
Bektaşilikte Son Nefes - Yeniçeriliğin Kaldırılmasından Sonra Bektaşilik
Türk tarihinin ilgi çeken ve ayrıntıları pek bilinmeyen olaylarından bir tanesi hiç kuÅŸku yok ki 1826′da BektaÅŸiliÄŸin yasaklanmasıdır. Kökleri 13.yüzyıla dayanan BektaÅŸilik, Anadolu ve Rumeli’de etkin bir ÅŸekilde yaygınlaşırken, sadece dini bir akım olmakla kalmamış, toplumsal, siyasi ve kültürel pek çok boyut kazanmıştır. Bu yönleriyle BektaÅŸilik, Türk kent kültürü ve tarihi mirasımız içerisinde özgün bir yer edinmiÅŸtir.
Yeniçeri ordusu içerisinde çok özel bir konum kazanan Bektaşilik, onunla bir çeşit kader birliği yapmış, toplumda siyasi ve kültürel bir yer edinmiştir. Yeniçeriliğin kaldırılmasıyla birlikte Bektaşiliğin de yasaklanması bu kader birliğinin bir sonucudur.
Elinizdeki çalışma, Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılışından sonra ocağın en büyük destekçisi konumundaki BektaÅŸiliÄŸin de yasaklanmasını; yaÅŸanılan süreci ve olayları somut belgelerle, birinci elden arÅŸiv kaynaklarına dayanarak, nesnel bir ÅŸekilde ortaya koymakta, tarih araÅŸtırmalanndaki ciddi bir boÅŸluÄŸu doldurmaktadır.YeniçeriliÄŸin kaldırılması BektaÅŸilik açısından gerçekten de bir son nefes olmuÅŸtur. Mesut Ayar’ın üzerinde emek verilmiÅŸ bu çalışması, tarihimizin pek bilinmeyen bir olayını okurlarına sunarken, kendi alanındaki bir referans kitabım da yayın dünyasına kazandırmaktadır.
Osmanlı Devleti ve Dubrovnik İliÅŸkileri (1500-1600) - DoÄŸu Akdeniz’de Casuslar ve Tacirler
Bir kent devleti olmasına raÄŸmen, ticaret ve diplomasideki baÅŸarılan sayesinde varlığını uzun süre devam ettiren Dubrovnik Cumhuriyeti’nin İmparatorluk Türkiye’si ile olan iliÅŸkileri, araÅŸtırılmaya deÄŸer bir konudur ve maalesef bugüne kadar pek incelenmemiÅŸtir.
Oysa Dubrovnik ve Osmanlı Türkiye’sinin iliÅŸkileri hem çok yönlü hem de çok renklidir. Çünkü söz konusu olan sadece ticari iliÅŸkiler deÄŸildir. Dubrovnik, Türklerin 16. yüzyıl Akdeniz ve Avrupa politikalarında önemli bir yer tutar. Casusluk, diplomasi, ticaret ve askeri gücü kapsayan çok yönlü bir iliÅŸkiler yumağıdır söz konusu olan. Osmanlı Devleti ve Dubrovnik iliÅŸkileriyle ilgili geniÅŸ kapsamlı çalışmaların bugüne kadar Türkiye’de yapılmamış olması, tarih yazıcılığımız açısından büyük bir eksikliktir.
Metin Ziya Köse’nin bu deÄŸerli çalışması Türk ve Akdeniz tarihi açısından önemli bir boÅŸluÄŸu doldurmuÅŸtur. Elinizdeki kitap, aynı zamanda kendisinden sonraki baÅŸka çalışmaların da önünü açacak bir baÅŸlangıçtır.
Kendisinden önceki basılı kaynakların azlığını Metin Ziya Köse, BaÅŸbakanlık Osmanlı ArÅŸivi’nde yaptığı ciddi çalışmalarla dengelemiÅŸ ve tamamlamıştır. Ancak bu çalışma sadece bir arÅŸiv çalışması deÄŸildir. Ticarî iliÅŸkilerin yanında casusluk ve diplomasi tarihi açısından da dikkat çekici bilgileri okurlara sunmaktadır.
Dubrovnik’in kısa bir tarihi ve kentin Osmanlı Türk iyesi’nin egemenlik alanına girmesi de kitapta ele alınmakta, genel geliÅŸmelerin yanı sıra Dubrovnik’in yönetim biçimi, yapısı ve dış dünyaya yönelik faaliyetleri konusunda da bilgi verilmektedir. Bir imparatorluk ile bir kent devleti arasındaki hayli dikkat çekici iliÅŸkileri anlatan bu kitap tarih yazınımıza yeni bir katkı yapmaktadır.





