Uygunsuz Gerçek (An Inconvenient Truth)
Clinton dönemi ABD eski BaÅŸkan Yardımcısı Al Gore, küresel ısınma sorunu üzerine, sarsıcı bir belgeselle beyazperdede. Küresel ısınma sorunun dünyayı, beklenilenden çok daha kısa bir süre içerisinde, ne tür felaketlere götüreceÄŸi üzerinde, önemli tesbitler yapan film, Al Gore’un bu konuyu gündemde tutma çabaları üzerinden ilerliyor.2000 seçimlerinde, baÅŸkanlığı kıl payı Bush’a kaptıran Al Gore, aldığı yenilgiden sonra tüm mücadelesini, küresel ısınmanın yarattığı tehlikeler konusunda, tüm dünya insanlarını bilinçlendirmek ve bu tehlikeye topyekün bir dur diyebilmek için verdi.


Â

Küresel Isınma
Al Gore’un kiÅŸisel portresinin de çizildiÄŸi belgeselin en önemli amacı, gerçekleri insanların önüne çok geç olmadan koyabilmektir. Gezegenimizin ve medeniyetimizin ÅŸaşırtıcı ve ürkütücü geleceÄŸini gözler önüne seren ve mutlaka izlenmesi gereken bir belgesel. Yanlış anlamalara ve spekülasyonlara son verecek olan, küresel ısınmanın gerçek bir tehlike olduÄŸunu anlatan bir uyanma çaÄŸrısı.Her birimiz yaÅŸadığımız koÅŸullar içerisinde deÄŸiÅŸiklikler yaparak çözümün bir parçası olmaya baÅŸlayabiliriz.
“Merhaba, ben Al Gore, bir zamanlar Amerika’nın bir sonraki baÅŸkanıydım”
2000 seçimlerinde kıl payı baÅŸkanlığı G.W.B.’a kaptıran Al Gore sunumuna bu cümleyle baÅŸlıyor. Yaklaşık 2 saat süren, herkesin aÄŸzına yapışmış olan “Küresel ısınma” teriminin ne olduÄŸunu anlatan, nasıl bu hale geldiÄŸini, ne olabileceÄŸini ve nasıl engel olabileceÄŸimizi ÅŸimdiye kadar halkın büyük bir kısmından gizlenen gerçeklerle anlatan, tamamen bilimsel araÅŸtırmalara dayalı ve yüzünüzde bir tokat gibi patlayabilecek bir film.


Al Gore Kimdir?

Albert Arnold Gore Jr. (Albert A. Gore, Jr. veya kısaca Al Gore) (d. 31 Mart 1948, Washington,DC), ABD’li siyaset adamı, iÅŸ adamı, belgesel film yapımcısı ve Nobel Barış Ödülü sahibi. 1993-2001 yılları arasında Amerika BirleÅŸik Devletleri’nin baÅŸkan yardımcılığını yaptı ve 2000 yılındaki ABD baÅŸkanlık seçimleri’nde Demokratik Parti’yi baÅŸkan adayı olarak temsil etti. Seçimi kaybettikten sonra siyasetten çekilen Al Gore çabalarını Küresel ısınma konusunda yoÄŸunlaÅŸtırdı. Bu konuda yaptığı Uygunsuz Gerçek adındaki belgesel film 2007 yılında Akademi Ödülüne hak kazandı. Bu filmin yanısıra Türkiye dahil dünyanın bir çok ülkesinde bu konuda verdiÄŸi konferanslar ve diÄŸer çalışmalar sayesinde 2007 yılında Hükümetlerarası İklim DeÄŸiÅŸikliÄŸi Paneli’yle birlikte Nobel Barış Ödülüne uygun görüldü.
Siyasi Yaşamı
Al Gore 1948 yılında siyasetçi bir ailenin içine doÄŸdu. Aynı isimli babası, Albert Gore, Sr. uzun bir süre ABD Senatosu’nda Tennessee eyaletini temsil etmiÅŸtir. 1976 yılında Temsilciler Meclisi’ne seçildi. 1984 yılına kadar görev yaptıktan sonra senatör oldu. 1988 yılında Demokratik Parti ‘nin baÅŸkan adayı olmak istedi fakat baÅŸarısızlığa uÄŸradı. Tekrar 1992 yılında baÅŸkanlık seçimlerine Bill Clinton’un yanında baÅŸkan yardımcısı adayı olarak katıldı ve bu sefer seçimi kazanarak baÅŸkan yardımcısı oldu.
1993 ve 2001 yılları arasında Amerika BirleÅŸik Devletleri’nin baÅŸkan yardımcılığı yaptı. 2000 yılında Bill Clinton’un 8 yıllık baÅŸkanlık döneminin dolmasından sonra Demokratik Parti tarafından baÅŸkan adayı olarak gösterildi. Seçimlerde Cumhuriyetçi Parti adayı George W. Bush’tan daha fazla sayıda oy olmasına raÄŸmen ABD’nin yerel çoÄŸunluk aslına dayalı seçim sisteminin sonucu olarak çok küçük bir farkla seçimi kaybetti. Seçim sonuçlarının geçerlilik tartışması uzun bir süre Amerikan ve dünya kamuoyunu meÅŸgul etti fakat sonunda Al Gore’un yenilgiyi kabul etmesiyle seçim sonuçları kesinleÅŸti. 2004 ABD baÅŸkanlık seçimleri ve 2008 ABD baÅŸkanlık seçimlerinde adı sık sık aday olarak geçmesine karşılık adaylığını koymadı.
Yönetmenlik
Seçimlerdeki yenilgisinden sonra, Gore özellikle ekolojik konular hakkında konferanslar vermeye baÅŸladı. Bu konuÅŸmaları, 2006’da vizyona giren An Inconvenient Truth (Uygunsuz Gerçek) adlı belgeseli için temel oluÅŸturdular. Küresel ısınma ve insanlığın bu süreçteki olumsuz etkileri, belgeselin ana fikrini oluÅŸturuyor. Film, Amerika’da büyük sükse yaparak, Fahrenheit 9/11 ile March of the Penguins’in ardından, sinemada en fazla izlenen üçüncü belgesel oldu ve 2007 yılında En İyi Belgesel Film Akademi Ödülünü kazandı. Ayrıca bu konuda dünyanın bir çok ülkelerinde konferanslar verdi. Al Gore 12 Haziran 2007 Dünya DoÄŸayı Koruma Vakfı WWF Türkiye ve Garanti Bankası’nın davetlisi olarak Türkiye’yi de ziyaret etti. 13 Haziran 2007 günü ÇıraÄŸan Sarayı’nda Küresel ısınma konusunda bir konferans verdi.
Nobel Barış Ödülü
Al Gore 12 Ekim 2007 tarihinde Norveç Nobel Komitesi tarafından 2007 Nobel Barış Ödülü’nü Hükümetlerarası İklim DeÄŸiÅŸikliÄŸi Paneli ile paylaÅŸmaya uygun görüldü. BirleÅŸmiÅŸ Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon tarafından kutlanan Al Gore ödülünün tamamını ABD’deki İklim Koruma BirliÄŸi adlı bir örgüte bağışlayacağını açıkladı.
Küresel Isınma Nedir?
Küresel ısınma, insan tarafından atmosfere verilen gazların sera etkisi yaratması sonucunda, dünya atmosferi ve okyanuslarının ortalama sıcaklıklarında belirlenen artışa verilen isimdir. 50 yıldır saptanabilir duruma gelmiÅŸ ve önem kazanmıştır. Dünya’nın atmosfere yakın yüzeyinin ortalama sıcaklığı 20. yüzyılda 0.6 (± 0.2) °C artmıştır. İklim deÄŸiÅŸimi üzerindeki yaygın bilimsel görüş, “son 50 yılda sıcaklık artışının insan hayatı üzerinde fark edilebilir etkiler oluÅŸturduÄŸu” yönündedir. Küresel ısınmaya, atmosferde artan sera gazlarının neden olduÄŸu düşünülmektedir. Karbondioksit, su buharı, metan gibi bazı gazların, güneÅŸten gelen radyasyonun bir yandan dış uzaya yansımasını önleyerek ve diÄŸer yandan da bu radyasyondaki ısıyı soÄŸutarak yerkürenin fazlaca ısınmasına yol açtığı ileri sürülmektedir.
Bunun yanısıra 1960′ı yıllarda baÅŸlayan “Gamma Işıması Patlamaları” küresel ısınmaya neden oluyor olabilir. Bu patlama ışımaları çok yüksek enerji ve radyasyon yayarak sadece dünyamızı deÄŸil, güneÅŸ’i, güneÅŸ sistemimizi ve yakın uzayımızı etkilemektedir. Fosil yakıt kaynaklı teoriye göre bu teori daha fazla soruya cevap verebilir niteliktedir. Fosil yakıt kaynaklı teori sadece dünya’da ki ısınmayı açıklamaya yöneliktir ve güneÅŸ sisteminde ki ısınmayı açıklayabilmek noktasında yetersiz kalmaktadır. Oysa ki “gamma ışıması patlamaları”nı temel alan teori daha geniÅŸ zamanda soruları cevaplayabilmektedir. Gamma ışıması patlamalarının etkisiyle daha da ısınmakta olan dünya iç çekirdeÄŸi de atmosfere salınmakta olan “iç çekirdek kaynaklı gazları”n çıkışını arttırmaktadır.
Su buharı, diğer sera gazlarından farklı olarak güneşten gelen radyasyonun şiddetine ve gezegenin ortalama ısısına göre sabit olan bağlı bir değişkendir. Dolayısıyla küresel ısınma konusunda pasif etkiye sahiptir. Ancak diğer sera gazları, yer yer bağımsız değişken olarak küresel ısınma üzerinde aktif bir etki yaratabilirler. Örneğin karbondioksit, yoğun volkanik etkinlik sonucu ya da insanlar tarafından fosil yakıtların yakılmasıyla yoğun olarak atmosfere salınabilir. Bu durum, gezegenin ortalama ısısından bağımsız olarak ortaya çıkabilen ve ortalama ısının artması sonucunu doğuran bir etken olarak işlev görür.
Dünya Sıcaklığı Değişiyor
Küresel ısınmanın etkisi, hava sıcaklıklarının dünyanın her yerinde artması biçiminde olmayacak. Sıcaklığın artış oranı, orta enlemlerde ve ekvatorda, kutuplardakinden daha farklı olacak. Örneğin ekvatorda, bu artışın, dünya ortalamasının çok altında olacağı tahmin ediliyor. Aslında bu ısınma, dünya iklim sisteminde köklü değişimlere ve aşırılıklara yol açacak. Öyle ki, dünyanın bazı bölgelerinde kasırgalar, seller ve taşkınlar gibi hava olaylarının şiddeti ve sıklığı artarken, bazı bölgelerde de uzun süreli, şiddetli kuraklıklar ve çölleşme olayları etkili olabilecek. Bunun yanında, sıcaklık artışının kışları, yazlara göre birkaç derece fazla olması bekleniyor. Benzer bir durum, geceyle gündüz arasında da görülecek. Gece sıcaklarındaki artış, gündüz sıcaklıklarındaki artıştan fazla olacak. Bu durumda karalar, geceleri eskisi kadar soğumaya fırsat bulamayacak. Yazla kış, geceyle gündüz arasındaki sıcaklık farkının azalması, bütün dünyadaki rüzgâr çeşitlerini etkileyecek; fırtınaların yoğunluğu, gücü ve rotaları değişecek.
Yağış dönemleri, miktar ve türlerinin değişmesiyle artan sıcaklık, daha çok buharlaşmaya ve buna bağlı olarak da daha çok bulut oluşmasına yol açacak. Kısaca söylemek gerekirse, dünyanın iklimi daha sıcak, daha nemli ve bol yağışlı olacak.
Yeni Yağış Düzeni
Küresel ısınmanın önemli etkilerinden olan iklim kuÅŸaklarının kayması sonucu, yaÄŸmur kuÅŸağı kuzeye doÄŸru geniÅŸleyecek. Ancak bu geniÅŸleme sonunda yağışlar her bölgede artmayıp, belli bölgelerde yoÄŸunlaÅŸacak. Güney Avrupa’daki yaz yaÄŸmurları azalırken, Amerika, Avrupa ve Asya’nın 55 Kuzey enleminin yukarılarında kar yağışı artacak. Daha güneyde kar yağışı azalırken, yaÄŸmurlarda bir artış olacak; karın toprakta kalma süresi azalacak. Åžiddetli yaÄŸmurlar daha sık yaÄŸacak ve daha çok su bırakacak.
Sağanak yağışların artışı, yüzey nemliliğini ve bitki örtüsünü etkileyecek. Bunun sonucunda suyun toprakta süzülmesi azalacak, seller artacak. Yeni yağış düzeni, ekilebilecek alanların kuzeye doğru genişlemesine yol açacak. Dağlardaki buzullar ve kar örtüsünün azalmasından dolayı, hidrolojik sistemler ve toprak yapısı çok etkilenecek.
İnsanlarda Tehlikede
Küresel ısınma, kalp, solunum yolu, bulaşıcı, alerjik ve diğer bazı hastalıklara sebep olacak. Sürekli sıcak hava, seller, fırtınalar gibi hava olayları, psikolojik rahatsızlıklar, hastalıklara ve ölümlere yol açacak. Yeni alanlara yayılan böcekler ve diğer hastalık taşıyıcılar, bulaşıcı hastalıkların çoğalmasına neden olacak. Hava sıcaklığının artması ve su kaynaklarındaki azalma, kolera tipi hastalıkları yaygınlaştıracak. Üretimdeki bölgesel azalmalar sonucu, açlık ve kötü beslenmede artışlar görülecek. Böcek yumurtalarının ölmesini sağlayan gece ve kış soğuklarının hafiflemesi, önemli bir sorun olacak. Kimi bölgelerde şiddetli kuraklık dönemlerinin ardından gelecek aşırı yağışlar, virüs mutasyonlarının artmasına, buna bağlı olarak da sıtma gibi hastalıkların yayılmasına neden olacak. Öte yandan tarım bitkilerinde görülen hastalıklarda da sıcaklıkla birlikte artış gözlenecek.
Buzulların erimesi ve sıcaklık artışı, okyanuslardaki suları genleştirip, denizlerin seviyesini yükseltecek. Deniz seviyesinin yükselmesi, kıyılardaki toprak kaybının yanı sıra, kıyılara yakın temiz su kaynaklarının denizle birleşmesine neden olacak. Artan buharlaşma yüzünden göl ve ırmaklarda meydana gelecek su kaybı, 21. yüzyılın en önemli meselelerinden biri olacak. Tatlı su kaynaklarının kalitesinde, tuzlu su karışımı nedeniyle azalma olacak.
Tarım, turizm ve diğer ekonomik aktiviteler bu durumdan olumsuz etkilenecek; gelişmekte olan birçok ülkede yerli halkın beslenme ve yakıt kaynakları yok olacak. Yüksek deniz seviyesi, yüksek gel-git, kuvvetli dalga ve tsunami gibi riskli doğa olaylarına sebep olacak. Deniz seviyesindeki yükselmesiyle düz alanlar seller altında kalarak, kıyılardaki üretim alanları zarar görecek. Bunun sonucu milyonlarca insan kıyı alanları ve küçük adalardan göç edecek. Kurak bölgelerdeki çiftçiler daha çok sulama yapıp, daha fazla tarım ilâcı kullanacaklarından, bu bölgelerde tarımsal etkinliklerin maliyeti artacak. Gelişmekte olan ülkelerin kurak ve yarı kurak alanları, bazı kıyı alanları, deltalar ve küçük ada gibi bölgeleri tehlike altında kalacak. Kırsal alanlarda doğal kaynakların verimliliğindeki gerileme sonucu, kırsal alandan kente göç hızlanacak.


