Sezen Aksu - Yürüyorum Düş Bahçelerinde
Biyografi
Sezen Aksu Denizli Sarayköy’de dünyaya geldi; İzmir Kız Lisesi ve babasının arzusu ile girdiği Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi de dahil olmak üzere eğitim sürecini İzmir’de sürdürdü. Rüştü Şardağ’dan aldığı sanat müziği eğitiminin yanı sıra resim ve oyunculuk gibi alanlarda da kurslara katıldı.
Profesyonel yaşama ilk 45’liğini çıkardığı 1975 yılında adım attı. Yorumcu kimliğinin yanı sıra 400’den fazla beste ve sözün de sahibi oldu. 8 adet 45’lik, 3 adet single ve 27 albüme imza atan sanatçı 15’e yakın albümde de konuk sanatçı olarak yer aldı. Öte yandan 40’a yakın derleme albümde eserlerine yer verildi. Şarkıları 100’ü aşkın farklı yorumcu tarafından seslendirilirken, kendisini heyecanlandıran genç yeteneklerin yapımcılığını üstlendi. Aşktan günlük yaşama kadar insan doğasını konu alan herşey, özellikle de umut eserlerine konu oldu. 2006 yılında şarkı sözleri “Eksik Şiir” adlı kitapta toplandı.
Türkiye de dahil olmak üzere 20’den fazla ülkede 1500’ün üzerinde konser veren sanatçı, yerli ve yabancı birçok sanatçı ile müzikal çalışmalarda bulundu. Birlikte çalıştığı tüm müzisyenlerin birikimlerinden yararlandı ancak Onno Tunç ve Atilla Özdemiroğlu kariyerinde önemli yer tuttu.
2002 yılında “Türkiye Şarkıları” adını taşıyan Aspendos, Efes ve Brüksel konser dizisinde, Türkiye’de konuşulan farklı dillerde eserler seslendiren etnik gruplarla aynı sahneyi paylaştı. Boşnak Goran Bregoviç, Yunan Haris Alexiou ve Hollanda Metropol Senfoni Orkestrası ile ortak konserler verdi. Öte yandan eserleri İtalyan tenor Alessandro Safina ve Avustralya’lı şarkıcı Holly Valance gibi popüler sanatçılarca seslendirildi.
Oyunculuk alanında da çeşitli çalışmaları bulunan Sezen Aksu, “Serçe” albümünün yayınlandığı 1978 yılında ilk sinema denemesini gerçekleştirdi. Atıf Yılmaz’ın yönettiği “Minik Serçe” adlı filmde Bulut Aras’la başrolü paylaştı. 1981’de Adile Naşit, Şener Şen ve Altan Erbulak ile “Sezen Aksu Aile Gazinosu”; 1986 yılında “Bin Yıl Önce Bin Yıl Sonra” müzikallerinde rol aldı.
Oyunculuk denemelerini, aralarda skeçlere de yer verilen “Saz mı, Caz mı”, “Sezen Aksu Söylüyor” konserleri ve “Sezen Aksu Show” televizyon programı ile sürdürdü. 1990′da, yönetmenliğini Yavuz Özkan’ın yaptığı “Büyük Yalnızlık” filminde Ferhan Şensoy ile birlikte başrolü üstlendi. İstanbul gece eğlencesi anlayışına farklılık getiren Oba Bar’da ve Uğur Yücel ile Bostancı Gösteri Merkezi’nde kabare türünde sahne gösterileri sergiledi.
Diskografi
Sezen Aksu 1975 yılında Sezen Seley adıyla ilk 45’liği “Haydi Şansım / Gel Bana” yı çıkardı. Ancak bu 45’lik çok satmadı. Seley adı zaten kendi tercihi değildi, ikinci plağında soyadını değiştirdi ve bu defa kendi bestelerini seslendirdi.
“Yaşanmamış Yıllar / Kusura Bakma” adındaki bu 45′lik, diğerine göre daha çok ses getirdi ancak Sezen Aksu, asıl patlamayı 1976′da çıkan üçüncü plağıyla yaptı. ŞAT Yapım tarafından hazırlanan ve HOP tarafından yayınlanan “Olmaz Olsun / Seni Gidi Vurdumduymaz”, listelerde hızla 1 numaraya çıktı ve uzun süre orada kaldı. Aynı yıl Bebek Belediye Gazinosu’nda sahneye çıkan Aksu, ŞAT Müzik Kervanı ile bütün Türkiye’yi dolaşarak konserler verdi. 1977′de çıkan “Allahaısmarladık / Kaç Yıl Geçti Aradan” Aksu’nun ününü perçinledi.”Allahaısmarladık” adlı ilk Sezen Aksu albümü de bu yıl yayınlandı. Sanatçı bundan sonra sırasıyla “Gölge Etme / Aşk” (1978) ve “Kaybolan Yıllar / Neye Yarar” 45′liklerini çıkardı. “Kaybolan Yıllar / Neye Yarar” sadece Sezen Aksu’nun değil, Türk popunun en çok satan plaklarından biri oldu. Aynı yıl piyasaya çıkan ikinci albüm “Serçe“ hem Türkiye’de çıkan ilk ikili (double) albüm olması nedeniyle hem de Sezen Aksu’nun eski sevdası alaturkaya yer vermiş olması sebebiyle önemliydi.
“İlk Gün Gibi / Yalancı” ve “Allahaşkına / Sensiz İçime Sinmiyor ” (1979) 45’likleri,”Sevgilerimle“(1980) “Ağlamak Güzeldir” (1981) albümleri ile devam etti. Attila Özdemiroğlu ile pop müzikte yeni bir dönem başlatacak olan “Firuze” albümünü çıkardığı 1982 yılında pek çok kurum tarafından “Yılın Kadın Şarkıcısı” seçildi ve bu durum, uzun yıllar böyle devam etti. 1983′te, Ali Kocatepe ve Coşkun Demir’le birlikte seslendirdikleri “Heyamola” adlı 45′liği çok sattı ve “Yılın Plağı” ödülünü aldı.
1984′te Onno Tunç desteğiyle çıkan “Sen Ağlama” , o güne dek en çok satış yapan albümlerden biri oldu. Sonrasında yayınlanan “Git” (1986), “Sezen Aksu 88″ (1988) ve “Sezen Aksu Söylüyor” (1989), aynı başarıyı sürdüren albümlerdi. Sezen Aksu 1990′ların başında prodüktör kimliğiyle anılmaya başladı ve Aşkın Nur Yengi, Sertab Erener, Levent Yüksel gibi isimleri Türk pop müziğine kazandırdı. Sonraki yıllarda Göksel ve Işın Karaca da Sezen Aksu desteğiyle müzik dünyasına adım attı. 1991′de müzik yönetmenliğini Onno Tunç’un yaptığı “Gülümse” 2 milyonu aşan bir tiraj elde etti. Albümün “hit” şarkısı ”Hadi Bakalım” Avrupa’da da single olarak piyasaya sürüldü ve başarı kazandı.
“Deli Kızın Türküsü” (1993) ve “Işık Doğudan Yükselir” (1995) farklı albümlerdi ve geniş kesimlerce çok beğenildi ama bir o kadar da eleştirildi.
1996′da, başkalarına verdiği besteleri seslendirdiği bir ara albüm olan “Düş Bahçeleri“ni piyasaya sürdü. 1997 yılının Aralık ayında piyasaya çıkan “Düğün ve Cenaze” , Sezen Aksu’nun Goran Bregoviç’le yaptığı albümdü ve özellikle ülke dışında ses getirdi.
1998′de, bu albümde yer alan “Erkekler” farklı düzenlemelerle single olarak piyasaya sürüldü. Aynı yılın aralık ayında, “Adı Bende Saklı” albümü yayınlandı. 1999′un son günlerinde yayınlanan ”Sarı Odalar” adlı single, 2000 yazında yayınlanacak “Deliveren” in müjdecisiydi. İçeriği kadar şık kapak tasarımıyla da dikkat çeken albüm, 1 milyonluk bir satışa ulaştı.
2002′ye kadar Türkiye’nin her yerinde konserler veren Sezen Aksu, aynı yıl “Şarkı Söylemek Lazım” adlı albümünü piyasaya çıkarttı. Yine aynı yıl içinde, Diyarbakır ve İstanbul’da verdiği “Türkiye Şarkıları” isimli konserler büyük ilgi gördü. 2003 yılında “Unplugged” konserler veren Aksu, “Yaz Bitmeden” adlı albümünü aynı yıl çıkarttı.
2005 yılında Türkiye genelinde verdiği 22 konser kapsamında kız çocuklarının eğitimi için başlatılan “Kardelen” Kampanyası’nı aynı adı verdiği albüm ve konserleriyle gündeme taşıdı. Sezen Aksu’nun yine 2005 tarihinde yayınlanan son albümü ise “Bahane” ve sonrasında “Bahane Remixes” oldu.
2005 ve 2006 yıllarında ise Sezen Aksu’nun müzik hayatına başladığı tarihten günümüze dek çıkardığı fakat piyasada kolaylıkla bulunamayan albümleri ‘Kaybolmayan Yıllar Arşiv Serisi’ adıyla yeniden piyasa sürüldü.
Allahaısmarladık (1977) / Serçe (1978) / Git (1986) / Sezen Aksu’88 (1988) / Sezen Aksu Söylüyor (1989) / Gülümse (1991) / Deli Kızın Türküsü (1993) / Işık Doğudan Yükselir (1995) / Deliveren (2000) isimli ve tarihli bu albümlerin bir bölümü çıkarıldıkları dönemde CD ortamında değildiler.
1990’lı yıllara dek olan albümler, o dönemin müzikal medyaları olan LP ya da kaset formatında satışa sunulmuşlardı. Yenilenen albümler korunan orijinal kayıtları, yeniden tasarlanan kartonetleri ve içindeki bilgi kitapçığıyla arşiv meraklılarını oldukça sevindirdi. Arşiv meraklılarını sevindirecek bir başka gelişme de “Bahane” ve “Bahane Remixes” albümlerinin 2006 yılının sonbaharında ikili (double) plaklar olarak piyasaya sürülmesi oldu.
Murat Meriç
Son Olarak ;
Sezen Aksu’nun başka sanatçılarca yorumlanan eserlerini yeni düzenlemeleriyle yeniden seslendirdiği eserlerden oluşan “Yürüyorum Düş Bahçeleri’nde…” müzikseverlerin beğenisine sunuluyor. Akustik ve elektronik altyapılarda olmak üzere 2 CD’den oluşan albümde 3′ü yeni olmak üzere toplam 29 şarkı yer alıyor.
Çağdaş Sanat performanscılarından Cevdet Erek’in “Katkısız” başlıklı çalışmasının albümün içinde DVD olarak yer alması da albümdeki hoş bir sürpriz olarak dikkat çekiyor. Albümün kapak tasarımında ise, daha önce Aksu’nun “Eksik Şiir” isimli kitabının kapağını da tasarlayan Emrah Yücel’in imzası yer alıyor.
Sezen Aksu’nun başka sanatçılarca yorumlanan eserlerini yeni düzenlemeleriyle yeniden seslendirdiği eserlerden oluşan “Yürüyorum Düş Bahçeleri’nde…” isimli son albümü 16 Haziran 2009′dan itibaren dinleyicilerin beğenisine sunuluyor. 1996 yılında benzer bir konsept ile yayınlanan “Düş Bahçeleri” albümünün devamı niteliğindeki albüm akustik ve elektronik altyapılardaki 2 CD’den oluşuyor. Albümdeki Aykut Gürel, Aytuğ Yargıç, Fahir Atakoğlu, Kıvanch K, Mithat Can Özer, Mustafa Ceceli gibi müzisyenlerin düzenlemeleri, daha önce dinleyici ile buluşmuş eserlerin taze bir sound ile müzik severlere sunulmasını sağlıyor.
“Kaçak“, “Kurşuni Renkler“, “Elveda“, “Sorma“, “Unutamam” ve “Lale Devri” gibi bilinen ve sevilen eserler Sezen Aksu’nun sesinden akustik versiyonlarıyla yer alırken, “Kibir“, “Çakkıdı“, “Yok ki” ve “Büklüm Büklüm” gibi eserler yepyeni elektronik altyapılarıyla dinleyicilerin beğenisine sunuluyor.
Albümde, daha önce yayınlanmamış “Itirafçı Olma“, “Pardon” ve “Tören” isimli 3 eser de yer alıyor.
Sezen Aksu, hayatın içindeki farklı anların video görüntülerinden oluşan bu çalışmaya albümünde yer vermesinin nedenini, popüler sanatın büyük kitlelere daha kolay ulaşabilmesi nedeniyle, daha az bilinen sanat dallarının gün ışığına çıkmasına aracılık etmek olarak açıklıyor. Aksu ayrıca, “Günlük hayatın rutin telaşları içinde yuvarlanırken, farkına bile varmadan dikkatimizden kaçan anlara, seslere ve karelere odaklanmak çok kolay değil doğal olarak. Oysa, bütün bunları parantez içine alıp üzerine fazladan hiçbir söz söylemeden, büyük resimden küçük kareleri “olduğu gibi” çekip, çekiştirmeden bize sunan, bunu yaparken de mucizevi bir şekilde ama yine doğallıkla bizi bambaşka bahçelere götürebilen, bize hiç beklenmedik yeni pencereler açıveren gizli gözler var…” şeklinde yorumladığı ve heyecanlandığı bu türden çalışmaları, “bir ömür paylaştık” dediği dinleyicileri ile paylaşmak istediğini söylüyor.
Sezen Aksu’nun kaleminden Eksik Şiir’in önsözü…
Bu kitap yakınlarımın, çoklukla da şarkılarımdaki sözlerle daha fazla ilişki kuranların, uzun yıllardır süregelen ısrarları sonucu oluştu. İlle de olmalı mıdır sorusu çok kurcaladı beynimi açıkçası. Epey bir süre çekimser kaldım. Düz düşününce zaten vardılar, ortadaydılar, müziğini çekip aldığınızda şiire ne kadar yakın durursa dursun eksik kalan o sözler bir araya toplandığında bir bütünlük oluşturabilir miydi?
Yaptığı işlerden bir türlü tam manasıyla memnun kalamayan, bir sonrakinde eksiğini gediğini giderme telaşı ile arkasına bakmadan bir acele yürüyüp gitmek isteyen insanlar için bu hep böyledir. Eski defterleri karıştırmaktan haz etmezler. Hele benim gibi yazmakla da yetinemediği için deli gibi kalabalıkların önüne atılıp çığırmaktan kendini alamayanlar…
Örneğin gittiğiniz herhangi bir yerde birilerinin hemen albümünüzü çalmaya başlayarak gösterdiği incelik ve nezaket sizin için nasıl bir azaba dönüşebilir mümkün değil kestiremezsiniz. Hatta bazen bütün hata ve kusurlarınızın yüzünüze vurulduğu, sonsuza dek kendinizi dinlemeye mahkûm edilip cezalandırıldığınız fantezisine kadar akıl yoldan çıkabilir.
Kendi başıma geldiği için mecburen anladığım bu yarı gerçek, yarı hayal dünyasında seyredenlere has taşkın duygularla uçlarda savrulma hali, seyredene “gülü seven dikenine katlanır” dedirtir, seyredilenin ömrünü tüketir. Oysa şarkı, şiir, hikâye, roman her neyse yazma anı (plansız, programsız hakiki yazma anından söz ediyorum) yazanı da seyircisi yapan olağanüstü haldir. Yazarsınız ama sahibi olamazsınız. Çok içeride bir yerden ortak bir gizli bilgiyi hatırlamakta olduğunuzu hissedersiniz. Ama ürettiğiniz her ne ise tamamlandığında ‘ben” sizi yeniden ele geçirir. Bir dahaki yazma ânına kadar bu eşsiz kendiliğindenliği unutursunuz. Çünkü onu diğerleri ile paylaşma süreci başlamıştır. Zeka, akıl, süslemecilik, sunum, satış, gösteriş, özetle profesyonel alan devreye girer. Artık o ilk ânın saflığı içinde değilsinizdir. Sizi gitgide daha da huzursuz kılan bu çelişkidir - aklın o saflığın gücüne hiçbir zaman erişemeyeceğini içten içe bilmek…
İşte böyle ün nedir, ünlü olmak gerçekte neyi temsil eder, bir ünlü inisiyatifi dışında kendine yüklenen eksi, artı anlamlara ne mesafede durmalıdır, durabilir mi, bu karşılıklı bir delilik hali midir, olağan mıdır, anılar yazılmalı mıdır, yeni şarkılar üretirken “best of “lar yapılmalı mıdır, içinden müziği alınmış sözlerden kitap olur mu ve bu gibi daha bir dolu karmaşık his ve düşüncenin içinde maymun olduğum günlerden birinde, bir cümle beni netleştirdi. Yıldırım’la (Türker) sohbet ediyorduk; “Borcun var” dedi. Hafifleyiverdim. Seyreden de, seyredilen de kendi tarafından bakar doğal olarak, görecelidir ama gerçek tektir. Ve herkes gerçek olanı sezer, vicdanla sezer. Borcum var, fark ettim ki ben bir tek bundan eminmişim zaten kayıtsız şartsız.
Bu kitabın oluşması için direncimin kırılma noktası bu cümledir. Oluştu, sıra geldi önsöze. Aklıma birbirinden güzel, manalı, süslü binlerce cümle geldi. İnsanın aklına ilk öylesi geliyor bir türlü yakasını kurtaramadığı beğendirme derdi yüzünden. Denedim, vazgeçtim. Hiç kimsenin yutmadığını ve ilk yazma anını hatırladım, kalemimi o anın getirdiklerine bıraktım. İnşallah önsöze benzemiştir.
SEZEN
Kasım 2006, Kanlıca
www.sezenaksu.com.tr


















Haziran 15th, 2009 | 04:22 |
DÜŞ BAHÇELERİ
Yürüyorum düş bahçelerinde
Gördüm düşümden büyük bahçe yok
Yüreğimin kuşları konmuş
Telgrafın tellerine
Neşesi gurbet selamlarından çok
A benim dilsiz dillerim
A benim sessiz ellerim
Yakala saçından tut hayatı
Çevir yüzüne öp öp
Duruyorum vaktin seherinde
Değiştirdim takvimleri gece yok
Yüreğimin kuşları konmuş
Telgrafın tellerine
Neşesi gurbet selamlarından çok
Haziran 16th, 2009 | 01:30 |
Bekleyelim De Görelim
Bekleyelim de görelim bakalım
Önce kim kimi unutacak
Dilersen anıları yakalım
O zaman yerine anı yapılacak
Ama bana kalırsa yazık olur
Kaybetmek kolay, kazanmak zor
Yine de sen bilirsin, buyur seç
Teklif var, ısrar yok
Haydi yine arı gibi çalış gönlüm
Bitip başlamaya alış
Onun daha çok yolu var
Sen yine zamanla yarış
Birileri yolda kalır, birileri yol alır
Kanun bu
Her insan kaderiyle gelir dünyaya
Malum bu
Haziran 16th, 2009 | 01:36 |
Ceza - Gelsin Hayat Bildiği Gibi (Sezen Aksu)
Birer birer kayıp giderdi her bir sevilen, yenisi gelmez, eline geçmez hele ki değeri hiç bilinmeyen, yürekte varsa sevgiden de ötesi,
Sen ağlasan da boş, ışıkta yaksan nafile, odan karanlık hep loş, hayatın emri hep koş, bayağı bir bekledim boş,
yaşantım sanki bir savaş ve hoşta bazen, ateş kesildiğinde ve de sular durulduğunda, yoksa hep gülerdi insan, hep kalırdı masum, saygıda bir kusur ettiğinde minnetinde değeri yok, kafalarda hesaplar yapılır ve mesafeler konur, fakat bu kalp unutmaz, unutamaz ki zaten, her kalp yıkılır ancak yenisi bulunamaz bir mesken, her anım birini özler, rüyada yolunu gözlediğim, düşünceler ve benliğimle canlanır tüm hatıralarım, bitince yalnızım, gözümü açtığımda kalmışım yanımda ailem ve birde arkadaşlarım….
Şimdi boşuna bakma saate zaman geç oldu, dün annem elimi tutarken bugün 29′da doldu, vakit can almaz ancak can yakar,
Fakat bir bekle bak, nakavt olursan çok sakat, mücadeleyle geçen hayatta son round, kazanmak herkes ister,
Ne istediğini bilmektir önemlisi var mı listen, hayallerin, hırsın, cesaretin, sabır selametimse intikam felaketimdir,
Ne mektebimde vardı huzurum, ne vardı evde, çıkıp bir başıma ağlamaktı belki caddelerde, hayallerin kurulduğu ve düşlerin yok olmadığı, bu gözlerinse dolduğu, zamanın donduğu bir yerdeyim, düşünceler dumanlı dağlar aynı, gözse puslu, bir bakmışım mesafeler uzun ve tozlu, benimse yol yürür gider bir seyyah olurum, ne paranın bir değeri vardır aslında, ne de şerefle onurun…
Ameleydim eskiden şafak sökerdi her gün işe giderken, cebimde yoktu bir kuruş ve Üsküdar’ımın her bir yeri yokuş,
Her gün yeni bir suç, ittiler fakat ben olmadım tuş, kanatlı doğmamış kuş, vakit hiç geçmemişti, ben hep aynı yerde saydım,
Ekmekle vardı kavgam daha bir sertti günler ve geçmişeydi saygım, gelecekti kaygım, kelebekti kalbim,
Akar giderdim olsa bile bir derdim hep gülerdim ve ağladığımı görebilen bir annem birde ben, inceden bir perde vardı gözlerimde,
Göz görür fakat dilim susardı, ayaklarım, elim, kolumda bağlı, hayat bu dile kolay velâkin her bir yerine ağrı,
Ve kimi zaman düşündüm, aslında hiç üşenmedim ben hep düşündüm, hayata karşı dört silahşör hep güler sanmıştım,
Bu öyle lanet olası tos bir pembe ki bir baktım her şey ciddi ve hemen uyandım…
Gelsin hayat bildiği gibi gelsin, işimiz bu yaşamak,
Unuttum bildiğimi doğarken, umudum ölmeden hatırlamak…
Haziran 16th, 2009 | 01:44 |
Kaçak
Bu şehirde buldum buğday ellerini
Bu şehirde sevdim badem dillerini
Senle unuttum bütün ezberlerimi
Pişman değilim ama göçtüm kederden
Düşman değilim ama çöktüm erkenden
Bir daha bu yolları aynı hevesle yürür müyüm?
Kim bilir ne bekliyor kalır mıyım ölür müyüm?
Ne malum dünya gözüyle bir daha görür müyüm?
Tuhaf buluyorlar bu kaçak halimi
Seninle doldurdum yasak ihlalimi
Seninle kapattım aşk defterlerimi
Pişman değilim ama göçtüm kederden
Düşman değilim ama çöktüm erkenden
Bir daha bu yolları aynı hevesle yürür müyüm?
Kim bilir ne bekliyor kalır mıyım ölür müyüm?
Ne malum dünya gözüyle bir daha görür müyüm?
…
Haziran 16th, 2009 | 01:47 |
Kibir
Harcadım, hırpaladım çok
Çok zarar verdim beni affet
İnsan tuhaf ne hoyrat
Ne şaheser ne ilkel hayret
Bir canavar gibi bekliyor pusu da
Tıpkı bir volkan gibi kuyu pusu da
Kalbini kurban veriyor
Sen aşkın talibi o galibi
Olmaya tutku yok korkusu da
İkinci hayat var biliyor
Yan yan yanmam lazım
Daha yol almam lazım
Kendimden caymam lazım
Tuhaafff
Yan yan yanmam lazım
Daha yol almam lazım
Kendimden caymam lazım
Zooooorr
…
tuhafff / zorrrr._–
Haziran 16th, 2009 | 01:51 |
Lale Devri
Çok geç kalmışız canım, vakit bu vakit değil.
Eski radyolar gibi, çatıya saklanmış aşk.
Öyle sanmışız canım, artık ölümsüz değil.
Leyla ile Mecnun gibi, çoktan masal olmuş aşk.
Lale devri çocuklarıyız biz, zamanımız geçmiş.
Aşk şarabından kim bilir en son, hangi şanslı içmiş.
Lale devri çocuklarıyız biz, zamanımız geçmiş.
Aşk şarabından kim bilir en son, hangi şanslı içmiş.
Ben derim utanma iftihar et, sevmeyenler utansın.
Aşksızlığa mahkûm edildiyse, bu dünya yansın.
Ben derim utanma iftihar et, sevmeyenler utansın.
Aşksızlığa mahkûm edildiyse, bu dünya yansın.
Çok geç kalmışız canım, vakit bu vakit değil.
Eski radyolar gibi, çatıya saklanmış aşk.
Öyle sanmışız canım, artık ölümsüz değil.
Leyla ile Mecnun gibi, çoktan masal olmuş aşk.
Lale devri çocuklarıyız biz, zamanımız geçmiş.
Aşk şarabından kim bilir en son, hangi şanslı içmiş.
Lale devri çocuklarıyız biz, zamanımız geçmiş.
Aşk şarabından kim bilir en son, hangi şanslı içmiş.
Ben derim utanma iftihar et, sevmeyenler utansın.
Aşksızlığa mahkûm edildiyse, bu dünya yansın.
Ben derim utanma iftihar et, sevmeyenler utansın.
Aşksızlığa Mahkûm edildiyse, bu dünya yansın.
Haziran 16th, 2009 | 01:55 |
Pardon
Pardon, bakar mısınız ?
Tanışmıydık ?
Sevmişmiydim ben sizi hiç ?
Sevişmiş miydik?
Pardon daha önce konuşmuyduk ?
Yürüyüp çıkmazlarda yorulmuşmuyduk ?
Yüzünüz ne kadar da aşina !
Avucumun içine alıp öpmüş olabilirim
Gözünüz öyle uzak bakmasa
Sizi tanıdıgıma yemin ederim
Peki bu şarkıyı hatırlar mısınız ?
Pardon bakarmısınız ?
Adınız neydi sizin ?
Baş harfini gögsüme
yazmıs olabilirim
Pardon daha önce nerdeydiniz ?
Geçtiginiz yollara düşmüş olabilirim
Yüzünüz ne kadar da aşina !
Avucumun içine alıp öpmüş olabilirim
Gözünüz öyle uzak bakmasa
Sizi tanıdıgıma yemin ederim
Peki bu şarkıyı hatırlarsın
Haziran 16th, 2009 | 02:00 |
Unutmadım
Unutmadım unutamam
Kara sevdam merak etme
Yaşamaksa yaşadım lakin
Canımın çoğu kaldı sende
Pişman mıyım? asla
Güzelleştim yasla
Sevmedim mi sevdim evet
Senden sonra ihtirasla
Ama beni ciğerim yanar
Ten oyalanır can kanar
İki gözüm iki çeşme haberin yok
İçerime içerime akar
Benim ciğerim yanar
Ten oyalanır can kanar..
Unutmadım, unutamam kara sevdam merak etme
Yaşamaksa yaşadım lakin canımın çoğu kaldı sende..
Haziran 16th, 2009 | 02:02 |
Uslanmadım
Usanmadım, uslanmadım
Utanmadım karşılıksız sevmelerden
Açık yara misali yüreğimin hali
Aşktan başka bir şeye inanmadım
Öğrenmeli gönül yaşlanmayı
Dünya zamanıyla gün saymayı
Saldım semaya özgür en kara sevdayı
Aşktan başka bir şeye inanmadım
Bunalmadım, bulanmadım
Yoksa orman misali yanarmıydım
Aşkla ölmeseydim, aşka doğmasaydım
Kendimi masallara adar mıydım
Öğrenmeli gönül yaşlanmayı
Dünya zamanıyla gün saymayı
Saldım semaya özgür en kara sevdayı
Aşktan başka bir şeye inanmadım
Bunalmadım, bulanmadım
Yoksa orman misali yanarmıydım
Aşkla ölmeseydim, aşka doğmasaydım
Kendimi masallara adar mıydım
Haziran 16th, 2009 | 02:07 |
İtirafçı Olma
Hey, sakin ol kimseye söyleme
Kimene ! herkesin hayatı kendine
Bizse biliyoruz aşk tanık ister
Ama ne kadar çok seyirci
O kadar kaybeder
Bana güven dinle beni
itirafçı olma sakın
Yalanda söyleme sus yeter
Hey, duydun mu ?
Çok fazla tehlike var
Aşk hesapsızdır, savunmasızdır
Kolay kanar
Bizse biliyoruz ille de tanık ister
Ama ne kadar çok seyirci
O kadar kaybeder
Bana güven dinle beni
itirafçı olma sakın
Yalanda söyleme sus yeter
Haziran 19th, 2009 | 17:43 |
Sezen Aksu ile ilgili yazınız ve yorum şeklinde şarkı sözleri için çok teşekkür ederim.
Haziran 20th, 2009 | 19:58 |
rica ederim Ali.şarkı sözleri konu içine dahil olsa daha iyi olurdu anlamındamı yazdın.