Yine… Deprem

Deprem, yerkabuğu içindeki kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yeryüzeyini sarsma olayıdır. Magma üzerinde yüzen levhalar konveksiyonel akım sayesinde sürekli hareket halindedir. Kıtaların hareketi ile plato sınırlarında kaynama ve ayrılmadaki sürtünmeden oluşan kinetikenerjinin aniden büyük bir güçle boşalabilir. Yer katmanlarında oluşan şok dalgalarının sebep olduğu doğa olayına deprem denir.

Depremin nasıl oluÅŸtuÄŸunu, deprem dalgalarının yeryuvarı içinde ne ÅŸekilde yayıldıklarını, ölçü aletleri ve yöntemlerini, kayıtların deÄŸerlendirilmesini ve deprem ile ilgili diÄŸer konuları inceleyen bilim dalına “Sismoloji” denir.

Sismik şok dalgaları, yer kabuğunda dikey veya yatay olarak hareket edebilirler. Deprem bölgesinin jeolojik yapısı sonucu killi veya kumlu arazilerde yer altı su kaynakları aniden yeryüzüne çıkabilir. Arazide seviye kaybı veya tersi oluşabilir. Deprem, insanın hareketsiz kabul ettiği ve güvenle ayağını bastığı toprağın da oynadıgı ve üzerinde bulunan tüm yapıların da hasar görüp, can kaybına uğrayacak şekilde yıkılabileceklerini gösteren bir doğa olayıdır. İstanbul Kandilli Rasathanesi Türkiye depremlerini araştıma ve bilgi merkezidir.

Depremin Şiddeti (Büyüklüğünün Ölçülmesi)
Sismograf depremi çıplak gözle ve doğrudan gözlemleyemediklerinden bazı sayısal verileri veya çeşitli ölçümleri esas alarak depremleri analiz ederler. Bu yüzden temel olarak birbirinden farklı ama eşit derecede önemli iki ölçüm sistemiyle depremleri analiz ederler: Büyüklük ve şiddet. Bir depremin sahip olduğu enerji, büyüklük sistemiyle, herhangi bir noktadaki sarsıntı yoğunluğu ise şiddet sistemiyle ölçülür. Deprem büyüklüğünü gösteren tabelaya Richter ölçeği denir. Depremin süresi ve şok dalgalarının kuvvetine göre sınıflandırılır. Richter ölçeğinin skalası 1 den 9,5 a kadardır.Mercalli ölçeği ise şiddeti gösterir.

Deprem Türleri
Depremler oluÅŸ nedenlerine göre degiÅŸik türlerde olabilir. Dünyada olan depremlerin büyük bir bölümü yukarıda anlatılan biçimde oluÅŸmakla birlikte az miktarda da olsa baska doÄŸal nedenlerle de olan deprem türleri bulunmaktadır. Yukarıda anlatılan levhaların hareketi sonucu olan depremler genellikle “Tektonik” depremler olarak nitelenir ve bu depremler çoÄŸunlukla levhalar sınırlarında olusurlar.Yeryüzünde olan depremlerin %90′ı bu gruba girer. Türkiye’de olan depremler de büyük çoÄŸunlukla tektonik depremlerdir.
İkinci tip depremler “Volkanik” depremlerdir. Bunlar volkanların püskürmesi sonucu oluÅŸurlar.Yerin derinliklerinde ergimiÅŸ maddenin yeryüzüne çıkışı sırasındaki fiziksel ve kimyasal olaylar sonucunda oluÅŸan gazların yapmış oldukları patlamalarla bu tür depremlerin maydana geldiÄŸi bilinmektedir. Bunlar da yanardaÄŸlarla ilgili olduklarından yereldirler ve önemli zarara neden olmazlar. Japonya ve İtalya’da olusan depremlerin bir kısmı bu gruba girmektedir. Türkiye’de aktif yanardaÄŸ olmadığı için bu tip depremler olmamaktadır.
Bir baÅŸka tip depremler de “Çöküntü” depremlerdir. Bunlar yer altındaki boÅŸlukların (maÄŸara), kömür ocaklarında galerilerin, tuz ve jipsli arazilerde erime sonucu oluÅŸan boÅŸlukları tavan blokunun çökmesi ile oluÅŸurlar. Hissedilme alanları yerel olup enerjileri azdır fazla zarar getirmezler. Büyük heyelanlar ve gökten düşen meteorların da küçük sarsıntılara neden olduÄŸu bilinmektedir. Odağı deniz dibinde olan Derin Deniz Depremlerinden sonra, denizlerde kıyılara kadar oluÅŸan ve bazen kıyılarda büyük hasarlara neden olan dalgalar oluÅŸur ki bunlara (Tsunami) denir. Deniz depremlerinin çok görüldüğü Japonya’da Tsunami’den 1896 yılında 30.000 kiÅŸi ölmüstür.

Deprem Parametreleri
Herhangibir deprem oluÅŸtuÄŸunda, bu depremim tariflenmesi ve anlaşılabilmesi için “Deprem Parametreleri” olarak tanımlanan bazı kavramlardan söz edilmektedir. AÅŸağıda kısaca bu parametrelerin açıklaması yapılacaktır.
Odak Noktası (Hiposantr)
Odak noktası yerin içinde depremin enerjisinin ortaya çıktığı noktadır. Bu noktaya odak noktası veya iç merkez de denir. Gerçekte, enerjinin ortaya çıktığı bir nokta olmayıp bir alandır, fakat pratik uygulamalarda nokta olarak kabul edilmektedir.
Dış Merkez (Episantr)
Odak noktasına en yakın olan yer üzerindeki noktadır. Burası aynı zamanda depremin en çok hasar yaptığı veya en kuvvetli larak hissedildiÄŸi noktadır. Aslında bu, bir noktadan çok bir alandır. Depremin dış merkez alanı depremin ÅŸiddetine baÄŸlı olarak çeÅŸitli büyüklüklerde olabilir. Bazen büyük bir depremin odak noktasının boyutları yüzlerce kilometreyle de belirlenebilir. Bu nedenle “Episantr Bölgesi” ya da “Episantr Alanı” olarak tanımlama yapılması gerçeÄŸe daha yakın bir tanımlama olacaktır.
Odak DerinliÄŸi
Depremde enerjinin açığa çıktığı noktanınyeryüzünden en kısa uzaklığı, depremin odak derinliÄŸi olarak adlandırılır. Depremler odak derinliklerine göre sınıflandırılabilir. Bu sınıflandırma tektonik depremler için geçerlidir. Yerin 0-60 km. derinliÄŸinde olan depremler sığ deprem olarak nitelenir. Yerin 70-300 km. derinliklerinde olan depremler orta derinlikte olan depremlerdir. Derin depremler ise yerin 300 km. den fazla derinliÄŸinde olan depremlerdir. Türkiye’de olan depremler genellikle sığ depremlerdir ve derinlikleri 0-60 km. arasındadır. Orta ve derin depremler daha çok bir levhanın bir diÄŸer levhanın altına girdiÄŸi bölgelerde olur. Derin depremler çok genis alanlarda hissedilir, buna karşılık yaptıkları hasar azdır. Sığ depremler ise dar bir alanda hissedilirken bu alan içinde çok büyük hasar yapabilirler.
Eşşiddet (İzoseit) Eğrileri
Aynı şiddetle sarsılan noktaları birbirine bağlayan noktalara denir. Bunun tamamlanmasıyla eşşıddet haritası ortaya çıkar. Genelde kabul edilmiş duruma göre, eğrilerin oluşturduğu yani iki eğri arasında kalan alan, depremlerden etkilenme yönüyle, şiddet bakımından sınırlandırılmış olur. Bu nedenle depremin şiddeti eşşiddet eğrileri üzerine değil, alan içerisine yazılır.
Åžiddet
Herhangibir derinlikte olan depremin, yeryüzünde hissedildiği bir noktadaki etkisinin ölçüsü olarak tanımlanmaktadır. Diğer bir deyişle depremin şiddeti, onun yapılar, doğa ve insanlar üzerindeki etkilerinin bir ölçüsüdür. Bu etki, depremin büyüklüğü, odak derinliği, uzaklığı yapıların depreme karşı gösterdiği dayanıklılık dahi değişik olabilmektedir.
Åžiddet depremin kaynağındaki büyüklüğü hakkında doÄŸru bilgi vermemekle beraber, deprem dolayısıyla oluÅŸan hasarı yukarıda belirtilen etkenlere baÄŸlı olarak yansıtır. Depremin ÅŸiddeti, depremlerin gözlenen etkileri sonucunda ve uzun yılların vermiÅŸ olduÄŸu deneyimlere dayanılarak hazırlanmış olan “Åžiddet Cetvelleri”ne göre deÄŸerlendirilmektedir. DiÄŸer bir deyiÅŸle “Deprem Åžiddet Cetvelleri” depremin etkisinde kalan canlı ve cansız herÅŸeyin depreme gösterdiÄŸi tepkiyi deÄŸerlendirmektedir. Önceden hazırlanmış olan bu cetveller, her ÅŸiddet derecesindeki depremlerin insanlar, yapılar ve arazi üzerinde meydana getireceÄŸi etkileri belirlemektedir.
Bir deprem oluÅŸtuÄŸunda, bu depremin herhangibir noktadaki ÅŸiddetini belirlemek için, o bölgede meydana gelen etkiler gözlenir. Bu izlenimler Åžiddet Cetveli’nde hangi ÅŸiddet derecesi tanımına uygunsa, depremin ÅŸiddeti, o ÅŸiddet derecesi olarak deÄŸerlendirilir. ÖrneÄŸin; depremin neden olduÄŸu etkiler, ÅŸiddet cetvelinde VIII ÅŸiddet olarak tanımlanan bulguları içeriyorsa, o deprem VIII ÅŸiddetinde bir deprem olarak tariflenir. Deprem Åžiddet Cetvellerinde, ÅŸiddetler romen rakamıyla gösterilmektedir. Bugün kullanılan batlıca ÅŸiddet cetvelleri deÄŸiÅŸtirilmiÅŸ “Mercalli Cetveli (MM)” ve “Medvedev-Sponheur-Karnik (MSK)” ÅŸiddet cetvelidir. Her iki cetvelde de XII ÅŸiddet derecesini kapsamaktadır. Bu cetvellere göre,ÅŸiddeti V ve daha küçük olan depremler genellikle yapılarda hasar meydana getirmezler ve insanların depremi hissetme ÅŸekillerine göre deÄŸerlendirilirler.

Magnitüd
Deprem sırasında açığa çıkan enerjinin bir ölçüsü olarak tanımlanmaktadır. Enerjinin doÄŸrudan doÄŸruya ölçülmesi olanağı olmadığından, Amerika BirleÅŸik Devletleri’nden Prof. C. Richter tarafından 1930 yıllarında bulunan bir yöntemle depremlerin aletsel bir ölçüsü olan “Magnitüd” tanımlanmıştır. Prof . Richter, episantrdan 100 km. uzaklıkta ve sert zemine yerlestirilmis özel bir sismografla (2800 büyütmeli, özel periyodu 0. 8 saniye ve %80 sönümü olan bir Wood-Anderson torsiyon Sismografı ile) kaydedilmiÅŸ zemin hareketinin mikron cinsinden (1 mikron 1/1000 mm) ölçülen maksimum genliÄŸinin 10 tabanına göre logaritmasını bir depremin “magnitüdü” olarak tanımlamıştır. Bugüne dek olan depremler istatistik olarak incelendiÄŸinde kaydedilen en büyük magnitüd deÄŸerinin 8. 9 olduÄŸu görülmektedir(31 Ocak 1906 Colombiya-Ekvator ve 2 Mart 1933 Sanriku-Japonya depremleri).
Magnitüd, aletsel ve gözlemsel magnitüd değerleri olmak üzere iki gruba ayrılabilmektedir. Aletsel magnitüd, yukarıda da belitildiği üzere, standart bir sismografla kaydedilen deprem hareketinin maksimum genlik ve periyod değeri ve alet kalibrasyon fonksiyonlarının kullanılması ile yapılan hesaplamalar sonucunda elde edilmektedir. Aletsel magnitüd değeri, gerek hacim dalgaları ve gerekse yüzey dalgalarından hesaplanılmaktadır. Genel olarak, hacim dalgalarından hesaplanan magnitüdler (m), ile yüzey dalgalarından hesaplanan mağnitüdler de (M) ile gösterilmektedir. Her iki magnitüd değerini birbirine dönüştürecek bazı bağıntılar mevcuttur.
Gözlemsel magnitüd değeri ise, gözlemsel inceleme sonucu elde edilen episantr şiddetinden hesaplanmaktadır. Ancak, bu tür hesaplamalarda, magnitüd-şiddet bağıntısının incelenilen bölgeden bölgeye değiştiği de gözönünde tutulmalıdır. Gözlemevleri tarafından bildirilen bu depremin magnitüdü depremin enerjisi hakkında fikir vermez. Çünkü deprem sığ veya derin odaklı olabilir. Magnitüdü aynı olan iki depremden sığ olanı daha çok hasar yaparken, derin olanı daha az hasar yapacağından arada bir fark olacaktır.
Yine de Richter ölçeği (magnitüd) depremlerin özelliklerini saptamada çok önemli bir unsur olmaktadır. Depremlerin şiddet ve magnitüdleri arasında birtakım ampirik bağıntılar çıkarılmıştır. Bu bağıntılardan şiddet ve magnitüd değerleri arasındaki dönüşümleri aşağıdaki gibi verilebilir.

Dünya’da Meydana Gelen Önemli Depremler
- İstanbul - Küçük Kıyamet, 1509 Büyük İstanbul Depremi
- Lizbon Depremi (1755)
- İstanbul - 1766 Büyük İstanbul Depremi
- San Francisco Depremi (1906) - Büyüklüğü 7,7-8,3 arasında. Deprem ve sonrasında çıkan yangın büyük hasara sebep olmuştur.
- Karabük Depremi (1912) - 7,2 şiddetindeki depremde 2,514 kişi ölmüştür.
- Erzincan Depremi (1938) - 8,7 büyüklüğündeki depremde 40.000′e yakın insan ölmüştür.
- Erzincan Depremi (1939) - 7,9 büyüklüğünde ki depremde 32.962 kişi hayatını kaybetmiştir.
- Bolu Depremi (1944) - 7,2 büyüklüğündeki depremde 3,959 kişi ölmüştür.
- Büyük Meksika Depremi (1985). 8,1 büyüklüğünde.
- Ermenistan Depremi (1988)
- Erzincan Depremi (13 Mart 1992) 6,9 büyüklüğündeki depremde 3.500′e yakın insan ölmüştür.
- İzmit Depremi (17 AÄŸustos 1999) Mw 7.4 büyüklüğündeki depremde 25.000′e yakın insan ölmüştür.
- Düzce Depremi (12 Kasım 1999) Mw 7.2 büyüklüğündeki depremde yaklaşık 2.000 kişi hayatını kaybetmiştir.
- Bakü Depremi (2000)
- KeÅŸmir Depremi (2005) 80.000′e yakın insanın ölümüne sebep oldu.
- Cava Depremi (2006) 9.7 büyüklüğünde meydana gelmiştir. Yaklaşık 70.000 kişi ölmüştür.










17 Ağustos 1999 gecesi herşey 45 saniyeye sığdı.
Zamanın durduğu, saatlerin akrep ve yelkovanlarının donduğu 45 saniye geride kaldığında, gecenin karanlığı yüzyılın felaketinin silüetlerini taşıyordu. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte yaşanan acının ve depremin yıkıcı gücünün akılalmaz boyutları ortaya çıktı. Deprem bölgesine ilk koşanlar, yaşananlara tanıklık edenler ise gazeteciler oldu. Objektifler, kameralar enkazları taradı, anaların, çocukların gözyaşlarını tüm dünyaya aktardı, yardımların dağıtımında yaşanan aksaklıkları ortaya çıkardı.
Kimi kez fotoğraf çekerken ağlasalar, objektiflerinin netini yapmaya çalışırken hıçkırıklara boğulsalar da gazeteciler üzerlerine düşen görevi yerine getirmek için haftalarca deprem bölgelerinden ayrılmadılar. O günlerin fotoğraf karelerine sığmayan acıları bundan sonrası için birer ibret belgesi olarak önümüzde duruyor. Depremde yitirdiğimiz canların, sönen ocakların sadece alın yazısı olmadığını biliyoruz. İlgisizliğin, başıboşluğun faturasını o 45 saniyenin sonunda Türk halkının ödediğini unutmayacağız. Ve unutturmayacağız…
Kayseri ve Bolu’da Orta Åžiddette Deprem
Düzce depreminin 9. yıldönümü olan dün, Kayseri ve Bolu’da orta ÅŸiddette iki deprem meydana geldi. Kayseri’nin Kocasinan ilçesi GüneÅŸli beldesinde meydana gelen 4.9 büyüklüğündeki depremde 20 ev ve 2 caminin minaresi zarar gördü. Depremde can kaybının olmadığı belirtildi. Beldede evleri hasar gören 10 aile, geceyi geçirmeleri için okul binasına yerleÅŸtirildi. Kale ve Cumhuriyet mahallelerinde telefon ve elektrik hatlarının kesildiÄŸi, yetkililerin hatları onarmak için çalışmalara baÅŸladığı belirtildi. Bolu’nun YeniçaÄŸa ilçesinde ise dün saat 13.57 sıralarında 4.0 büyüklüğünde deprem meydana geldi. İlçede saat 16.25 sıralarında büyüklüğü 3.7 olan bir deprem daha kaydedildi.
17 Ağustos ve 12 Kasım Depremlerinde Yaşamlarını Yitirenleri Saygıyla Anıyoruz…

[Kaynak: deprem.gov.tr]


